●Tarık Tufan'ın Bir Adam Girdi Şehre Koşarak kitabı klasik anlamda bir hikâye kitabı değil. Yayınevleri bazen bunu "öykü" olarak tanıtsa da kitap, deneme, şehir yazıları, kısa anlatılar ve edebi düşüncelerin iç içe geçtiği bir metin. Bir olay örgüsü ya da…devamı●Tarık Tufan'ın Bir Adam Girdi Şehre Koşarak kitabı klasik anlamda bir hikâye kitabı değil. Yayınevleri bazen bunu "öykü" olarak tanıtsa da kitap, deneme, şehir yazıları, kısa anlatılar ve edebi düşüncelerin iç içe geçtiği bir metin. Bir olay örgüsü ya da başı-sonu belli hikâyeler bekleyen okur bu yüzden şaşırabiliyor.
(Kitap bana göre bir hikaye kitabı gibi gelmedi, daha çok deneme gibi geldi ve bunu merak edip internetten araştırınca böyle bir sonuç çıktı. Mantıklı geldi)
Kitapta tek bir kahraman ya da tek bir olay yoktur. Tarık Tufan, şehirde yaşayan insanların yalnızlığını, yoksulluğunu, aşklarını, kaybettiklerini ve inançlarını anlatırken sürekli düşünceler arasında dolaşır. Bir sayfada yaşlı bir adamdan söz ederken, birkaç sayfa sonra Kudüs'e, ardından çocukluğa, sonra da bir filme veya romana geçebilir. (Birkaç yazardan, kitaptan, filmden bahsediyor yer yer ve ben böyle kitaplardan çok hoşlanırım, başka pencereler açarlar bana)
En önemli temalar şunlardır:
Modern şehirde yalnızlaşan insan.
Merhametin ve iyiliğin giderek kaybolması.
Yoksullar, görünmeyen insanlar ve "şehrin ötekileri".
Aşkın insanı ayakta tutan ama aynı zamanda yaralayan tarafı.
İnanç, vicdan ve umut.
Kitabın adı neden böyle?
Kitabın adı Kur'an-ı Kerim'de geçen şu olaya gönderme yapar: "Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi..."
Bu kişi, halkını hakikate çağırmak için koşan Habib-i Neccar olarak bilinir. Tarık Tufan bu kıssayı günümüze taşır ve aslında şunu sorar: "Bugün bizim şehrimize de bizi uyandıracak, merhameti hatırlatacak biri koşarak gelse ne olurdu?"
Yani kitaptaki "koşan adam", tek bir kişi değil; vicdanın, iyiliğin ve hakikatin sembolüdür.
Yazarın 'ilk söz' kısmında söyledikleri tam olarak kitabı özetliyor aslında. İlk söz kısmından sonra kitap "Anna" şiiri ile başlıyor ve sonu da yazarın duası ile bitiyor.
Yazarın okuduğum ilk kitabı, arada dönüp okunacak bir kitap gibi geldi bana. Güzeldi.
İLK SÖZ
Yakama yapan cümleleri yazdm. Bir cümle insanın yakasına yapışır mı demeyin, yapışır.
Gördüklerimi, hatrladıklarmı, sayıkladklarmı, unuttuğumu sandıklarımı, gözlerimi kapatır kapatmaz zihnime üşüşenleri yazdm.
Aklıma ilk geldikleri halleriyle yazdım cümleleri.
Bir küçük gazete haberini, bir film sahnesini, yolda gördüğüm insanları yazdım.
Çoktan kabuk bağladığını düşandüğüm yaralarım vardı
Yanılmışım. Yazmaya başlayınca onlar da bir bir sızlamaya ve bazen de kanamaya başladı.
En çok tekrarladıklarım, en çok ihtiyaç duyduklarımdır.
Bundan öte bir amacm yok.
KİTAPTAN BİRKAÇ ALINTI:
"Biz her şeye, esirgeyen ve bağışlayan, çokça esirgeyen ve çokça bağışlayan, hep esirgeyen ve hep bağışlayan Rabbin adyla başlayan adamlarız Anna."(11.s)
"Şehrin en uzak ucundan bir adam koşarak geldi ve "Ey kavmim!" dedi, "Bu elçilere uyun! Sizden hiçbir karşılık beklemeyen ve
kendileri doğru yolda olan bu kimselere uyun!"
Kur'an - Yasin Suresi, 20-21 (13.s)
"Tanrım, bir projem yok!
Az önce fark ettim, tek bir projem bile yok."(21.s)
"Çocuklar birbirlerini topa vurmalarından, saklambaçta gizledikleri yerlerden, hzlı koşmalarndan, misketlerinden, spor ayakkablarndan tanırlar."(24.s)
"Para terörizmi yürüten dünya bankacıları, krallardan ve maraşellerden daha güçlüdür" diyor Eduardo Galeano. "Roma'daki Papa'dan bile daha güçlü. Onlar ellerini asla kirletmezler. Kimseyi öldürmezler; yalnzca gösteriye alkış tutmakla yetinirler."(25.s)
"Kapitalizm, insanlarn birbirlerine merhamet duymasını engelleyebilmek için yüzyüze iletişim yerine kurumsal kimliklerin iletişimini önceliyor. Merhamet, modern ekonomik ilişkilerde en büyük günahlardan biri. Bir hesap hatasından veya stratejik yanlışlardan geri dönmek mümkün. Oysa merhamet geri dönülemez bir zaaftr artık" (27.s)
"Bir keresinde ölmüştüm."(31.s)
"Modern hayat; otomatik, mekanik, tekdüze, tek sesli, naylon, kokusuz, steril, tek frekanslı aşklar dayatıyor hepimize."(37.s)
"Bir şey yapman gerekmez kötülük etmeleri için, dedim. İnsanın kötülük yapmak için sebebe ihtiyacı yoktur."(44.s)
"Artık dünyanın neresinde bir çocuk ölürse orası Gazze'dir"(52.s)
"Modern akıl, Tanrı'yı hesaplanabilir bir obje haline dönüştürme çabası içinde."(57.)
"Bir adamın, saçlarından tuttuğu kadını sürükleyerek götürmesi gözlerimin önünden hiç gitmiyor."(71.s)
"Yazmak, Kafka'nın hayatla arasındaki derin uçurumu kaldırmaya yetmiyordu."(75.s)
(Yazar Kafka'yı seviyor sanırım, sık sık ona ve yazdıklarına değinmiş bu kitabında.)
"Uzunca bir zaman, karşılaştığım ve karşılaşabileceğim her soru için bir cevabım olmasını önemsedim.
Şimdi kendime ait soruların varlığıyla yetinmeyi öreniyorum. Anlyorum ki bu dünya, cevap verebileceğim türde açık ve anlaşılır sorular barındırmıyor.
Vazgeçtim cevaplardan."(80.s)
"Karmakarışık bir ruhumuz var, plastik duyarlılıklar arasında yolunu kaybetmiş."(122.s)
10 Temmuz Cuma-2026