Daha önce başınıza gelmiştir, birine gelecekle ilgili bir planınızı anlattığınızda o iş bir türlü gerçekleşmez... İşte bunun bilimsel bir sebebi varmış. Hedeflerinizi ve hayallerinizi birisine anlattığınız zaman, başarma ihtimaliniz neredeyse yarı yarıya düşüyor. New York Üniversitesi'nden psikolog Peter Gollwitzer'ın yaptığı…devamıDaha önce başınıza gelmiştir, birine gelecekle ilgili bir planınızı anlattığınızda o iş bir türlü gerçekleşmez... İşte bunun bilimsel bir sebebi varmış.
Hedeflerinizi ve hayallerinizi birisine anlattığınız zaman, başarma ihtimaliniz neredeyse yarı yarıya düşüyor. New York Üniversitesi'nden psikolog Peter Gollwitzer'ın yaptığı bir deney de bunu kanıtlar nitelikte. Araştırmada; hedeflerini başkalarıyla paylaşanlar ortalama yalnızca 1.9 gün çalışabilirken, planlarını tamamen gizli tutanlar 2.7 gün boyunca çalışmaya devam ediyor.
Bilim dünyasında bunun adı: Erken tamamlanmışlık hissi.
Bunun temel nedeni ise dopamin. Beyin, ödülü aldığında değil, aslında onu beklerken dopamin salgılamaya başlar. Sen hedefini anlatıp çevrenden onay, övgü ya da alkış aldığında, beynin o tatmin duygusunu erkenden yaşıyor. Ödülü peşin alan zihin, işi zaten başarmış gibi hissedip dosyayı kapatıyor. Haliyle, hedefin gerektirdiği o zorlu ve disiplinli çalışmayı yapma motivasyonunu anında kaybediyorsun.
Bu meselenin kişisel psikolojiye bakan tarafı. Diğer bir çok açıdan farklı yankılarını konuşursak; Aslında bu deneyden çok daha evvel, Peygamberimiz ﷺ hem zihnimizi korumanın hem de işimizi neticeye ulaştırmanın sırrını bize şöyle özetlemiş:
“İhtiyaçlarınızı, sırrınızı saklamak suretiyle başarıya ulaştırınız. Çünkü, her nimet sahibi kıskanılır." (Taberani, Mucemu's-Sağir, 2/149)
Henüz tohum aşamasında olan, filizlenmemiş bir fikri veya işi insanlara anlatmak, o zayıf tohumu hasetçilerin yakıcı bakışlarına maruz bırakmaktır. Belki de çoğu zaman üzerimize sinen o açıklayamadığımız isteksizlik ve tembellik, tamamen bu durumun bir ürünüdür. İbnü'l-Kayyim, "Nimetini hasetçiden gizlemek, ona karşı yapacağın en büyük savunmadır" der.
Sûfiler ise bu hadisi "Kenz-i Mahfî" (Gizli Hazine) ahlakı ile bağdaştırırlar. Onlara göre bir işin içine ne kadar çok insan gözü ve takdiri girerse, o işin ihlası (yani sadece Allah rızası için yapılma kalitesi) o kadar bozulur. Yani herkese anlatılan işe karışacak herhangi bir riya, kaygı, niyet bozulması işin manevi omurgasını çökertir.
Şafiî alimleri, bir kimsenin hayırlı planlarını sadece fikrine güvendiği, kendisini samimiyetle destekleyecek ehil kimselere açabileceğini, bunun dışındaki genel kitleye karşı ise sır tutucu olunması gerektiğini savunur.
Fıkhî olarak bir işi gizlemek farz değildir; ancak işin başarıyla sonuçlanması, ruh sağlığının korunması, toplumda kıskançlık krizlerinin önlenmesi ve nazardan korunmak için müstehap ve sünnete uygun bir tedbir olarak kabul edilir.
Özetle; ister bilimin dopamin tuzağı diyelim, ister kıskançlık ve nazar... Beynimizi sahte övgülerle kandırmadan, planlarımızı açık ederek kendi hedeflerimizi sabote etmeyelim. Bırakalım başarılarımız konuşulsun.