633 sayılı Kanun'un, incelemekte olduğumuz görevli ilgili hükmü, sonradan Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği 1982 sayılı Kanun'da da herhangi bir değişikliğe uğratılmamıştır. Böylelikle günümüz mevzuatın-da da Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görevleri İslam dininin inançlan, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek,…devamı633 sayılı Kanun'un, incelemekte olduğumuz görevli ilgili hükmü, sonradan Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği 1982 sayılı Kanun'da da herhangi bir değişikliğe uğratılmamıştır. Böylelikle günümüz mevzuatın-da da Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görevleri İslam dininin inançlan, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmektir. Bu çerçeve içinde ve örgüt birimleri bağlamında Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görevlerini, sentetik
bir sistematikle, ibadetle ilgili hizmetler; dini konularda toplumu aydınlat-5 ma; din eğitimi; hac işleri; örgütün kendine yönelik faaliyetleri olmak üzere beş alanda irdeleyebiliriz.
Türkiye'de yılda ortalama 1500 cami yapılmakta ve ibadete açılmaktadır. Böylece, Türkiye'de cami artışıyla nüfus artış oranı (yaklaşık yüzde2.5) paralellik göstermektedir. 1989 sayılarıyla Türkiye'de 62.947 cami bulunmakta; genel nüfusa göre 857 kişiye bir cami düşmektedir. 1990Kasımı'nda verdiği bir demeçte dönemin Diyanet İşleri Başkanı Said Yazıcıoğlu, "Türkiye'de bugün 65 bin cami var. Bu camilerde 80 bin dola yinda kadrolu personel bulunuyor. 7 bin dolayında personel açığı var. Her köye bir cami veterlivken, neredeyse 100 metre araula yapılıyor. Ne Hidar az cami yaparsak, vatandaş arasındaki bölünmeyi önlemiş oluna şeklindeki ifadesiyle fazla cami yapmayı sakıncalı bulduğunu belirtmiştir.
Diyanet işleri başkanlığı'na 2026 yılı için teklif edilen bütçe,174.300.000.000 tl oldu…
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36'ncı maddesinde, 31 Temmuz 1970 tarihinde kabul edilen 1327 sayılı Kanun'un 9'uncu maddesiyle yapılan bir değişiklikle "din hizmetleri sınıfı" ihdas edildi. Değişiklikle mevzuata şu düzenleme getirilmişti:
"Din hizmetleri sınıfı özel kanunlarına göre çeşitli derecelerde din eği timi görmüş olan ve dini görev yapan devlet memurlarını kapsar.
Birlik Partisi tarafından açılan iptal davasında Anayasa Mahkemesi, 1327 sayılı Kanun'un 9'uncu maddesinin din hizmetlilerine ilis kin VI sayılı bendinin Anayasa'ya aykırılık taşımadığına Avni Givda ve Ahmet Akar'ın esasa: Muhittin Gürün un gerekçenin bir bölümüne kar-ş oylarıyla ve oy çokluğuyla karar verdi. Dava dilekçesinde Anayasa'ya aykırılık iddialarının ve iptal isteminin gerekçesi özet olarak, "Anavasa'nin 2'nci maddesi hükmünce Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlettir.
Laiklik, klasik anlamıyla din ve devlet işlerinin birbirinden ayılması de mektir. Anayasamıza göre, din ve devlet işleri birbirinden ayrılmıştır. Din hizmetleri bir kamu hizmeti niteliği taşımadığına göre, din adamlanının memur sayılması laik devlet ilkelerine uymaz. Kanunun din görevlilerini kapsamına alması Anayasa'nın 117. maddesine aykırıdır. Dava konusu hükmün din hizmetleri sınıfı kurması yoluyla devlet, din işleriyle uğraşan teokratik bir devlet hüviyeti almış olacaktır. Bu ise Atatürk devrimlerinin, 1961 Devrim Anayasası'nın tam manasıyla inkârıdır ve dolayısıyla ana-yasa nın 2'nci, 4'üncü, 19'uncu, 117'nci ve 154'üncü maddelerine ay-kandır" şeklinde iade edilebilir. Anayasa Mahkemesi, anılan düzenlemeyi esas yönünden incelemeye geçtiğinde, ilk olarak laiklik ilkesini kuramsal olarak irdelemiş; ardından bu ilkeyi Anayasa'da yer alan ilgili hükümler ışığında Anayasa koyucunun kastettiği anlamı tartışarak saptamaya ça-lışmıştır. Anayasa Mahkemesi'ne göre,
"Diyanet İşleri Başkanlığı dini bir teşkilat değil; Anayasa'nın 154ün-cü maddesinde saptandığı üzere genel idare içinde yer almış idari bir teşkilat durumundadır ve bu teşkilata mensup kişiler de 154'üncü mad-dede sözü geçen özel kanun ve dolayısıyla 154'üncü madde hükmünce memur niteliğinde sayılmışlardır. Bu durumun bir Anayasa hükmü al-ması dolayısıyla da, Anayasa'nın 117. maddesine aykırılıktan söz edilemez.
1982 Anayasası'nın 128'inci ve 129'uncu maddelerine tabi olup, sorumluluk bakımından 129/5 ile getirilen düzenlemeye ve disiplin so ruşturmalarındaki güvenceye sahip olmalarıdır.
Öte yandan Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20 Ocak 1969 tarih ve 3/17 sayılı kararında, 633 sayılı Diyanet Isleri Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun hükümleri, yasanın gerekçesi ve Türk Ceza Kanu nu'nun 279'uncu maddesi hükmü ile 8 Ağustos 1941 tarih, 1255 sayili Türkiye Büyük Millet Meclisi yorum kararını gerekçe göstererek din görevlilerinin görevinin kamu görevi niteliğinde kabulüne ve memur sa-yılmasına olanak bulunmadığına hükmetmistir, Yargıtay'ın çeşitli daire leri tarafından verilmis kararlar da aynı yöndedir. Bu hükümlerin hukuk-sal sonucu olarak, bu görevliler Memurin Muhakematı Hakkında Ka-nun'la getirilen prosedüre tabi olmayıp; haklarında doğrudan ceza davası açılabilir. Danıştay İkinci Dairesi de, vermiş olduğu bir kararın “idari görev" kriterini kullanmıştır. Bu daireye göre,
"Türk Ceza Kanunu'nun 279'uncu maddesi ve bu maddeye açıklık kazandıran 1255 sayılı TBMM yorum kararı memur tanımında kamu görevini esas almıştır. Ceza Kanunu bakımından memur, kamu görevini yerine getiren kimsedir. Halbuki imam, hatip vaiz gibi din hizmetlilerinin yaptıkları vazifeler, kamu görevi niteliğinde olmadığından bunların Ceza Kanunu uygulanmasında da memur sayılmalarına olanak yoktur. Nite-kim Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.1.1969 gün ve K:693/17 sa yılı kararında bu durum açıkça ifade edilmiştir.