bu kadar hızlı okuyacağımı tahmin etmiyordum. ancak cümlelerin arasında sanki nokta ve virgül yokmuş gibi sayfalar tek nefeste okunabildiği için bir çırpıda bitti. güzel kitaplara denk gelince sindire sindire okumak isterim ama kitapta iç içe çok hikaye ve karakter olduğu…devamıbu kadar hızlı okuyacağımı tahmin etmiyordum. ancak cümlelerin arasında sanki nokta ve virgül yokmuş gibi sayfalar tek nefeste okunabildiği için bir çırpıda bitti. güzel kitaplara denk gelince sindire sindire okumak isterim ama kitapta iç içe çok hikaye ve karakter olduğu için ara verirsem kaybolurum diye neredeyse kitabı içtim. tarihi ve mistik hissettiren bir kitap. zaman zaman hasta olunduğunda yüksek ateşin etkisiyle görülen düşlere benziyor nitekim düş görmek eserin büyük bir parçası.. şimdi yazarın hangi kitabı ile devam etsem diye düşünüyorum, çünkü çok keyif aldım.
isminde kemal olan bir yazarımızın kötü kitap yazmayacağı aşikar.. kemal tahir, çankırı ilinin kurşunlu ilçesine bağlı yamören köyünün ahalisinin geleneklerini, alışkanlıklarını, düşünce biçimlerini ve yaşam koşullarını mustafa ve vahit adlı iki gencin platonik aşkı ekseninde ele alıyor. öncelikle söylemek gerekir…devamıisminde kemal olan bir yazarımızın kötü kitap yazmayacağı aşikar..
kemal tahir, çankırı ilinin kurşunlu ilçesine bağlı yamören köyünün ahalisinin geleneklerini, alışkanlıklarını, düşünce biçimlerini ve yaşam koşullarını mustafa ve vahit adlı iki gencin platonik aşkı ekseninde ele alıyor. öncelikle söylemek gerekir ki yazarımız anadolu'yu su gibi yutmuş. kitabı zaten gözlem yaparken kafasında bitirmiş.
türk edebiyatı, anadolu, köy yaşamı ve sıradan insanların hayatını okumaktan çok keyif alıyorum. aradığım kitap bu. kemal tahir'in kalemi de yaz gecesinin hafif esintileri gibi. inanılmaz bir gerçekçilik, diyaloglar doğallığın sınırını zorluyor. yaşantılar ise hiç yabancı değil. anlatmadan önce tavsiye etmek istiyorum.
ilk değinmek istediğim konu, köy insanının çelişkili ahlak mefhumu.. köyde mahremiyetin hiçe sayıldığı konuşmalar, evli kadının gizlice yatağına girmeler, dedikodular, iftiralar, yalanlar, cinsel imalı konuşmalar ve sadece cinselliğe dayanmış adetler varken oruç bozmaktan ölesiye korkan bir zihniyet var. oruç bozmak basit bir günah demiyorum tabiki ama diğer hususların hiçe sayılması tutarsızlık barındırıyor. bu davranış bu gün itibarıyla köy sınırlarını da aşmış durumda. gözleri kimin bir kusur işlediğini arayanlar genelde halihazırda bir kusur işleyenler oluyor.
köylü, köylüyü de sevmiyor en nihayetinde. komşusunun düşmesini, gurbetten rezil ve harap olmuş şeklide dönmesini gözlüyor. düğün töreninde birlik olunuyor, yardımlaşma yapılıyor ancak bunlar ya gösteriş için ya da yılardır süregelen adeti bozan kişi olarak
sohbetlere meze olmak korkusundan.
gösteriş merakı belki de köylünün en kötü davranışı. her hareketleri, yakınlarını imrendirmek gayesi güdüyor. bizzat şahit oluyorum, hala öyle..
dışarıya kedi içeriye aslan kesilen bir haslet..
hala devam etmekte.
bu habis fıtratın sebebinin eğitimsizlik ve çok ezilmişlik olduğu ileri sürülüyor. ki çok da haklı olarak. onlar da zaten bunun farkında ama elden gelen bir şey yok.
