Spoiler içeriyor
●Halil Cibran bu kitapta dini, sevgiyi, dostluğu, özgürlüğü, bilgeliği, kibri, insanın kendi benliğiyle mücadelesini ve daha başka birçok şeyi kısa alegorilerle anlatıyor. Hikâyelerin çoğunun amacı bir olay anlatmak değil, okurun kendi hayatını sorgulamasını, kendisine ve etrafına yeniden, yeni bir gözle…devamı●Halil Cibran bu kitapta dini, sevgiyi, dostluğu, özgürlüğü, bilgeliği, kibri, insanın kendi benliğiyle mücadelesini ve daha başka birçok şeyi kısa alegorilerle anlatıyor. Hikâyelerin çoğunun amacı bir olay anlatmak değil, okurun kendi hayatını sorgulamasını, kendisine ve etrafına yeniden, yeni bir gözle bakmasını sağlıyor.
Yer yer güldürdü yer yer düşündürdü ve kimi zaman da 'Ne demek istedi ki acaba?' dedirtti yazar bu ilk eseri olan kitabında ama genel itibariyle güzel ve anlamlı buldum kitabı. Ve genel olarak "düşün" der gibiydi her hikaye. Kendini düşün ve kendinden başla her şeyi düşünmeye...
Kitaptaki hikâyeler ve çok kısa özetleri-anlamları:
1. Meczup:
İnsan, toplumun dayattığı maskelerden kurtulduğunda başkalarına "deli" görünse de aslında gerçek özgürlüğüne kavuşur.
Maskelerden kurtulunca kendine kavuşur.
2. Tanrı:
Tanrı'ya ancak O'nu kendinden ayrı değil, kendinle bir gördüğünde gerçekten yaklaşabilirsin. O, her zaman seninle ve O her yerde, her şeyde...
3. Dostum:
İnsan, en yakın dostuna bile iç dünyasının tamamını açamaz; herkesin yalnızca kendisine ait bir yanı vardır.
4. Korkuluk:
Korku çoğu zaman korkutanın gücünden değil, korkanın zihninden doğar. Neyden ve ne için korkarız, sormak lazım kendimize.
5. Uyurgezerler:
İnsanlar bastırdıkları gerçek duyguları çoğu zaman yalnızca bilinçsiz anlarında ortaya koyarlar. Rüyalarda ya da uyurgezerken mesela?..
6. Bilge Köpek:
Herkes kendi inancını mutlak doğru sanır ve başkalarının da öyle düşünmesi gerektiğini zanneder ve işte bu yüzden herkes çok sık yanılır.
7. İki Keşiş:
İnsan, haklı olma hırsına kapıldığında dostluğunu ve inancını bile unutabilir.
Ve ayrıca bu hikayeden şunu da anladım (doğru mu yanlış mı bilemem ama?..) bazen kavga da etmek gerek yani her tartışma, her kavga kötü değildir. Bazen çözüm ordan geçer. Bahsettiğim sözlü bir şey tabii ki.
8. Vermek ve Almak:
Yardım etmek yerine yardım üzerine konuşmak gerçek iyilik değildir. Aklıma çoğu din adamı geldi.
9. Yedi Benlik:
İnsan tek bir kişilikten oluşmaz; içinde sürekli çatışan birçok farklı benlik yaşar ve bütün o benliklerle yaşamak aslında hiç kolay değil.
10. Savaş: (Çok garip bir hikaye idi kesinlikle benim için)
Adalet, akıldan uzaklaşınca kolayca haksızlığa dönüşebilir. Adalet neye, kime göre bu her yerde dolanan adalet ve bunu sağlayan (!) kim oluyor gerçekten?..
11. Tilki:
İnsan çoğu zaman gücünü olduğundan büyük sanır; gerçeklerle karşılaşınca beklentilerini küçültmek zorunda kalır.
12. Bilge Kral:
Toplumun tamamı yanlışa inanıyorsa, doğru olan kişi bile deli sayılabilir.
13. Emel: (Yine garip ama bir o kadar da güzel bir hikaye. Hayat ölümle var ve ölümle döner aslında en çok Dünya)
İnsanların kazancı çoğu zaman başkalarının kaybı üzerine kuruludur; herkesin mutluluğu aynı kaynaktan beslenmez.
14. Yeni Haz:
İnsanlar bir şeyi anlamaktan çok, onu hemen "günah" ya da "erdem" diye etiketlemeye çalışırlar. Çünkü he şeyin bir adı, belli bir yeri olmalı onlar için hemen ve hep...
