isminde kemal olan bir yazarımızın kötü kitap yazmayacağı aşikar.. kemal tahir, çankırı ilinin kurşunlu ilçesine bağlı yamören köyünün ahalisinin geleneklerini, alışkanlıklarını, düşünce biçimlerini ve yaşam koşullarını mustafa ve vahit adlı iki gencin platonik aşkı ekseninde ele alıyor. öncelikle söylemek gerekir…devamıisminde kemal olan bir yazarımızın kötü kitap yazmayacağı aşikar..
kemal tahir, çankırı ilinin kurşunlu ilçesine bağlı yamören köyünün ahalisinin geleneklerini, alışkanlıklarını, düşünce biçimlerini ve yaşam koşullarını mustafa ve vahit adlı iki gencin platonik aşkı ekseninde ele alıyor. öncelikle söylemek gerekir ki yazarımız anadolu'yu su gibi yutmuş. kitabı zaten gözlem yaparken kafasında bitirmiş.
türk edebiyatı, anadolu, köy yaşamı ve sıradan insanların hayatını okumaktan çok keyif alıyorum. aradığım kitap bu. kemal tahir'in kalemi de yaz gecesinin hafif esintileri gibi. inanılmaz bir gerçekçilik, diyaloglar doğallığın sınırını zorluyor. yaşantılar ise hiç yabancı değil. anlatmadan önce tavsiye etmek istiyorum.
ilk değinmek istediğim konu, köy insanının çelişkili ahlak mefhumu.. köyde mahremiyetin hiçe sayıldığı konuşmalar, evli kadının gizlice yatağına girmeler, dedikodular, iftiralar, yalanlar, cinsel imalı konuşmalar ve sadece cinselliğe dayanmış adetler varken oruç bozmaktan ölesiye korkan bir zihniyet var. oruç bozmak basit bir günah demiyorum tabiki ama diğer hususların hiçe sayılması tutarsızlık barındırıyor. bu davranış bu gün itibarıyla köy sınırlarını da aşmış durumda. gözleri kimin bir kusur işlediğini arayanlar genelde halihazırda bir kusur işleyenler oluyor.
köylü, köylüyü de sevmiyor en nihayetinde. komşusunun düşmesini, gurbetten rezil ve harap olmuş şeklide dönmesini gözlüyor. düğün töreninde birlik olunuyor, yardımlaşma yapılıyor ancak bunlar ya gösteriş için ya da yılardır süregelen adeti bozan kişi olarak
sohbetlere meze olmak korkusundan.
gösteriş merakı belki de köylünün en kötü davranışı. her hareketleri, yakınlarını imrendirmek gayesi güdüyor. bizzat şahit oluyorum, hala öyle..
dışarıya kedi içeriye aslan kesilen bir haslet..
hala devam etmekte.
bu habis fıtratın sebebinin eğitimsizlik ve çok ezilmişlik olduğu ileri sürülüyor. ki çok da haklı olarak. onlar da zaten bunun farkında ama elden gelen bir şey yok.
düğün adetleri çok ilginçti, kalbur çıkarma, dibek dövme, şerbet içme, genç kızların ata binmesi, gerdek gecesi nöbeti, köyü gezerek bahşiş toplama gibi 1 hafta süren bir merasim var. hem hoşuma gitti hem de çok yorucu buldum. okuması zevkli ama beni geriyor böyle ortamlar. bilmiyorum, hala devam ediyor mu bu adetler?
ikinci kısımda sevdiğini başkası alınca mustafa, gurbete gidiyor. gurbet bölümünü galiba daha çok sevdim diyebilirim. mustafa ile gurbet zorluğunu bende çektim. köylü köylüyü gurbette bile istemiyor. çocukluk arkadaşın bile gurbette sana sırt çeviriyor, zorluk durumunda. bu kısımda inşaat ortamının tasviri çok iyiydi.
okurken ağzımın açık kaldığı yerler oldu. genelde olumsuz şeyler yazsamda kitabı çok sevdim. ne zaman hollywood filmleri ve dünya edebiyatının hikayeleri arasında boğulsam, türk edebiyatı ile nefes alırım. küçük bir not defteri aldım, sıcağı sıcağına yeni öğrendiğim kelimeleri, anlık düşüncelerimi not ediyorum, inşallah bırakmam bu alışkanlığı..