düğün adetleri çok ilginçti, kalbur çıkarma, dibek dövme, şerbet içme, genç kızların ata binmesi, gerdek gecesi nöbeti, köyü gezerek bahşiş toplama gibi 1 hafta süren bir merasim var. hem hoşuma gitti hem de çok yorucu buldum. okuması zevkli ama beni geriyor böyle ortamlar. bilmiyorum, hala devam ediyor mu bu adetler?
ikinci kısımda sevdiğini başkası alınca mustafa, gurbete gidiyor. gurbet bölümünü galiba daha çok sevdim diyebilirim. mustafa ile gurbet zorluğunu bende çektim. köylü köylüyü gurbette bile istemiyor. çocukluk arkadaşın bile gurbette sana sırt çeviriyor, zorluk durumunda. bu kısımda inşaat ortamının tasviri çok iyiydi.
okurken ağzımın açık kaldığı yerler oldu. genelde olumsuz şeyler yazsamda kitabı çok sevdim. ne zaman hollywood filmleri ve dünya edebiyatının hikayeleri arasında boğulsam, türk edebiyatı ile nefes alırım. küçük bir not defteri aldım, sıcağı sıcağına yeni öğrendiğim kelimeleri, anlık düşüncelerimi not ediyorum, inşallah bırakmam bu alışkanlığı..
3. bölümdeyim, aradığım şey tam olarak bu. ingiltere kırsalı, yemyeşil manzaralar, masalsı bir kasaba, sevimli hayvanlar ve hemen bağ kurabileceğiniz munis karakterler. asistan bir veterinerin uzman veterinerin yanında işe başlamasını ve oradan oraya seyahat ederek kasabadaki hayvanları tedavi etmesini konu…devamı3. bölümdeyim, aradığım şey tam olarak bu. ingiltere kırsalı, yemyeşil manzaralar, masalsı bir kasaba, sevimli hayvanlar ve hemen bağ kurabileceğiniz munis karakterler. asistan bir veterinerin uzman veterinerin yanında işe başlamasını ve oradan oraya seyahat ederek kasabadaki hayvanları tedavi etmesini konu alıyor. kendi kendime ödül sistemi uygulayarak izliyorum. umarım hep böyle güzel gider. kesinlikle tavsiye ederim. terapi gibi bir yapım.
yılın ilk okuduğum kitabının yarınki vize için olması düşündürücü ve üzücü. ilişkiler adına fikir ve rehber edinmek isteyenler için yol gösterici bir eser. herkesin sıkılmadan okuyabilmesi amacıyla akademik tabirlere boğmadan akıcı ve ve açık bir dille yazılmış. kendiniz hakkında çıkarım,…devamıyılın ilk okuduğum kitabının yarınki vize için olması düşündürücü ve üzücü. ilişkiler adına fikir ve rehber edinmek isteyenler için yol gösterici bir eser. herkesin sıkılmadan okuyabilmesi amacıyla akademik tabirlere boğmadan akıcı ve ve açık bir dille yazılmış. kendiniz hakkında çıkarım, yorum yapabilir bazı durumları açıklığa kavuşturabilirsiniz. bağlanma ve bağımlılık kavramını ayırt edebilir, kendi bağlanma stilinizi keşfedebilirsiniz.
birbirinden farklı aile üyeleri, yol hikayesi, aile olma, absürtlük ve dram unsurları ile aslında bir yere kadar eğlenceli ve sakin bir şekilde gidiyordu lakin güzellik yarışmasına dek. çok rahatsız etti beni. film izlerken elektrik kesintileri de yaşandığı için o öfkeyle…devamıbirbirinden farklı aile üyeleri, yol hikayesi, aile olma, absürtlük ve dram unsurları ile aslında bir yere kadar eğlenceli ve sakin bir şekilde gidiyordu lakin güzellik yarışmasına dek. çok rahatsız etti beni. film izlerken elektrik kesintileri de yaşandığı için o öfkeyle normal rahatsızlık seviyesinden iki-üç derece fazla rahatsızlık duydum. sektöre eleştiri diyip geçebiliriz ama eleştiri olması rahatsızlık vermeyeceği anlamına gelmez. birde son sahneler olduğu için kalıcılığı daha fazla olur bu hissiyatın. belki bir zaman sonra daha adil değerlendirebilirim. şimdilik beklentiyi hiç etti.
