2026 (90. Film) Ve bu filmle birlikte iki sene üst üste dalya yapmama 10 film kaldı. Geçen sene çıkış sürecinde oldukça ses getiren Dwayne Johnson ve Emily Blunt'ın başrolünde yer aldığı ancak en azından Raf uygulamasından yeteri kadar ilgiyi üzerine…devamı2026 (90. Film)
Ve bu filmle birlikte iki sene üst üste dalya yapmama 10 film kaldı. Geçen sene çıkış sürecinde oldukça ses getiren Dwayne Johnson ve Emily Blunt'ın başrolünde yer aldığı ancak en azından Raf uygulamasından yeteri kadar ilgiyi üzerine çekememiş "The Smashing Machine" filmiyle sizlerleyim. 90'lı yılların sonunda geçen film eski UFC şampiyonu Mark Kerr'in hayat hikayesini anlatıyor. Kerr'in mesleğinin yanı sıra sevgilisi Dawn ile olan ilişkisini, alkol ve ilaç bağımlılıkları ile mücadelesine şahit oluyoruz.
Uzun zamandır merak ettiğim bir filmdi. Film her ne kadar Dwayne Johnson’a bireysel olarak bir Oscar kazandırmasa da "En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı" dalında ödülün sahibi oldu. Gerçekten de Johnson’ın Mark Kerr'e benzemesi için büyük ve başarılı bir çaba sarf edilmiş. Oyuncu seçimi noktasında da nam-ı diğer "The Rock" başarılı bir tercih olmuş. Emily Blunt'ın 90'lara özgü bir tarzla göz kamaştırdığını söylemesem olmaz. Ayrıca filmde başta Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonu Usyk olmak üzere birçok tanıdık dövüşçü de vardı. Dövüş sporlarını takip eden biri olarak beğendiğim bir detaydı.
Gelelim filmin biraz daha içerik kısmına. İzleyici sanırsam Mark (Dwayne Johnson) mı yoksa Dawn (Emily Blunt) mı haklı diye ikiye ayrılmış. Bana sorarsanız kesinlikle Dawn haklı. Evet Mark rehabilitasyon sürecini yeni yeni atlatırken arkadaşları ile çıkıp alkol alması vs. hatalı bir davranış hele ki bunu Mark'ın gözüne soka soka yapması itibariyle hatalı. Ancak Mark bana kalırsa Dawn'a hiçbir zaman insan gibi davranmadı. Üstüne üstlük Dawn'a "bana adam gibi davran" demesi kendisinin tavırlarını izleyince komik kaçtı. Yine aynı şekilde "tek önemsediğin şey kendinsin" gibi bir ifadesi var. Dawn Japonya'ya uçarken, diyetine uygun yemek yaparken, senin yanında olmak isterken gerçekten kendini mi düşünüyordu Mark? Ayrıca madem önemsemiyor o zaman o vazoyu ne yapıştırdı, kim için yaptı? Çocuk konusu var daha aralarında geçen bir de yani say say bitmez Dawn kesinlikle haklı ki kendisine kızdığım nokta ayrılsana şu adamdan. Elini sallasa ellisi diyebileceğimiz bir kadının Mark gibi bir insan ile birlikte olması çok acı.
Filmi bu kısma kadar dram ve psikolojik açıdan ele aldım. Önceliği o kısma verme sebebim film bir dövüş filminden ziyade dram filmi. Biraz da sportif kısmı hakkında konuşmam gerekirse birçok gerçek dövüşçünün de sahnesi olmasına rağmen ben dövüş adı altında çekilen sahneleri hiç beğenmedim. Nasıl adamlar 2002 yılında Yüzüklerin Efendisini yapmış diyerekten ağzımız açık izliyorsak yıl 2025'te yapılan bir filmin dövüş sahneleri de bu kalitede olmamalıydı. Filmin ikinci yarısındaki bir bölümde olmasa filmde antrenman sahnesi bile yok. Neyse ki ikinci yarıda sportif tarafa da biraz yüklenmek akla gelmiş (!) Ancak kareografiler vs. şahsen hiç beğenmedim. Ayrıca Dawn & Mark gerçek hayatta evlenmişler. Çocukları olduktan bir yıl sonra da boşanmışlar. Bu denli iki ayrı karakterin her şey rağmen neden evlendiklerini anlamak güç. Bu da akıllarda Dawn'ın çıkarı neydi sorusunu bırakıyor. Bir aşk ilişkisi olmadığı filmi izleyen herkesin görebileceği bir şey. Film doğruları anlatıyor olacak ki filmin sonunda Kerr'in kendisini de görüyoruz. Yanlış yansıtılan bir nokta olsa el atardı diye düşünüyorum.
