Tarih 16 Nisan 1924 Çarşamba, yani Cumhuriyet ilan edileli henüz 5 ay 19 gün olmuş. II. Millet Meclisi rahmetli ALİ FETHİ OKYAR’ın riyasetinde 40. toplantısını yapıyor. Manzara şu: Bu meclis Cumhuriyet’i ilan etmiş Osmanlı hanedanının memleketten çıkarılmasına karar vermiş, şeriyye…devamıTarih 16 Nisan 1924 Çarşamba, yani Cumhuriyet ilan edileli henüz 5 ay 19 gün olmuş. II. Millet Meclisi rahmetli ALİ FETHİ OKYAR’ın riyasetinde 40. toplantısını yapıyor. Manzara şu: Bu meclis Cumhuriyet’i ilan etmiş Osmanlı hanedanının memleketten çıkarılmasına karar vermiş, şeriyye vekaletini kaldırmış, yerine Diyanet İşleri Başkanlığı’nı getirmiş, medreseleri kaldırarak öğrenim birliğini kurmuş, milli kültürü sadece hükümetin eline bırakmış, şimdi de Cumhuriyet’in ilk bütçesinin müzakeresini yapıyor. O gün gündemde diyanet işleri bütçesi var. Başvekil İsmet Paşa hasta. Bütçeyi hükümet adına Maliye Vekili rahmetli Mustafa Abdülhalik Renda’nın savunacağını riyaset makamı Meclis’e arz ediyor.Meclis Reisi Ali Fethi Bey, diyanet işleri riyaseti bütçesi için söz isteyen olup olmadığını soruyor. Raif Efendi (Erzurum) söz alıyor.“Diyanet işleri bütçesi elimizde, üzerine iki satır yazmaksızın sırf rakam olarak gelmiştir. Bunun gerekçesi yok mu? Raportörü yok mu? Şer’iyye vekaletini kaldırırken bir nizamname hazırlanacağı söylenmişti. Nizamname henüz ortada yok. Diyanet işleri, nizamname olmadığına göre hangi yasaya dayanılarak yapılmıştır? Bu bütçe bu şekilde çıkarsa teşkilat mı sayılacaktır? Açıklama istiyorum.”Maliye vekili bu bütçenin Şer’iyye vekaleti bütçesinin aynı olduğunu sadece basit bazı değişiklikler yapıldığını cevap veriyor. Isparta Milletvekili Hüseyin Hüsnü Efendi bu cevaba itiraz ediyor:“Şer’iyye vekaletinin evkafla olan münasebeti ne oldu? Gelirleri nerede? İmam, hatip, müftülerin, şeyhlerin atamaları nasıl olacaktır? Neden müstakil muhasebesi yoktur?”Maliye Vekili şu cevabı veriyor:“Muhasebesi, bütçesi diğer vekaletlerinki gibi müstakildir. Ayrı bir varidatı yoktur. Evkaftan alınan varidat doğrudan doğruya Hazine’ye alınacak ve Hazine bu masrafı yapacaktır.”Hüseyin Hüsnü Efendi (Isparta):“Ne zaman, camiler yıkıldıktan sonra mı?”Şimdi lütfen 1924 senesi II. Meclis’i düşününüz: Bütün Cumhuriyet inkılaplarını bu Meclis yaptı, bu inkılapları korumak için de İstiklal Mahkemesi’ni yine bu Meclis kurdu. Hatta şu müzakerelerin yapıldığı gün,
Ankara İstiklal Mahkemesi yedi kişinin idamına karar vermişti. Şer'iyye vekaletini bu Meclis kaldırmıştı. Yani laikizm devrimini bu Meclis yapmıştı hem de ittifakla... Peki o halde diyanet işleri bütçesi, daha aşağıda basılacağını göreceğimiz hassasiyet nereden ileri geliyordu.