2026 (94. Film) Başrolde Jennifer Lawrance'ın yer aldığı 2022 yapımı dram filmi. Çok uzun olmayan bir film arayışındayken yollarımız kesişti. Jennifer'ı görünce de hayır diyemedim açıkçası. Film Lynsey (Jennifer Lawrance) isimli genç bir kadının Afganistan'da el yapımı patlayıcı ile havaya…devamı2026 (94. Film)
Başrolde Jennifer Lawrance'ın yer aldığı 2022 yapımı dram filmi. Çok uzun olmayan bir film arayışındayken yollarımız kesişti. Jennifer'ı görünce de hayır diyemedim açıkçası. Film Lynsey (Jennifer Lawrance) isimli genç bir kadının Afganistan'da el yapımı patlayıcı ile havaya uçması sonucu geçirdiği beyin kanaması ve sonrasındaki travma sürecini anlatıyor. Bu süreçte tanıştığı kendisi gibi travmaları olan James ile ikili ilişkilerine tanık oluyoruz.
Doğrusunu söylemek gerekirse film çok "yüzeyseldi." Filmde yaşanan her şeye tamamen yönetmenin bize karakterler aracılığı ile anlattığı kadarıyla şahit oluyoruz. Ne askeri herhangi bir sahne var ne James'in yaptığı kazaya dair ne kız kardeşine ait hiçbir görsel sahne bulunmuyor. Bu da hikayeyi bir noktada durağanlaştırmış. Filmin süresini 15 dakika daha fazla yapıp giriş sahnesi olarak patlama anını yaşatsalar, James'in kaza sahnesine de hiç yoktan bir flashback atılsa ortaya çok daha kaliteli bir iş çıkarmıştı. Lynsey'in annesinin umursamaz anne profiline dikkat çekmek için birkaç sahneye yer verilmişti ancak onlarda aynı şekilde tatmin etmedi. Yönetmen bazı sahneleri kesmeden uzun tutmak istemiş. Fakat karakterin içinde bulunduğu psikoloji bana yine de geçmedi. Brian Tyree Henry'i daha geçen gün "Suikast Treni" filminde de izlemiştim. Başarılı oyuncunun Lawrance ile birlikte bu filmde de rolünün hakkını verdiğini düşünüyorum. Ancak ikilinin performansı filmi ne kadar taşımış orası biraz şaibeli.
Özetle süresine rağmen film pek tatmin etmedi. İzledikten sonra damakta bir tat bırakmıyor, film aynı tuzsuz yemek gibi dersem sanırım demek istediğimi anlatmış olurum.
6.0/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Film, Jennifer Lawrence'ın o dev bütçeli Hollywood stüdyolarından ve Hunger Games tarzı serilerden tamamen sıyrılıp, kendi kurduğu bağımsız yapım şirketi Excellent Cadaver çatısı altında yapımcılığını bizzat üstlendiği ve iplerini elinde tuttuğu ilk kilit projesidir.
2- Filmin o durağan tarzının asıl nedeni, yönetmen koltuğunda oturan Lila Neugebauer’ın aslında sinema kökenli olmaması ve Hollywood kariyerinden önce Broadway’de kapalı gişe oyunlar yöneten çok ünlü bir tiyatro yönetmeni olmasıdır.
3- Filmin ilk senaryo taslaklarında Brian Tyree Henry’nin canlandırdığı James karakteri aslında sadece tek bir sahnede görünüp kaybolacak sıradan bir araba tamircisiyken, Jennifer Lawrence aktörün oyunculuk dehasına hayran kalıp senaryoyu tamamen baştan yazdırarak onu filmin ana ikinci başrolü haline getirdi.
4- Çekimler 2019 yılında New Orleans’ta başlamışken, küresel pandeminin patlaması nedeniyle set tam iki yıl boyunca tamamen durduruldu; bu iki yıllık zorunlu arada Jennifer Lawrence evlendi, çocuk sahibi oldu ve kurgu masasına geri döndüğünde filmin birçok dramatik sahnesini yeniden çektirdi.
5- Brian Tyree Henry, bu filmdeki o bacağını kaybetmiş, acı çeken James performansı sayesinde sinema dünyasının en prestijli ödülü olan Akademi (Oscar) Ödülleri’nde "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" dalında adaylık elde ederek kariyerinin zirvesine ulaştı.
6- Jennifer Lawrence, canlandırdığı Lynsey karakterinin o patlama sonrası beyin kanaması ve motor becerilerini kaybetme sahnelerini gerçeğe birebir uydurabilmek için, ordu hastanelerinde tedavi gören gerçek gazi askerlerle ve nörolog hekimlerle aylarca klinik provalar yaptı.
7- Filmin orijinal adı çekimler boyunca aslında "Red, White and Water" (Kırmızı, Beyaz ve Su) olarak belirlenmişti; ancak A24 stüdyosu filmin o New Orleans’taki iki yakayı birbirine bağlayan o meşhur dev köprüden ilham alması için adını son anda "Causeway" olarak değiştirdi.
