“Harama bakış, iblisin zehirli oklarından bir oktur. Her kim Allah korkusu sebebiyle onu terk ederse, Yüce Allah bu davranışına karşılık ona, kalbinde tadını hissedeceği bir iman (lezzeti) bahşeder.” (Hâkim; Heysemî) Bu hadisi okuyunca Havvad bin Cübeyr geldi aklıma, genç bir…devamı“Harama bakış, iblisin zehirli oklarından bir oktur. Her kim Allah korkusu sebebiyle onu terk ederse, Yüce Allah bu davranışına karşılık ona, kalbinde tadını hissedeceği bir iman (lezzeti) bahşeder.” (Hâkim; Heysemî)
Bu hadisi okuyunca Havvad bin Cübeyr geldi aklıma, genç bir sahabi. Peygamber Efendimiz ile bir yolculuğa çıkıyorlar, kafile halinde bir yerde konaklıyorlar. Havvad’ın bir çadırı var. Çadırından çıktığında bir de bakıyor ki biraz ileride genç hanım sahabiler oturmuş sohbet ediyorlar. İçine bir şey düşüyor, genç ya. Çadıra giriyor en güzel elbiselerini giyiyor, kokularını sürüyor sonra dışarı çıkıyor. Onlarla sohbet için oraya gidiyor. Bu esnada Efendimiz çadırından çıkıyor Havvad’ı orada görünce “Havvad burada ne yapıyorsun?” diye soruyor, o da diyor ki “Ya Resulallah devem biraz huysuzlandı, onu bağlayacak ip arıyorum.” Peygamber Efendimiz tebessüm ediyor ve başka bir şey söylemiyor.
Daha sonra Efendimiz konaklama yerinde Havva’dı her gördüğünde “Havvad deven nasıl, devenin huysuzluğu geçti mi?” diye soruyor Havvad “Geçti ya Resulallah.” diyor. Yolculuk boyunca Medine'ye dönerken de, Medine’de de Efendimiz Havva’dı her gördüğünde devenin huysuzlugu ne oldu diye soruyor o da geçti ya Resulallah diyor. Hatta bazen Havvad’ı göremediğinde birini gönderip onu çağırtıp tekrar sorarmış Efendimiz.
Havvad diyor ki “Bir gün tek başıma mescitte oturuyordum baktım Peygamber efendimiz mescide girdi, eyvah dedim yine aynı soruyu soracak. Kalktım ve hemen namaza durdum. Peygamberimiz niçin namaza durduğumu anladı tabi o da yanımda namaza durdu. Ben kıyamı uzattım uzattım. Efendimiz kısaca iki rekat namaz kıldı, selam verdi döndü bana dedi ki ‘Uzat Havvad uzat, ben buradayım.’ :) Anladım ki gitmeyecek hemen namazı tamamladım, selam verdim. Selam verir vermez ‘Havvad nasıl devenin huysuzlugu, geçti mi?’ diye sordu Efendimiz. Ben de dedim ki ‘Anam babam sana feda olsun ya Resulallah, huysuzlanan devem değil bendim.’”
Efendimiz mübarek elini gencin üzerine koyup Allah'ın ona hidayet ve rahmet lutfetmesi için dua eder. Bu dua sebebiyle Havvad öyle tertemiz olur ki bir daha başını kaldırıp namahrem kadınlara bakmaz.
(Taberani, mucemul kebir)
Zaman zaman hepimiz benzer hislere kapılabiliriz. Erkek/kız fark etmeksizin her birimiz, bir namahreme bakışlarımızı kasten yöneltme arzusuyla dolabiliriz ya da nefsimizi cezbeden farklı haramlarla karşı karşıya kalabiliriz. Peki, bu irade savaşında kendimize nasıl söz geçireceğiz?
Tasavvuf büyüklerinden Cüneyd-i Bağdâdî:
“Gözü haramdan korumaya ne yardım eder?”sorusuna şu muazzam cevabı vermiştir:
“Bakacağın şeyden önce, Allah’ın seni gördüğünü bilmektir.”
Gerçekten ne hikmetli bir kavrayış..
Buna ek benim de küçük bir önerim var: Böyle bir anda elimizi kalbimizin üzerine koyup Allah Resulü’ne salavat getirelim. Sonra da o elin Efendimiz’in mübarek eli olduğunu ve tıpkı Havvât b. Cübeyr’e (radıyallahu anh) dua ettiği gibi, bizim de ihya olmanız için dua ettiğini hayal edelim. Belki bu hayalin hürmetine bir haya düşer gönlümüze de bakışlarımıza perde iner, kalbimiz selamette olur.
Bilmeliyiz ki gözü indirme emrinin, ırzı korumaktan önce gelmesinin sebebi, bakışın, zinanın aracısı ve günahların öncüsü oluşu dolayısıyladır.
el-Hamâsi şöyle der:
“Bakışını öncü olarak göndermişsen eğer
Kalbin bir gün seni baktıklarının peşinden sürükler.”
Bu yüzden harama bakış hususunda azami gayret göstererek kalbi hallerimizi korumak üzerimize düşen hayati bir borçtur.
"En önem verdiğin şey Allah olsun. Allah'ı göreceğin gözünü Allah'tan başkalarına yöneltmekten sakın. Yoksa Allah'ın gözünden düşersin."