Betül Şükür'ün 'Nilgün Marmara- Yabancıların En Yakınıydın Sen' (Nilgün Marmara'yı anlattığı kitap) kitabı uygulamada yok. Bu şekilde birazcık anlatmış olayım kitabı: ☆Nilgün: "Çivit renginde, koyu mavi veya lacivert anlamına gelir. Nilgün'ün çok güzel, farklı mavi gözleri olduğu için bu adı…devamıBetül Şükür'ün
'Nilgün Marmara- Yabancıların En Yakınıydın Sen' (Nilgün Marmara'yı anlattığı kitap) kitabı uygulamada yok. Bu şekilde birazcık anlatmış olayım kitabı:
☆Nilgün: "Çivit renginde, koyu mavi veya lacivert anlamına gelir. Nilgün'ün çok güzel, farklı mavi gözleri olduğu için bu adı vermiş ona ailesi.
13 Şubat 1958 Perşembe günü evin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. (Ablası Aylin)
Bulgaristan göçmenidir ailesi.
Cemal Süreya "Çılgın Zelda" diyor ona. Amerikalı yazar Scott Fitzgerald'ın çılgınlıklarıyla ünlü eşi "Zelda" ya benzettiği için. ♡
O çılgın Zelda 29 yıl dayanabildi dünyaya.
(13 Ekim 1987 Salı günü Kadıköy Kızıltoprakta olan evinde. Terra Rossa derdi bu evin bulunduğu yere ve o evin 6. katından bir kuş gibi bıraktı kendini. Hiçbir şekilde tedaviyi kabul etmedi, gerek duymadı sanırım.)
●Betül Şükür'ün hazırladığı bu kitap; Nilgün Marmara'nın mektuplarından, günlüklerinden parçalar, şiirleri ve ona dair tanıklıkları bir araya getiren biyografik bir kitaptır. Ayrıca onun dışında da ona birçok anlamda benzeyen, onun gibi bipolar hastalığı olan ve intihar eden birçok yazara da değinir.
Kitap, Nilgün Marmara'nın iç dünyasını anlatır. Çocukluğundan başlayarak üniversite yıllarına, eşine, dostluklarına, şiire olan tutkusuna ve giderek ağırlaşan yalnızlığına kadar hayatının birçok dönemine değinir. Onun dışarıdan sessiz ve zarif görünen ama içinde sürekli sorgulayan, dünyaya yabancı hisseden bir insan olduğunu görürüz bu kitapla. Yıllarca herkesten gizli şiirler yazar. Özellikle İngiliz şair Sylvia Plath'e duyduğu hayranlık ve onun üzerine yaptığı çalışma, kendi ruh hâlini anlamada önemli bir yer tutar. Betül Şükür de bu kitapta Sylvia için yazılan kitaba dair birçok bilgi verir kitabın ilerleyişi işleyişi hakkında.
Mektuplarında arkadaşlarına, eşine ve çevresine karşı sevgisini gösterirken aynı zamanda derin bir yalnızlık ve anlaşılmama hissi de hissedilir. Günlüklerinde ise yaşam, ölüm, zaman, özgürlük ve insanın varoluşu üzerine düşüncelerini paylaşır.
Nilgün Marmara şiirlerinde sanki hep kendi kendisiyle konuşuyor ve kafası son derece karışık. Ne düşünüyor, nasıl düşünüyor, hangi şeyleri bir arada ve ne şekilde düşünüyor, anlaşılması çok zor ilk etapta en azından.
Bir iki iş deneyimi oluyor ama hemen sonra bunları yapamayacağını anlayıp kendini tamamen okumaya ve yazmaya veriyor. Çünkü onu ayakta tutan tek şey bunlar bir yerden sonra.
Kitap ilerledikçe, Nilgün Marmara'nın yaşama karşı ilgisinin giderek azaldığı, ruhsal olarak daha karanlık bir döneme girdiği görülür. Ve bu durumun böyle olmasındaki belki de en büyük etki evlendikten sonra mühendis eşi Kağan
Önal ile onun işi için gittiği Libya'ya onunla birlikte gitmesi, oradaki çöl yaşamı olmuştur. O çöl onun bedeninde ve ruhunda geçmeyecek yaralar açar. Ve sonunda İstanbula döndükten sonra ve belki de kitapları artık yayımlanıp, iyi bir şair olarak bilinecekken yaşamına son verir. Betül Şükür sadece bir "intihar hikâyesi" olarak anlatmaz onun hikayesini; daha çok onun hayata, insanlara ve kendisine karşı bitmeyen arayışını göstermeye çalışır.
Ve son sayfalarda da aslında ona ait olmayan ama onun adıyla paylaşılan cümleleri belirtir:
"Ben babamın yuvarladığı taşın altında kaldım." (Ingeborg Bachmann'ın Malina kitabından)
"Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" (Anonimdir, Ece Ayhan'n çocuk şiirinde geçer)
"Maskelerinizi Kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın. Hepiniz mezarısınız kendinizin."
(Bu dizeler, Nilgün Marmara Metinleri ve Fragmanlar kitabının yazarı Serdar Aydın'a aittir.)
Başlangıç/ Bitiş:
4 Temmuz Cumartesi
5 Temmuz Pazar-2026