Uzun zamandır bu denli detaylı bir analiz ile gelmemiştim. Dwayne Johnson & Emily Blunt farklı bir ikili olmuşlar. Onların hatrına izlenilir mi derseniz elbette izlenilir. Ancak beklentiye girmeden izlemeniz gerektiği konusunda sizi uyarmalıyım. Belli mi olur bu gönderi filmi izlemeyi düşünenlere ön ayak olur. Şimdiden izleyeceklere iyi seyirler.
6.5/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Dwayne Johnson, filmdeki Oscar getirdiğini belirttiğim Mark Kerr dönüşümü için her çekim günü tam 4 saat boyunca makyaj koltuğunda oturdu ve yüzüne, çenesine, burnuna o gerçekçi kırık-çökük hatları verebilmek için Hollywood'un en pahalı silikon protez maske teknikleri uygulandı.
2- Dwayne Johnson, kariyerinin bu en ciddi dram ve dövüş rolüne hazırlanırken çekimlerin hemen başında, ringdeki bir sert dövüş provası sırasında talihsiz bir şekilde dirseğini çok ağır yaraladı ve diz yırtılması yaşadı. Oyuncu çekimleri iptal etmek yerine dirseğindeki devasa şişlikle ve ağır ağrı kesicilerle sete çıkmaya devam etti.
3- Filmde efsane Ukraynalı dövüşçü Igor Vovchanchyn’i canlandıran Usyk, Dwayne Johnson ile karşılıklı oynadığı o ring sahnelerinde yumruklarının ayarını kaçırmamak için set arkasında aynalar karşısında günlerce gölge boksu yaptı.
4- Emily Blunt (Dawn Staplins), rolüne hazırlanabilmek için gerçek hayatta Mark Kerr'in eski eşi olan Dawn ile gizlice bir araya geldi ve onun o 90'lardaki bağımlılık sancıları çeken bir sporcunun yanında yaşadığı o ağır psikolojik şiddeti, o vazonun kırılma anındaki gerçek duyguları bizzat kendi ağzından dinleyerek senaryoya aktardı.
5- Filmin yönetmen koltuğundaki isim, daha önce Uncut Gems ve Good Time gibi insanı stresten bitiren o klostrofobik dram filmleriyle tanınan Benny Safdie'dir. Safdie, bu filmi çekerken Dwayne Johnson'a "Senden o 'The Rock' gülüşünü ve sempatikliğini tamamen silmeni istiyorum, bana ringde ve evde acı çeken çiğ bir adam lazım" diyerek onun o alışılagelmiş aksiyon imajını tamamen yıktı.
6- Filmin adı olan "The Smashing Machine" (Parçalama Makinesi), Mark Kerr'in 90'ların sonunda ve 2000'lerin başında UFC ve Pride şampiyonlukları sırasında rakiplerini acımasızca yere serdiği için dövüş dünyası ve hayranları tarafından ona takılan gerçek resmi lakabıdır.
7- Ring sahnelerinin gerçeğe yakın durması için stüdyo, 90'lardaki gerçek UFC hakemlerini ve yerel kafes dövüşçülerini figüran olarak sete davet etti; ancak yönetmenin dramatik anlatıya fazla odaklanması o sportif dövüş estetiğinin zayıf kalmasına neden oldu.
8- Dwayne Johnson ve Emily Blunt, bu filmden önce Disney'in büyük bütçeli aile-macera filmi Jungle Cruise'da birlikte başrol oynamışlardı. Oradaki o neşeli ve komik ikili kimyasından sonra bu filmde bu kadar ağır, karanlık ve toksik bir evlilik dramında karşı karşıya gelmeleri Hollywood kulislerinde yılın en şaşırtıcı oyuncu paslaşması olarak yorumlandı.
9- Filmde Mark Kerr’in ilaç ve ağrı kesici bağımlılığı sahnelerinde kullanılan o sahte tıbbi malzemeler ve haplar için sette gerçek bağımlılık danışmanları hekimler yer aldı; Johnson'ın o kriz anlarındaki vücut titremeleri ve göz kaymaları tamamen o tıbbi danışmanların direktifleriyle taklit edildi.