kendisini ciddiye almadan derin konular anlatan filmleri, içinde kopan fırtınaları kahkahalarıyla örtmeye çalışan insanlara benzetiyorum. bu filmde de komedi hakim ama her zaman kendisini hatırlatan bir hüzün mevcut. aslında filmi izleme sebebim elizabeth olsen'in oynamasıyla konusunun ilginç olmasıydı. aşka ve…devamıkendisini ciddiye almadan derin konular anlatan filmleri, içinde kopan fırtınaları kahkahalarıyla örtmeye çalışan insanlara benzetiyorum. bu filmde de komedi hakim ama her zaman kendisini hatırlatan bir hüzün mevcut. aslında filmi izleme sebebim elizabeth olsen'in oynamasıyla konusunun ilginç olmasıydı. aşka ve evliliğe inancımı yitirdiğim yerler oldu ama nihayetinde tekrar umutlarım yeşerdi. izleyiciyi de çıkmaza sürükleyen, sonu, sonsuzluğu düşündüren ve hissettiren, yaşatan bir film. kolay kolay ahkam kesemediğiniz bir ikilem var. finaline bağlanmak için yaşanan son 5 dakikaya müsamaha gösterirsek gayet keyifli, duygusal ve özgün bir yapım diyebilirim.
Bir kitabın incelemesi onu tamamen veya çoğunu okuduktan sonra yapılır; ancak Kendime Düşünceler eserini tek okuyuşta kim özümseyerek ve hakkını vererek okudum diyebilir? Bence kimse. Kurgu bir hikâye gibi sayfaları hızlı hızlı çevirip ardından rafa kaldırılacak bir kitap asla değil.…devamıBir kitabın incelemesi onu tamamen veya çoğunu okuduktan sonra yapılır; ancak Kendime Düşünceler eserini tek okuyuşta kim özümseyerek ve hakkını vererek okudum diyebilir? Bence kimse. Kurgu bir hikâye gibi sayfaları hızlı hızlı çevirip ardından rafa kaldırılacak bir kitap asla değil. Bazen gece uyumadan önce bazen de uyandıktan sonra günlük hayattaki sorunlara karşı rehber olacak, yol gösterecek bir başucu kitabı.
İnsanoğlu olarak var olduğumuzdan bu yana mutluluğun gizini, sırrını aradık durduk. Bazı filozoflar ve ünlü düşünürler de yaşamlarını bu arayış içinde feda etti. Bu düşünceler daha da ileri giderek ekollere dönüştü. Bu ekollerin örneklerinden biri de Stoacılık Okulu. Bu düşünce ekolünün en önemli temsilcilerinden biri de Marcus Aurelius. Bu eserde Stoacılık felsefesinin izinden yürüyen ve tam olarak bu felsefenin bir ürünü.
Okumaya başladığımda kitabın yüzyıllar öncesinden yazıldığına inanmakta zorlandım. Çağlar öncesinden gelen bir kitap; yazıldığı dönemle asla bağdaşmayan, tamamen değişmiş bir düzen olan, şehirlerin, trafiğin, apartmanların arasında zamanla belirsizleşen, gelişen teknoloji ve kapitalizm çukuru ile tamamen yok olmuş diyebileceğimiz insanların gerçekliğine, yaşamına ışık tutuyor, yol gösteriyor.
Marcus Aurelius bu eserinde okuyucuya öyle derin sözlerle hitap ediyor ki bazen bir öğretmen, bazen bir psikolog, bazen ise sosyolog ve siyasetçi bir kişilik ile baş başa kalıyorsunuz. Psikoloji, sosyoloji, teoloji, hukuk, felsefe ve dil gibi hangi alanda okuma yaparsanız yapın, o alan hakkında bu kitaptan mutlaka bir kazanç sağlayabilirsiniz.