Çünkü bu II. Büyük Millet Meclisi, henüz milli hakikatlerle yüz yüze idi. Onlara arkasını dönmemişti; bir milletin maddi manevi hayatı, sadece yasak kanunları ile inşa edilemez. Bir milletin ananeleri, örfleri, adetleri, hatta şuur haline gelmiş insiyakları vardır. Halkın hayatına mal olması arzulanan tedbirleri sadece ceza kanunlarının himayesine vermekle dava bitmez. Tehlike şudur ki, yasaklar, devletin mevzu üzerindeki alakasını keserse karanlık ve çalkantı başlar. O karanlık devredir ki devletin gözü önünden uzak olduğu için softa, mürteci, gerici, istediği gibi at oynatır... Bütün menfi kuvvetler, bu arada komünist, milli birlik düşmanı, ayrılıkçı, vaktiyle Türklük'ten gayrısını soyadı gibi kullanan müseccel iftiracı, sahte lakapla, veli gibi, mürşit gibi, nur saçıcı gibi, masum halk kitlesinin önüne dikilecektir. Meclis, büyük çoğunluğuyla bu neticenin kaçınılmaz olduğunu biliyor. Öyle ya bütün milletin manevi hayatında çukur-devir olur mu?Ve hassasiyet, sadece II. Büyük Millet Meclisi'nde sayıları hiç de az olmayan sarıklı hocalardan gelmekle başlıyor: Samih Rıfat gibi, milliyetçi, devrimci, daha sonra tarih kurumunun başına geçen aydınlardan da geliyor. Şimdi, Diyanet İşleri riyaseti bütçesinin, yine ercüment iadesi gibi, Meclis hayatımızda pek ender rastlanan bir neticeye bağlanmış münakaşaları Meclis zabıtlarından takip edelim. Samih Rıfat Bey maliye vekiline soruyor:"Eski Şer'iyye vekaleti ile bugünkü Diyanet İşleri Reisliği bütçesi arasında bir fark olmadığını söylediniz. Eski Şer'iyye vekaletinde iki heyet vardı. Biri heyeti itfaiye, diğeri heyeti ilmiye idi ki heyeti ilmiye neşriyatı İslamiye ile iştigal ediyordu. Burada bu heyetlerin ikisini de göremiyorum. Ona mukabil bir heyeti müşavere var. Efendim... heyeti ilmiye ki itikadat, ibadet üzerinde bu heyetin büyük tesiri ve faaliyeti vardır. Bu lağv mı edilmiştir?"Maliye Vekili Mustafa Abdülhalik Bey (Çankırı):"Bu vazife heyeti müşavereye verilmiştir."Samih Rıfat Bey (Biga):"İkisi bir midir, vazifeler birleştirilmiş midir?"Maliye Vekili (devamla):"Evet efendim bu danışma kurulunun vazifeleri içindedir."Hamdi Bey (Bozok):
"Efendim ben de Samih Rıfat Beyefendi'nin sualini soracaktım."Maliye Vekili (devamla):"Efendim o vazifeler, yani fetva vesair vezaif ile itikat ve ibadet vazifeleri heyeti müşavereve verilmiştir."Hafız İbrahim Efendi (Isparta):"Gerek heyet-i iftaiyenin ki fetva işleri tamamen üzerindedir, gerekse tetkikat ve telifatı İslamiye heyetinin vazifeleri evvelce özel yasayla ayrılmıştı, heyeti ilmiye İslam eserlerini neşreder (yayınlardı)? Heyeti iftaiye ise, memleketin her tarafından gelen fetvaları tetkik ederdi. Her iki heyet nasıl olur da birleştirilmiştir?"Maliye Vekili Mustafa Abdülhalik Bey:"Efendim... Kanunda şu kadar aza diye bir kayıt yoktur. Burada sekiz kişiden ibaret bir heyeti müşavere var. Diyanet İşleri Başkanı onların vazifesini taksim edecektir. Mesela üç kişi ayıracak, sizler şuna bakın, sizler de şunlara bakın diye vazife taksim edecektir."Kâmil Efendi (Afyonkarahisar):"Efendim... Tercihi cihat vesaire de Diyanet İşleri vazifelerinden sayılıyor. Evvelce bunlar evkafa bağlı idi. Şimdi bu şekilde, hepsini sekiz kişiye bırakmak, bunlar yapılmasın manasına gelmez mi?"Maliye Vekili Mustafa Abdülhalik Bey (Çankırı):"Efendim... Bunda bir hata varsa miktarındadır. Yani olabilir. Eğer