15. Öteki Dil::
Büyüdükçe kendi öz sesimizi ve çocukluğumuzdaki hakikati unutup toplumun dilini konuşmaya başlarız. Oysa bebekken her şey daha gerçek ve açıktır, kendimiz bile öyleyiz kendimize karşı.
16. Nar:
Aynı hayatın içinde yaşayan insanlar bile geleceğe bambaşka gözlerle bakarlar; kesin bilgiye kimse sahip değildir.
17. İki Kafes:
Her tutsak, başka bir tutsağın acısını anlayabilir; özgürlük ortak bir özlemdir.
18. Üç Karınca:
İnsan da evrendeki karıncalar gibidir; kavrayamadığı büyüklükleri inkâr etmeye eğilimlidir. (Bu hikaye bana garip hissettirdi. Hayvanları konuşturmalarımız vardır hani özellikle çocukken çok yapardık ya da ben ve çevremdekiler yapardı bilemiyorum... O zamanları ve o eylemi hatırlattı♡)
19. Mezar Kazıcı:
Ölümü kabullenebilen kişi, hayatın geçiciliğini de en iyi anlayan kişidir ve aslında hayatı da en gerçek yaşayandır o kabulle.
20. Tapınağın Basamaklarında:
İnsan aynı anda hem acıyı hem sevinci taşıyabilir; hiçbir yüz tek bir duygudan oluşmaz ya da insan kalbine yakın olana sıcacık bir güneş, uzak olana ise soğuk bir taştır?..
21. Kutsanmış Kent:
Kutsal metinleri düşünmeden, kelimesi kelimesine uygulamak insanı bilgeliğe değil, fanatizme götürür. Çok garip bir hikayeydi.
22. İyi Tanrı ve Kötü Tanrı:
İnsanlar iyiyi de kötüyü de çoğu zaman birbirine karıştırır; yanlış yargılar gerçeği gölgeler. Neye göre iyi, kime göre kötü?..
iyi ve kötü
23. Yenilgi:
Yenilgi, insana zaferin öğretemeyeceği kadar derin dersler verir; insan en çok kaybedince kendini tanır ve insan kayıplarını bilip kabullenince büyür ve huzur bulur anca.
24. Gece ve Meczup:
İnsan özgür olduğunu sansa da, kendi korkularını ve benliğini aşmadıkça gerçek özgürlüğe ulaşamaz.
25. Yüzler:
İnsanların yüzleri, onların gerçek kişiliklerini değil; çoğu zaman taktıkları maskeleri gösterir.
26. En Büyük Deniz:
Her insan dünyaya kendi bakış açısından yaklaşır. Önyargılarımızdan kurtulmadan hakikati göremeyiz.
27. Çarmıhtaki Adam:
Toplum, farklı olanı anlamak yerine ona kendi anlamlarını yükler. İnsan ise bazen acıyı kendi seçimiyle yaşar.
Bu hikaye çok anlamlı ve derindi. Bazen insanın hele de meczup bir insanın susuzluğunu giderecek tek şey kendi canı, kendi kanıdır diyor Çarmıhtaki Adam...
28. Gökbilimci:
Gerçek bilgelik yalnızca gözle görmek değildir; insan bazen kalbiyle gördüğünde daha derin gerçeklere ulaşır. Kalbi ile bakan insan sırları çözebilir ancak.
29. Yakıcı Arzu:
İnsanın içinde hiçbir zaman tamamen dinmeyen bir özlem vardır. Arzu, insanı canlı tutarken huzursuz da eder.
30. Bir Ot Filizinin Dedikleri:
İnsan, başkasını eleştirdiği kusurları zamanla kendisi de yapabilir. (Bir ot filizi ne kadar benzeyebilir bir insana, insanlara...)
31. Göz:
Herkes gerçeği kendi duyusunun ve deneyiminin sınırları içinde değerlendirir; bu yüzden farklı gerçeklikler oluşur.
32. İki Bilge:
Gerçek bilgelik, gerektiğinde kendi düşüncesini değiştirebilmektir.
33. Hüznüm Doğduğunda:
Hüzün, doğru yaşandığında insanı olgunlaştıran ve derinleştiren bir yol arkadaşıdır ve hüzün hayatın ölüm gibi bir gerçeğidir.
34. Neş'em Doğduğunda:
Sevinç de paylaşılmadığında zamanla solar; mutluluk, başkalarıyla paylaşıldığında çoğalır ama zaten mutluluk hüzün kadar derin ve kalıcı olamaz da hiçbir şekilde.
Bir andır mutluluk...
35. Kusursuz Dünya:
Kusursuz düzen içinde yaşayan insanlar arasında bile özgür ruh kendini yabancı hissedebilir. Çünkü yaşamın özü mükemmellik değil, arayıştır.