Genellikle felsefi metinlere önyargılı yaklaşırız toplum olarak. Felsefi metin okuyanlar ciddi anlamda çalışma yapanlar olur hatta. Ancak bu eser, tüm bu kalıpları yıkabilecek nitelikleri kendinde toplamış. Maddeler halinde ilerlediği için de saniyelik videoları kaydırmaktan dopamin reseptörlerine sigorta attırmış günümüz insanları için biçilmiş bir kaftan. Dili sade ve anlaşılır. Yormadan ve sıkmadan okunulabiliyor. Yalnız maddeler halinde olmasından mütevellit kolay okunuyor söylemim kitabın sığ ve anlamak için çabaya ihtiyaç duyulmayacak hususları ifade ediyor manasında idrak edilmesin. Kitapta öyle alıntılar ve tavsiyeler var ki okuma süresi bir dakika bile olsa da tamamen anlaşılması ardından anlaşılanların günlük hayata uyarlanması kimilerinin ömrüne tekabül edebilir.
Kitapta yüzlerce anekdot, nasihat ve aforizma var bu analizimde hepsine değinme şansım yok lakin eserin genel olarak hissettirdiklerinin ortak bir noktası var. Kitap okumayı ne kadar sevsem de kitaplarla samimi bir şekilde iletişim kurmayı, kitabın gerçekten yaşama ışık tuttuğunu ve elimin altındaki düşüncelerle bir arkadaş olabilme hissini yaşamayı özlemişim. Kendime Düşünceler kitabı bana bu duyguları tattırdı. Çağımızda hala geçerliliğini koruyan düşünceleriyle ve yol gösterici bazen de terapatik bir niteliğe bürünen yapısı itibarıyla bu eseri şiddetle tavsiye ederim.
şu an çayımı yudumlarken bir şey yazmazsam daha yazamam gibi düşündüm ve kitabın yarısında anlatmaya başlıyorum, bitirmedim çünkü eserin girizgahının bile ilginizi çekeceğini düşünüyorum. yazar önce masalın biçimsel özelliklerini sıralamayla başlıyor. bu özellikleri hepimiz biliyoruz ve işlevlerini bilmeden yıllardır ifade…devamışu an çayımı yudumlarken bir şey yazmazsam daha yazamam gibi düşündüm ve kitabın yarısında anlatmaya başlıyorum, bitirmedim çünkü eserin girizgahının bile ilginizi çekeceğini düşünüyorum.
yazar önce masalın biçimsel özelliklerini sıralamayla başlıyor. bu özellikleri hepimiz biliyoruz ve işlevlerini bilmeden yıllardır ifade ediyoruz. birinci özelik masalların her zaman "bir varmış bir yokmuş, ya da evvel zaman kalbur zaman içinde" gibi kalıp sözlerle başlaması. bu ifadeler bilinçdışı düzeyde çocuğa şu mesajı veriyor: okuyacağın hikaye, senin gerçekliğinden ve dünyandan tamamen bağımsız, farklı. yani dünyandaki yaşadığın problemleri, ebeveynlerine duyduğun öfkeyi bu masalın kahramanlarına yansıtıp, rahatlayabilirsin. hikaye dış dünyadan tamamen ayrık olduğundan ise kimse bu durumu keşfedemez ve şüphelenemez.
ikinci bir özellik ise kötü kahramanların vahşice yaptıklarının cezasını ödemesi. bu kısmı bazı aileler elekten geçirip, bazı anlatımları sadeleştiriyor. ancak tam olarak bu kısım, bir nevi çocukların arınma yaşadığı ve odipal evrede babasını rakip gören çocuğun (masalın kahramanı kız ise rakip anne olur) yaşadığı çaresizliğin, ezilmenin acısını kötü kahramana yansıtarak terapatik nitelik gösterdiği kısım.