10- Emily Blunt, filmdeki o 90'ların meşhur saç stillerini ve parıltılı, kabarık ceket tarzlarını tam yansıtabilmek için kostüm ekibine bizzat kendi gençlik yıllarındaki eski aile albümlerinden fotoğraflar getirdi ve Dawn karakterinin kıyafetlerini o nostaljik çizgiye çektirdi.
11- Filmin yapımcılığını üstlenen bağımsız sinema devi A24 stüdyosu, kariyeri boyunca hep milyar dolarlık ana akım Hollywood aksiyonlarında oynayan Dwayne Johnson'ın hayatında ilk kez bu kadar düşük bütçeli, tamamen sanata ve drama odaklı bağımsız bir projede yer almasını sağlayan ana güç oldu.
12- "Dawn kesinlikle haklı, Mark ona hiçbir zaman insan gibi davranmadı" dediğim o ağır psikolojik tartışma sahnelerinin çekimleri sırasında, Benny Safdie oyuncuların o çiğ gerilimi yakalaması için kameraları oda kapılarının arkasına sakladı ve ikilinin uzun süre kesintisiz didişmesine izin verdi.
13- Filmde Mark Kerr’in en yakın dostu ve antrenörü olan, aynı zamanda dövüş dünyasının efsane ismi Mark Coleman’ı canlandıran aktör Ryan Bader, gerçek hayatta da eski bir ağır siklet Bellator şampiyonudur; yani filmdeki o sportif kadronun neredeyse tamamı gerçek dövüşçülerden kurulmuştur.
14- Mark Kerr'in gerçek hayatta alkol ve uyuşturucu batağına düşmesinin en büyük nedeni, o dönem dövüşlerde aldığı ağır darbelerin yarattığı kronik beyin hasarlarını ve dayanılmaz fiziksel acıları dindirebilmek için doktorların ona kontrolsüzce yazdığı o ağır reçeteli narkotik ağrı kesicilerdir.
15- Filmin o dövüş sahnelerindeki ışıklandırmalar ve ring atmosferi, 90'ların sonundaki o eski, dumanlı, yer altı boks salonlarının o çiğ ve mat havasını birebir taklit etmek için özel eski model lenslerle ve sarı floresan ışıklarla aydınlatıldı.
16- Gerçek Mark Kerr, çekimler boyunca sık sık stüdyoyu ve set karavanında Dwayne Johnson’ı ziyaret etti. Johnson, onun karşısında onun o en sefil, en zayıf ve Dawn'a karşı nankörlük ettiği o karanlık evreleri oynarken utandığını; ancak Kerr'in onun omzuna dokunup "Doğruları oyna, neysem onu göster" diyerek ona cesaret verdiğini itiraf etti.
17- Film vizyona girmeden önce Raf gibi sinema uygulamalarında ve ana akım mecralarda Dwayne Johnson'ın hep alıştığımız o "vurdulu kırdılı dev bütçeli aksiyon" filmlerinden biri gibi pazarlandığı için filmin saf bir dram olduğunu gören seyirciler sinemadan çıktıktan sonra büyük bir ters köşe şoku yaşadılar.
18- Filmin müziklerini, o Safdie kardeşlerin filmlerindeki o paranoit ve insanı boğan elektronik tınılarıyla tanınan ünlü müzisyen Daniel Lopatin yaptı. Müziklerin o ağır, melankolik dramatik yapısı senin de dediğin gibi filmin sportif yanını tamamen gölgede bıraktı.
19- Sahnede filmin sonunda gördüğümüz o gerçek Mark Kerr'in yaşlılık görüntüleri çekilirken, Kerr kameranın arkasına geçip Dwayne Johnson’a sarılmış ve "Kendi hayatımın bu kadar dürüstçe, hatalarımla ve Dawn’a çektirdiğim acılarla perdede devleştiğini görmek hayatımdaki en büyük kefarettir" diyerek gözyaşı dökmüştür.
20- Dwayne Johnson Mark Kerr rolünü aldığında ve Safdie ile anlaştığında, Dawn rolü için Emily Blunt’ı bizzat kendisi aramış ve "Kariyerimin en ciddi filminde yanımda sadece sen olmalısın" diyerek onu ikna etmiştir.
21- Emily Blunt, Mark ile olan o ev içindeki kavga ve çaresizlik sahnelerinde, gerçek Dawn’ın o dönem hissettiği o "kapana kısılmışlık" duygusunu yansıtabilmek için birçok repliği senaryoya bağlı kalmadan anlık doğaçlamalarla geliştirmiştir.