«Efendiler, millet ve memleket için kurtuluş ve başarı istiyorsak bunu yalnız bir şahıstan hiç bir vakit beklememeliyiz. Bir kişinin başarısı demek o milletin muvaffakıyeti demektir. Bir milletin başarısı, milletin genel varlığının aynı yöne çevrilmesiyle mümkündür. Bilelim ki bugünkü başarımız, milletin…devamı«Efendiler, millet ve memleket için kurtuluş ve başarı istiyorsak bunu yalnız bir şahıstan hiç bir vakit beklememeliyiz. Bir kişinin başarısı demek o milletin muvaffakıyeti demektir. Bir milletin başarısı, milletin genel varlığının aynı yöne çevrilmesiyle mümkündür. Bilelim ki bugünkü başarımız, milletin elbirliğinden, beraberce emeğindendir. Gelecekte de aynı güzel sonuçlara sahip olmak istiyorsak aynı birlik ve beraberlik yolunda yürüyelim.»
— Milletimizi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve harekâtımla aldatmamış olmakla müftehirim. "Yapacağım, yapacağız, yapabiliriz", dediğim zaman onların filhakika yapılabileceğine kail ve kani idim."Memleketimizin mamur ve milletimizin mes'ut olması her ferdin azamî fedakârlığı ile hâkimiyet-i milliyeyi muhafaza etmesi ile kabil olacaktır. Arzumuz haricen istiklâl, dahilen bilâkayd-ü şart hâkimiyet-i milliyeyi muhafazadan ibarettir. Hâkimiyet-i milliyemizin velev bir zerresini haleldar etmek niyetinde bulunanların kafalarını parçalayacağınızdan eminim.""Bulgarlar, Sırplar, Macarlar, Rumlar sabanlarına yapışmışlar, varlıklarını korumuşlar, kuvvetlenmişlerdir. Bizim milletimiz de böyle fatihlerin arkasında serserilik etmiş ve kendi ana yurdunda çalışmamış olmasından dolayı bir gün onlara yenilmiştir. Bu, öyle bir gerçektir ki, tarihin her devrinde ve dünyanın her yerinde aynen olagelmiştir.""Memleketi bayındır hale, cennet hâle getirecek olan ekonomik güç ve ekonomik alandaki himmettir. Milletimizi insanca yaşatacak bir iktisat devrinin açılması lazımdır. Hepimizin arzusu şudur ki, bu ülkenin insanları ellerinde örnekleriyle tarımın, ticaretin, endüstrinin, emeğin, yaşamanın temsilcileri olsunlar, artık bu memleket böyle fakir ve bu millet hakir değil, memleketimize zenginler memleketi ve yeni Türkiye'nin adına da çalışkanlar diyarı denilsin. İşte millet böyle bir devri yüceltecektir ve böyle bir devrin tarihini yazacaktır."
Bizim halkımızın menfaatleri birbirinden ayrıdır. Sınıflar halinde de değil, tam aksine varlıkları ve emek neticeleri birbirlerine gerekli sınıflardan ibarettir. Şu dakikada dinleyicilerim çiftçilerdir, sanatkârlardır, tüccarlar, işçilerdir. Bunların hangisi ötekinin karşısında olabilir? Çiftçinin sanatkâra, sanatkârın çiftçiye ve çiftçinin tüccara ve bunların hepsine ve işçiye muhtaç olduğunu kim inkâr edebilir?Bugün mevcut olan fabrikalarımızda ve daha çok olmasını temenni ettiğimiz fabrikalarımızda kendi işçilerimiz çalışmalıdır. Refahlı ve memnun olarak çalışmalıdır. Bütün saydığımız sınıflar aynı zamanda zengin olmalıdırlar. Hayatın gerçek huzurunu bulmalıdırlar ki, çalışmak kudret ve kuvvetine sahip olabilsinler. Bütün bu sebeplerle bir programdan bahsedildiği zaman adetâ denilebilir ki bütün halk için bir çalışma "ulusal andı" değerinde program olsun. Bu da çalışmanın millî misakı olur ve politik yönü ise normal parti özlüğü içinde sayılmaması gerekir."
"Kaç milyonerimiz var? Hiç!... Bu sebeple biraz parası olanlara da düşman olacak değiliz. Aksine memleketimizde bir çok milyonerlerin, hattâ milyarderlerin yetişmesine çalışacağız. Sonra işçiler gelir. Bugün memleketimizde fabrika, imâlathane ve saire gibi müesseseler çok azdır. Mevcut işçimizin sayısı yirmi bini geçmez. Halbuki memleketi yükseltmek için çok fabrikaya muhtacız. Bunun için de işçi lâzımdır. Tarlada çalışan çiftçiden farkı olmayan işçiyi de korumak ve sakınmak icap eder. Bundan sonra aydınlar ve din adamları gelir. Bu aydınlar ve bilginler kendi kendilerine toplanıp halka düşman olabilir mi? Bunlara değil düşen ödev halkın içine girip onları aydınlatmak, yüceltmek, ilerlemede, medenileştirmede öncülük etmektir. İşte ben milletimizi böyle görüyorum.