üçüncü özellik ise her zaman mutlu final olması. çocuğun masal okumaya ikna olması için mutlu sona inanması gerekir. gelişim evrelerindeki sorunların bir temsili olan ve bunları biçimsel, kurgu, dil ve üslup ile maskeleyip bilinçdışı düzeyde belirten masallar, mutlu sonla bitmese çocuğun yaşadığı problemlerin her zaman açığa kavuşacağını, sıkıntıların mutlaka biteceğini çocuğa aşılamayaz.
yazar daha sonra masalların hangi gelişim evresine tekabül ettiğini masallarla paralel olarak anlatıyor. oral, anal, fallik, latency, genital evreleri açıkladıktan sonra hikayelerin çözümleme denemesini yapıyor. örneğin, oral dönemde haz kaynağı ağızdır, çocuk, doğumdan sonra başlayan preodipal evrede anneden ayrılmayı kabul edemez ve tekrar annesiyle birleşmeyi arzu eder. emme ve ısırma eylemleri de bu evrenin en net özellikleridir. hansel ile grethel'i düşündüğümüzde masalın kıtlığa işaret ederek başlaması, çocuğun oral dönemde yaşadığı sıkıntılara isabet edeceğinin mesajını veriyor. üvey anneleri ve babaları tarafından ormana bırakılmaları doğumu simgeliyor. tekrar tekrar geri gelmeleri de anne karnındaki rahatlığı geri kazanmak istemeleri ve zorluklardan kaçmak arzusu.
ilerleyen kısımda pastadan oluşan ev, her söylenene tamam diyen ve çocuğa sınır koymayan anneyi bir diğer yaklaşımla regresyonu yani gelişim evrelerinde kriz anlarında görülen gerilemeyi, bir önceki evreye geri dönmeyi sembolize ediyor. evin sahibi olan cadı ise kural koyan, çocukları sınırlayan, sorumluluk veren anneyi. bu cadının ölmesi ile birlikte preodipal evre resmi olarak bitiyor ve çocuk odipal evreye geçiş yapıyor.
deli kadın masalında, kadın karakter basit işleri bile anlamakta zorlanması, mantık dışı davranması itibariyla oral dönemi temsil ediyor. kocası ise altına düşkün, plan yapan, uygulayan, ceza veren ve aklını kullanan kişi olarak anal evreyi sembolize ediyor. anal dönemde haz kaynağı anüstür. bu dönemde en büyük haz, kakayı dışarı atma veya tutmadır. burada altına düşkünlük ile dışkı arasında bir bağlantı kurulur. çocuğun ilk birikimi veya oyuncağı kakasıdır. gelişim evrelerinden geçtikçe kaka çamura, çamur toprağa, toprak taşa ve en son taş, değerli madenler suretiyle altına olan ilgiye dönüşür. hatta freud bağırsak problemlerinin yaralanan para kompleksinden kaynaklandığını ifade etmiş.
masaldaki iyi anne hikaye başlamadan önce veya hemen sonra ölür veya evi terk eder. bu zaten doğumu simgeliyor. ancak neden preodipal anne ve üvey anne olarak iki farklı anne karakteri var. bunun sebebi de çocukların nesne değişmezliği becerisinin henüz gelişmemiş olması. o yaştaki çocuklar insanları tek bir hususla değerlendirebilir, iyi ya da kötü. çevresindekilerin iyi ile kötü hallerinin bir arada bulunabileceğini düşünemezler.
toparlamak gerekirse eğer bir çocuk bir masalı tercih ediyorsa ve ısrarla okumak istiyorsa o masalın karşılık geldiği sorunla başa çıkmaya çalışıyor demektir. öte yandan masal tercihleri değişmeye başlıyor ise de o evrenin bittiğini çocuğun farklı bir döneme geçmekte olduğunu açıklar. bu tercihlere müdahale edilmemesi ve yönlendirme yapılmaması gerekmektedir.
tüm ebeveynlere, ebeveyn adaylarına başta olmak üzere herkese tavsiye ederim.