— Bizi yanlış yola sevkeden habisler, biliriz ki, çok kere din perdesine bürünmüşlerdir. Saf ve nezih halkımızı hep şeriat sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve…devamı— Bizi yanlış yola sevkeden habisler, biliriz ki, çok kere din perdesine bürünmüşlerdir. Saf ve nezih halkımızı hep şeriat sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve mel'anetten gelmiştir. Onlar her hayırlı hareketi dinle karşılarlar, halbuki hamdolsun hepimiz Müslümanız, hepimiz dindarız, artık bizim dinin icaplarını, dinin yasaklarını öğrenmek için şundan bundan derse ve akıl hocalığına ihtiyacımız yoktur. Analarımızın, babalarımızın kucaklarında verdikleri dersler bile bize dinimizin esaslarını anlatmaya kâfidir. Buna rağmen hafta tatili dine aykırıdır gibi sözler hakkında sizi aldatmaya, baştan çıkarmaya çalışan habislere iltifat etmeyin.Milletimizin içinde hakiki, ciddi âlimler vardır. Milletimiz bu gibi âlimleriyle iftihar eder. Onlar milletin emniyet ve ümmetin güvenine mazhardırlar. Bu gibi âlimlere gidin, "bu efendi bize böyle diyor, siz ne diyorsunuz" deyin. Fakat umumiyetle buna da ihtiyaç yoktur. Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa, milletin menfaatine, islâmiyetin menfaatine uygunsa hiç kimseye sormayın, o şey dindir. Eğer bizim dinimiz akla, mantığa uygun bir din olmasaydı mükemmel olmazdı, dinlerin sonuncusu olmazdı." (Atatürk'ün Adana Seyahatleri, Taha Toros, S. 28, 29)"— Milletin hummalı inkılâp hamleleri esnasında sinmeğe mebur kalan eski kanun hükümleri, eski hukuk erbabı, himmet erbabının nüfuz ve ateşi yavaşlamaya başlar başlamaz derhal canlanarak inkılâp esaslarını, onun samimi taraftarlarını ve onların aziz ideallerini mahkum etmek için fırsat beklerler." (Ankara Hukuk Mektebi'ni açarken, 1925)"Politika âleminde bir çok oyunlar görülür. Fakat mukaddes bir idealin tecellisi olan Cumhuriyete, asrî harekete karşı cehil ve taassup ve her nevi husumet ayağa kalktığı zaman bilhassa terakkisever ve cumhuriyetçi olanların yeri, hakikî terakkici ve cumhuriyetçi olanların yanıdır. Yoksa mürtecilerin ümit ve faaliyet menbaı olan saf değil." (Yeni İstanbul, 10.10.1930)"Medeniyet tarikatı Türkiye; şeyhler, dervişler memleketi olamaz. Ölülerden yardım ummak medenî bir topluluk için lekedir. Mevcut tarikatların gayesi kendilerine tâbi olan kimseleri dünyevî ve mânevî hayatta mes'ut etmekten başka ne olabilir? Bugün ilmin, fennin bütün şümuliyle medeniyetin göz kamaştırıcı ışığı karşısında filân ve falan şeyhin irşadiyle maddî ve mânevî saadeti arayacak kadar iptidai insanların Türkiye medenî topluluğunda mevcut olabileceğini asla kabul etmiyorum.Arkadaşlar, Efendiler ve ey Millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakikî tarikat, medeniyet tarikatıdır.Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için kâfidir." (İkdam, 1.9.1925)"Tekkeler de behemehal kapatılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti her şubede irşatlarda bulunacak kudreti haizdir. Hiçbirimiz tekkelerin irşadına muhtaç değiliz. Biz, medeniyet, ilim ve fenden kuvvet alıyoruz. Başka bir şey tanımıyoruz.Tekkelerin gayesi halkı meczup ve aptal yapmaktır. Halbuki halk meczup ve aptal olmaya karar vermemiştir. Tekkeler basit bir keyfiyet görünür, fakat ehemmiyeti vardır."