heyeti celile, sekiz kişi miktarının azlığında veya çokluğunda yetersiz derse, bu yüksek kurulumuzun işidir. Diyanet İşleri Başkanı, ben bu işleri sekiz kişi ile görürüm diyor, kâfidir diyor."Mazhar Müfit Bey (Denizli):"Efendim... FETVA heyeti, ilmi heyet, cihat tevcihi heyeti, vazifeleri ve azalarının hususiyet ve adetleri kanunlarla belirlenmiştir. Zatı âliniz buyuruyorsunuz ki, bu heyetler birleştirilmiş, başka şekle sokulmuştur. Bu bir kanun meselesidir. Kanunen muayyen olan bir heyeti tadil edip başka şekle sokmak, ancak bir yasa maddesiyle olabilir. Böyle bir kanun olmadığına göre bu işi nasıl yapacaksınız?"Maliye Vekili Mustafa Abdülhalik Bey:"Siz kanunla Şer'iyye vekaletini kaldırdınız. O vekaletin teşkilatını da kaldırmış oldunuz. (Hayır sesleri) Teşkilatı da kalkmıştır. Rica ederim o şekilde düşününüz."Raif Efendi (Erzurum):"Şu halde teşkilatsız, nizamsız bir bütçeyi müzakere ediyoruz ki, benim maruzatım sabit oluyor."
Mazhar Müfit Bey (Denizli):"O halde bunun için bir kanun ister."Raif Efendi (Erzurum):"Efendim... Bu katiyen kanunsuz olmaz. Lüzum yoksa açık söyleyelim, açık olalım, kalsın, gitsin... Lüzum varsa kanunla devam etsin..."Hasan Fehmi Efendi (Kastamonu):"Din ve din kuruluşlarının seçim ve atamaları, ibadet ve inançlarla ilgili FETVA'ların tetkiki ve din eserlerinin yazılması sekiz kişiyle nasıl olur?"Tunali Hilmi Bey (Zonguldak):"Bu ikinci bahis buraya giremez, öğrenim birliği olunca katiyen maarif bahsi buraya giremez."Hüseyin Hüsnü Efendi (Isparta):"Mençe guyem, tamburem çe guyet? (Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?)"Tunali Hilmi Bey (devamla):"Anlamayanlar da itiraz etmemelidirler. Siz de tevazu buyurunuz benim gibi cahil..."Hasan Fehmi Efendi (Kastamonu):"Zatı âliniz buyuruyorsunuz ki, telifat ve tetkikat heyetinin (araştırma ve yazma kurulları) üzerlerine aldıkları ödevleri maarife geçmiştir. Halbuki sorumlu bakan öyle demiyor..."Tunalı Hilmi Bey (Zonguldak):"Hayır... Yanlış söylüyor."Ali Saib Bey (Kozan):"Efendim... Bir de Diyanet İşleri Başkanı'nı dinleyelim. Belki kâfi görmüştür."Raif Efendi (Erzurum):"Hatta Başvekil hazretlerini dinleyelim. Burası kendisine bağlıdır. Bütçe encümeni bütçeyi kendi kendisine yapmış. Öyle anlaşılıyor."Maliye Vekili Mustafa Abdülhalik Bey:"Efendim... Müsaade buyurursanız Diyanet İşleri riyaseti hakkındaki kanunda vazifeler ayrılmıştır. Eğer müsaade ederseniz okuyayım. -Madde 5. Türkiye Cumhuriyeti memaliki dahilinde bilcümle cami ve mesacid-i şerifenin ve tekkeler ve zaviyelerin idaresine, hatip, imam, şeyh, vaiz, müezzin ve kayyumların vesair müstahdemlerin atamalarına Diyanet İşleri Başkanı memurdur."Reis Fethi Bey:"Efendim... Bildiğiniz gibi, özel yasa gereği, bizce Diyanet İşleri riyaseti başvekâlete merbuttur. Yani Başvekil Paşa’yı mı dinlemek istiyorsunuz? bunu dinleyebilirsiniz.” (Gelsin dinleyelim sesleri)Maliye Vekili Mustafa Abdulhalik Bey (Çankırı):“Reis Bey Başvekil Paşa Hazretleri hastadır. Yatakta yatıyor, hasta olmamış olsa idi gelirdi.”