8- Patlama ve kaza anları için prodüksiyon ekibi aslında bütçe ayırmış; ancak tiyatro kökenli yönetmen Lila Neugebauer, "Savaşın çiğ görselliğini değil, travmanın zihindeki o dilsiz sessizliğini işlemek istiyorum" diyerek o aksiyon sahnelerini çekmeyi bilerek reddetmiş.
9- Lynsey’in umursamaz ve soğuk annesini canlandıran usta aktris Linda Emond, çekimler boyunca Jennifer Lawrence ile o yapay ve kopuk anne-kız kimyasını koruyabilmek için set aralarında Lawrence ile yan yana gelmemeye özel gayret gösterdi.
10- Jennifer Lawrence, filmde Lynsey'in evlerin havuzlarını temizlediği sahnelerde kullanılan o kimyasal temizlik aletlerini ve havuz vakum makinelerini gerçeğe sadık kalabilmek için New Orleans'taki yerel bir havuz temizlik şirketinden günlerce uygulamalı ders alarak bizzat kendisi kullandı.
11- Brian Tyree Henry, canlandırdığı James karakterinin o protez bacakla yürüme ve topallama sahneleri için set arkasında fizyoterapistler eşliğinde çalıştı ve o ağırlık merkezini tam verebilmek için çekimler boyunca sağ ayakkabısının içine özel yapım ağır demir plakalar yerleştirtti.
12- Film, dünya prömiyerini dünyanın en prestijli sinema etkinliklerinden biri olan Toronto Uluslararası Film Festivali’nde yaptı ve eleştirmenler tarafından iki başrolün oyunculuk uyumu nedeniyle dakikalarca ayakta alkışlandı.
13- Lynsey’in hapishanede olan ve sadece işaret diliyle anlaştığı işitme engelli erkek kardeşi Justin karakterini oynayan aktör Russell Harvard, gerçek hayatta da tamamen işitme engelli olan ve Broadway sahnelerinde devleşen çok başarılı bir tiyatro sanatçısıdır.
14- Jennifer Lawrence, film boyunca yüzünde neredeyse sıfır makyajla oynadı; görüntü yönetmeni onun o gazi kadın asker psikolojisindeki o uykusuz, çökmüş ve paranoit yüz hatlarını en çiğ haliyle kameraya yansıtabilmek için doğal gün ışığı dışındaki yapay set ışıklarını minimumda tuttu.
15- Filmin o "damakta tat bırakmıyor, çok durağan" dediğim ritmini destekleyen o melankolik ve minimalist müzikleri, Hollywood'un bağımsız dramalarındaki o sade tonlarıyla tanınan ünlü kadın besteci Alex Weston tarafından sadece çello ve piyano kullanılarak bestelendi.
16- Brian Tyree Henry, filmde havuz kenarında Jennifer Lawrence ile oturup geçmişteki o feci kaza anını ve yeğenini nasıl kaybettiğini anlattığı o en kilit ve uzun dramatik sahnede, duygusal yoğunluğu bozmamak adına yönetmenden sahneyi hiç kesmeden tek seferde kaydetmesini rica etti.
17- Filmin yapım ortaklarından olan ünlü bağımsız sinema şirketi A24, filmin dağıtım ve dijital yayın haklarını küresel çapta büyük bir kitleye ulaştırabilmek için teknoloji ve medya devi Apple Original Films ile devasa bir ortaklık anlaşması imzalayarak filmi Apple TV+ platformuna taşıdı.
18- Filmin kurgu odasındaki montaj süreci, Jennifer Lawrence’ın o iki yıllık pandemi arasında karakterden uzaklaşması ve sahnelerin o "tuzsuz yemek" kıvamındaki o aşırı sade havasını dengelemek adına tam 6 ay boyunca milimetrik bir titizlikle sürdürüldü.
19- Sahnede filmin o en son karesinde Lynsey'in James'in evine gidip ona "Birlikte bir bira içelim mi?" diyerek o yalnızlık prangasından kurtulmaya adım attığı o umut dolu kapanış karesi çekildikten sonra, Jennifer Lawrence tüm New Orleans set ekibine kendi cebinden çok büyük bir yerel veda yemeği ısmarlamıştır.
20- "Lynsey" ismi eski Germen dilinde "sulak alandan gelen, sakin liman" anlamına gelir ki film boyunca onun o havuz sularında huzur aramasıyla harika bir tezatlık/bağ oluşturur.
21- James karakterini oynayan Brian Tyree Henry, filmin çekildiği New Orleans şehrinde uzun yıllar yaşamış bir isimdir. Aktör, karakterinin o güneyli, sıcak ama kırgın aurasını yansıtırken kendi gerçek şehir gözlemlerinden çokça yararlanmıştır.