Israrlı bir iddiaya göre ilk halife Hz. Ebubekir zehirlenerek öldürülmüştür. Oysa ki peygamber hazırlamış Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ÖLDÜRÜLMÜŞ’lerdir, öyle ki cinayetlerin hazırlanışı, canilerin kişiliği, hata sebepleri DİN’in siyaset aracı sayılagelmiş kanlı/kinli boğuşmaların sonucu halinde tarihe geçmiştir. Hz.…devamıIsrarlı bir iddiaya göre ilk halife Hz. Ebubekir zehirlenerek öldürülmüştür. Oysa ki peygamber hazırlamış Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ÖLDÜRÜLMÜŞ’lerdir, öyle ki cinayetlerin hazırlanışı, canilerin kişiliği, hata sebepleri DİN’in siyaset aracı sayılagelmiş kanlı/kinli boğuşmaların sonucu halinde tarihe geçmiştir. Hz. Ömer “582-644” halife olarak Medine’de vazife başında iken EBU LÜ’LÜ EİRUZ adlı mecuzi (ateşe tapan) bir köle tarafından sabah namazına giderken hançerle öldürülmüştür. Ama bizim evlatlarımıza okuttuğumuz İslam tarihinde bu cinayetten söz edilmez. Hz. Ömer’den sonraki halife Hz. Osman “574-655” hilafetinin 12. yılında ve 81 yaşında iken, dinin siyaset içinde iktidar kavgasının kargaşaları içinde, elli gün kuşatılmış evinde Kuran-ı Kerim okurken öldürülmüştür. Elimizde daha önce senelerce ders kitabı olarak okutulmuş kitapta bu olay ve şeklinden bahsedilmemiştir.4. Halife Hz. Ali’nin hilafeti biliniyor ki İslam dininde politikanın karşı görüşler önünde İslamiyette dinin politikanın aracı ve iktidar hareketlerinin temel kaynağı olması ile başlamış mezhepler boğuşmasının doruğa çıktığı evredir. Kendisi değil oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin de ödün vermez ihtiras kavgasının kurbanları olmuştur. Rakibi ve Emevi devletinin kurucusu MUAVİYE ile Hz. Ali orduları arasındaki Sıffeyn Savaşı'nda Muaviye'nin askerleri mızraklarına takmak suretiyle kutsal kitabı iktidara hırsına alet yapmak gibi akılalmaz yollarla DİN'i politikanın ibretli malzemesi yapmışlardır. Dikkate değer ki DİN'in böylesine günlük yaşantı içinde kullanılan araç sayılması Arap tarihçilerin ve dolayısıyla bilim tarihçilerin göz kapattığı hakikat olmuştur. Emevi halifesi YEZİD'in iktidar çekişmesinin kişisel reaksiyonu olarak, Kuran-ı Kerim'i parçalanması; yere atılması ve üstünde tepinilmesi gibi inanılmaz ahlaksızlık ve dini inkâr bile yabancı tespitlerin ortaya koyduğu hazin gerçektir. Bugün tarih hakikatlerinden ürkmeyen bir millet olarak biz Türkler, ancak ibadetimizi anadilimizle yerine getirmeye başladıktan sonra din alanında hakiki tarihi öğrenmiş ve kavramış olacağız. Bu idrak sonucundadır ki İslamiyete saygı duygusuna kimin sahip olduğunu öğrenmiş bulunacağız.Bu düşündürücü olayların hiçbirisi İslam kaynaklı tarihlerin sayfalarında yoktur. Biraz derine inilinirse dinsel düşüncenin ruh yapısı üzerinde temel sayılan tarikatlarda bile siyaset reddedilemez bir gerçek olarak gözükür. Arap şovenizminin temsilcisi olan Emeviler'in Peygamberimizin de soyu olan Haşimilerle mücadelesinde tutumu ve Türkler'in yardımı ile iktidara gelen Abbasiler'in devri, normal bir teokrasinin çok üstüne çıkmış şartları içinde, Hristiyanlıkta Katolik hegemonyasıyla kıyaslanamayacak kadar bağnazlığın DİN DEVLETİ yapısının tipik örneğidir.Araplarda KAVMİYET duygusu o kadar derin ve o kadar katıdır ki, ellerindeki kudret ve imkanları yalnızca ve sadece KENDİ KAVİMLERİNE ayırmışlar ve başkalarına hayat hakkı tanımamışlardır. ABBASİ devletini iktidara getiren ordu kuvveti tamamen Türkler'di. Bu devletin üstünlük devirleri de tamamen Türkler'in eseriydi. Harun Reşit gibi en ünlü Abbasi halifesi ülkeye her bakımdan büyük hizmetler yapmış, Türk Bermeki (Parmakoğulları) ailesini kadınları ve çocuklarıyla tamamen yok etmişti.Biz haçlı seferlerini Hristiyanlıkla İslamiyet arasındaki dinler kavgası olarak algılarız ve değerlendiririz. Aslında 11 haçlı seferinin 8'ini doğrudan doğruya Türkler karşılamıştır. Haçlılar en büyük bozgunu Anadolu Selçukluları'ndan almışlardır. Kudüs'te kurulan Latin krallığı çevre Araplar'ın umarsızlığı ve olayları bir manevi veya dinsel hassasiyet sonucunu kucaklaması dışında ancak kendilerinin dünya menfaatlerini ilgilendirdiği sürece değer bulunmasıyla neticelenmiştir.Arap tarihini bilmiyoruz. Bilmek de istemiyoruz. Bilsek de alabileceğimiz ibret dersi, DİN ve DEVLET adına örnek alınabilecek tutumun mevcudiyetini beklemiyoruz ve de muhtaç değiliz.