Spoiler içeriyor
(Dizide tam olarak bir adları olmasa da ben birleşenler ve birleşmeyenler (individuals) olarak karakterleri sınıflandırdım. Yorumumu buna göre okuyabilirsiniz.) Dizi gerçekten inanılmaz başladı. İlk önce bir geri sayım bizi karşılıyor. Mors kodu tarzı dörde bölünen bir dizilim keşfediyorlar. Bu çok…devamı(Dizide tam olarak bir adları olmasa da ben birleşenler ve birleşmeyenler (individuals) olarak karakterleri sınıflandırdım. Yorumumu buna göre okuyabilirsiniz.)
Dizi gerçekten inanılmaz başladı. İlk önce bir geri sayım bizi karşılıyor. Mors kodu tarzı dörde bölünen bir dizilim keşfediyorlar. Bu çok ama çok uzaktan gelen bir haber gibi. Sonrasında bunu çözmeye çalıyorlar. Fakat bir farenin bir kadını ısırmasına kadar hiçbir şey anlamıyorsunuz. Sonrasında anlatılana göre bu dörtlü dizilim aslında RNA'nın dört organik bazını temsil ediyor; adenin, guanin, sitozin ve urasil. Bu ilk önce onu keşfeden bilim adamları tarafından çözülüyor ve sonra da uzun deneyler sayesinde bir farenin kadını ısırması sonucu yayılan bir virüsümüz oluyor. Herkesi birbirine bağlayan psişik bir yapıştırıcı görevi görüyor bu virüs. Herkesin zihninin bir olduğunu düşünebilirz aslında kısaca. Sense8 izleyenler az çok anlayabilir fakat burada 12 kişi dışında tüm Dünya'nın birbirine bağlı olması, her an her yerde olmalarından bahsediyoruz. Sense8'in çok daha hızlı ve gelişmiş versiyonunu düşünebilirsiniz.
Başrolümüz Carol bu birbirine bağlanmayan insanlardan sadece biri ve onun gibi 12 kişi daha var. Bu bağlanma aslında izlediğimiz andan yaklaşık bir ay önce başlamış fakat ordunun bunu keşfedip işlerine engel olmaya başlamasından dolayı işleri hızlandırmak zorunda kalmışlar. Bu hızlandırma sırasında da işler biraz kontrolünden çıkıyor ve 880 milyona yakın insan ölüyor. Bunların içinde Carol'un arkadaşı Helen de var. Fakat ölmeden önce onlara katıldığı için tüm anıları ve hisleri bağlananlarda mevcut. Bu ekipte bir yönetici yok, herkes eşit görülüyor fakat böyle demelerine rağmen bağlanmayanlara tapar gibiler. Aslında bağlananları bir kişi gibi düşünebiliriz. Herkesin anılarına ve duygularına sahip tek bir kişiye karşı bağlanmayan 12 kişi. Bağlanmayanların her hareketi, bağlananları etkiliyor. Sinirli ya da aşırı mutsuz olduklarında bir çeşit krize giriyorlar. Bilinçleri kapanıyor ve sadece titremeye başlıyorlar. Carol ilk bu krizin olmasına neden olduğunda onun yüzünden 11 milyona yakın kişi ölüyor. (Bu ölümler krizden dolayı değil de bilinçleri kapandığında oldukları yerden dolayı aslında. Mesela biri kriz anından helikopter sürüyorsa, muhtemelen orada ölmüş demektir.)
Carol tüm ingilizce bilen birleşmeyenlerle konuşuyor ve buna son vermeleri gerektiğini söylüyor fakat herkes hayatından memnun. Aslında herkes birleşmeyi istiyor ve bu Carol için büyük bir şok oluyor. Zosia, Carol ile en başından beri ilgilenen birleşenlerden biri. Carol'un yazdığı kitaptaki erkek karaktere çok benziyor fakat kendisi kadın. Carol bir gün Zosia ile konuşurken onlarla çok iletişime geçmeyen bir birleşmeyen olduğunu öğreniyor ve aradığı yardımın bu adam olacağına karar veriyor. Fakat adam sadece ispanyolca biliyor ve telefonları bile açmıyor. Carol kadar zengin değil, yiyecek çok az şeyi var fakat buna rağmen hiçbiriyle muhattap olmuyor. Ayrıca kendini iyice kitlemiş ve korkuyor, bu yüzden dışarı da çıkmıyor.
Hiçbir şeye hayır dememeleri ve yalan söyleyememelerinin kötülüğünü de gördük aslında. Bir el bombası istediğin dalgasını geçerken gerçekten getirdikleri için başına gelenleri izledik. Eroin bile istese kıza getiriyorlar. Böyle bir saçmalık olamaz. Fakat cevap vermedikleri çok spesifik bir soru var ve Carol da sadece bu sorunun cevabını istiyor. "Her şeyi nasıl tersine çeviririm?" Onlar cevap vermedikçe Carol çirkinleşmeye başlıyor ve en son bir noktada Carol ile aralarına mesafe koymaya karar veriyorlar. Sana karşı hislerimiz değişmedi ama biraz mesafe koymalıyız diyerek arabalara binip Carol'u terk ediyorlar.
Carol terk edildikten sonra diğer 12 kişiye neler olduğunu ve bulduğu ipuçlarını anlatan videolar hazırlıyor. Bu videolara onun için altyazı eklemelerini istiyor ve bir drone ile videoları alıyor birleşenler. Hiçbir şekilde Carol'un yanına gitmiyorlar yani. Biraz korktukları belli artık. Sonra Carol bir sürü kutu süt çöpü buluyor, yapıldığı fabrikaya gidiyor ve bir bakıyor ki kutuların içinde aslında süt yok. Tek besinlerinin bu tozla suyun karışımı içecek olduğunu fark ediyor. Sonra yine ipuçlarıyla bir depoya varıyor. Bu depoda biraz yiyecekle karşılaştıktan sonra vakumlanmış ceset parçaları bulmak bence Carol'a da sürpriz oluyor. Fakat bunun da bir açıklamasını yapıyorlar ve gerçekten çığlık atmak üzereydim bu sahnede artık. Bitkiler dahil canlı hiçbir şeyi öldüremeyeceklerini ve kalori eksiklerini telafi etmek için ölmüş insamları yediklerini açıkladıkları bir video izliyoruz. Human drived protein yani insan kaynaklı proteinlerin bulunduğu o sıvıyı içmek gibi bir telafiden bahsediyoruz. Yamyamlık resmen ve gerçekten bunun bile iyileştirilip romantize edilmeye çalışılmasını kaldıramıyorum. Ama bunları güzel bir ağlama seansından sonra atlatıyor ve öğreniyor ki Carol'un izni olmadan onı birleştiremezler. Bu yüzden Carol ilk defa rahat rahat takılmaya başlıyor.
Manousos ise Carol'a ulaşmaya çalışıyor. Hiçbir şekilde birleşenlerden yardım almayı kabul etmiyor ve ciddi yaralar aldığı bir yolculuk yapıyor. Bu sırada da ingilizce öğrenmeye çalışıyor ki Carol ile iletişim kurabilsin. Fakat bunlar yaşanırkan Carol artık yalnızlıktan kendini öldürme derecesine geliyor ve tek bir cümle kuruyor. 'COME BACK' Sonrasında özlediğimiz Zosia ve eskiden orada yaşayan tüm birleşenler geri dönüyor. Her şey güzel gidiyor, Carol etrafında birileri olduğu için daha mutlu ama biz pes ettiğini düşünürken bir anda onlar hakkında bildiklerini yazdığı tahtaya tekrar yazmaya başlıyor. İnsan yemeleri, beraber bir mekanda uyumaları, tasarufa verdikleri önemi, trenlerle yemek taşımalarını, her şeyin farkında olmalarını ama herkesin hissettiklerini hissetmemeleri, başka bir gezegendeki insanlara sinyal yolladıkları vs gibi her şeyi yazıyor. Pes etmiyor fakat bir yandan da Zosia'ya aşık olmaya başlıyor, we demesine deliriyor ve I demesini istiyor fakat onun için kitabına devam da ediyor. Carol'ın da inanılmaz kafası karışık aslında fakat hala buna son vermek istiyor. Ben de acaba her şey düzelse Zosia ve diğer birleşenler bunları hatırlayacak mı diye merak ediyorum.
Hala savaşan Carol ve Manousos'un aksine diğerlerinden bazıları birleşenlere katılmayı gerçekten istiyor ve buna izim veriyor. Carol hala istemese de Zosia'ya hissetikleirnden dolayı 900km kadar kendi başına gelen Manousos'u eli boş bırakıyor. Ona yardım etmiyor ve Zosia ile tatil yapmaya başlıyorlar. Gerçekten Carol'dan beklenmeyecek şeyler. Ama sonra dönüştürülmesi için tek yolun kocaman bir iğneyle poposundan kök hücre almak olmadığını fark ediyor. Eskiden Helen ile dondurdukları yumurtalıklarını birleşenler çoktan kullanmaya ve onu da kendilerine katmak için denemeye başlamış bile. Yaklaşık bir ayının kaldığını öğrenen Carol, evine geri dönüyor ve beraber dünyayj kurtarma çalışmalarına ikinci sezonda başlayacaklar gibi duruyor.
Bu kadar anlayışlı ve mutlu olmalarının nedeni acaba gerçekten herkesin her duyguyu ve her olayı yaşamış gibi olmasından mı kaynaklanıyor? Herkes birbirine ve bağlanmayanlara inanılmaz anlayışlı ve empati kurma kelimesini normalleştirecek davranışlar sergiliyor. Bunun tek nedeni evrende görülebilecek tüm duyguları hepsinin bağlanarak tatmış olması mı?
Ayrıca anlayamadığım bir şey daha var. Dizide birleşmeyenlerin bu hayatın güzelliğini savunması gibi izleyicilerden de bu tarz kişilerin olduğunu gördüm. Gerçekten büyük bir şoktu benim için çünkü bu hayatın gerçekten güzel olabileceğini düşünmek için ne yaşadınız?
İnanılmaz iyi bir dizi. Son zamanlardaki en iyi 'End of the World' temalı dizi hatta. Gerçekten bu kadarını beklemiyordum, hiçbir beklentim olmadan başlamıştım. Herkes çok seviyordu zaten. Dizide her şey adım adım anlatılıyor aslında. Birleşmeyenlerin sordukları sorularla biz de yavaş yavaş öğrenmeye başlıyoruz ve bu diziyi ayrıca içinden çıkılabilir bir hale döndürüyor. Kafamız allak bullak olmuyor ve gerçekten zevk alarak izlememizi sağlıyor. Karakter gelişimlerini de efsane buluyorum. Carol'un gelişimi cidden inanılmazdı bence. Baştaki Carol ile mizaç olarak aynı olsa da içinde çok ama çok fazla şey değişti. Helen'in yokluğuna bile alışamayacağını düşünüyordum. Önce olaya alıştı, insanlarla konuşabilmeye başladı. Sonra plan yapabilmeye başladı ve tüm birleşmeyenlerin karşısında tek başına dimdik durarak dünyayı kurtarma isteğini belirtti. Tek kaldı ama pes etmedi. Gerçekten kendiyle bile çok savaştı ve en cesaretli anından sonra, tüm birleşenler onu terk etti. 40 gün resmen dünyanın sonu gelmişken tek başına yaşamak zorunda kaldı. 40 gün o ses kaydını dinledi bir şey istemeden önce ve bu bile bence inanılmaz can sıkıcıydı. Kenini öldürmeyi bile denedi ve iyice ruhsuzlaştıktan sonra geri dönmelerini istedi. Geri döndüler, aşık olmaya başladı ama yine de pes etmedi. Ta ki başka bir birleşmeyen gelip, dünyayı kurtarmak için Carol'un şimdiye kadar davrandığından daha canice ve hırslı davranabileceğini gösterene kadar. Carol da istekliydi fakat ikisinin farkı birinin onları insandan bile saymamasıydı. Carol bilerek canlarını yakamazdı. Bilerek canlarını yakma düşüncesi Carol'u bile hedefinden saptırdı. Biraz normal yaşamaya çalıştı fakat sonrasında dönüşme özgürlüğünün elinde olmadığını öğrenince bu normal yaşam yine cehenneme döndü onun için. Sonunda eve geldi, hedefini hatırladı ve yine korkmaya başladı. Onlardan biri olmaktan korkmak Carol'u en iyi ayakta tutan şey oldu her zaman. Bu korku geri geldi ve ikinci sezonda nasıl herkesi kurtaracaklarını izlemek için sabırsızlanıyorum.
✔️10/10
'02.02.26~ 03.02.26