Hilafetin Türklüğe zararları: Hilafet müessesesi, laiklikle telif edilemezdi. Yeni Türk Cumhuriyeti'ni laik kılmak birkaç bakımdan zaruri idi.1- Dinle devleti birbirinden ayırarak modern bir cumhuriyet kurmak için.2- Dini, Türk'ün ilerleme adımlarının önünde mania olmaktan çıkarmak için.3- Ve nihayet modası ve manası…devamıHilafetin Türklüğe zararları: Hilafet müessesesi, laiklikle telif edilemezdi. Yeni Türk Cumhuriyeti'ni laik kılmak birkaç bakımdan zaruri idi.1- Dinle devleti birbirinden ayırarak modern bir cumhuriyet kurmak için.2- Dini, Türk'ün ilerleme adımlarının önünde mania olmaktan çıkarmak için.3- Ve nihayet modası ve manası yok olmuş, bütün bir tarih içinde Türk'e, yalnız ve sadece zararı dokunmuş böyle bir müesseseyi yok etmek için.4- Ulusal duyguyu uyuşukluktan korumak, ona hızını vermek için.Laiklik bazılarının anladığı yahut anlatmak istedikleri gibi dinsizlik değildir. Devletin dinle ayrılığıdır.Esasen devlete din izafe etmek kadar batıl bir şey tasavvur olunamaz. Biliriz ki dinler saliklerine bazı ödevler tahmil ederler.Mesela:İslam dininin şartı beştir. 1- Kelime-i şehadet getirmek, 2- Namaz kılmak, 3- Haccetmek, 4- Oruç tutmak, 5- Zekât vermek gibi.Devlet ise hükmi bir şahsiyettir. Bu ödevleri yerine getiremez.Nasıl arz edeyim?Bir devlet tasavvur olunabilir mi ki, hacca gitsin de hacı devlet efendi olarak avdet etsin?!.Yine bir devlet tasavvuru mümkün müdür ki, abdest alarak beş vakitte namaz kılsın? Ramazanlarda oruç tutsun?Devlete din izafe etmek bu kadar gülünç ve bu kadar ahmakça bir şeydir.Osmanlı kanunu esasisi ve birinci ve ikinci teşkilatı esasiyelerimiz, "Devletin dini, dini İslamdır. Ahkâmı şeriyenin tenfizine Büyük Millet Meclisi memurdur" gibi birtakım maddeleri ihtiva ediyorlardı ki, bu hemgülünç hem de zararlı idi.Gülünç olmasının sebeplerini biraz önce göstermeye çalıştık. Fakat bu hükümler aynı zamanda zararlı idiler.Çünkü:Dinle devlet birbirinden ayırt edilmedikçe din devlete direktiflerini veriyor ve zalim hükümdarlarla onların tâbilerinin elinde bir tahakküm vasıtası oluyordu. Hükümdarların ve onların hükümetlerinin en fena hareketleri dinle meşru gösteriliyordu.Bir iki misal:Mecmaüledep kitabı: Mecmaüledep adında bir risalede deniyor ki: "Padişah, halife zalim olsa da ona itaat gerektir. Çünkü her millet layık olduğu idareyi bulur kaidesi şeriat esasıdır. Bunun aksine hareket edenler kâfir olurlar."Görülüyor mu? Pespayelerin elinde din nelere vesile ve vasıta oluyor? Mahmut II zamanında Mora'yı kaybettiğimiz vakit, bunun dinen terki lazım geldiğine dair birde fetva çıkarılmıştı. Fetvayı vaktin şeyhülislamı Dürrizade Abdülvehab vermişti.(1)İdaresizlik kolayca şeriatın sırtına yükletiliyor ve akan sular durduruluyordu.Bizdeki isyanların, kaytaklıkların hemen hepsi şeriata arka verdi.İkinci teşkilatı esasiye hazırlanırken: Hiç unutmam, ikinci teşkilatı esasiye projesi vekillerden ve mebuslardan mürekkep hususi bir heyet tarafından Atatürk'ün reisliğinde Ankara istasyonundaki cumhur reisliği kalemi mahsus binasında konuşulurken, dinle ilgili maddelerin projeden çıkarılmasını ben teklif etmiştim.Dinle devlet işlerinin birbirine karışmasının Türk milletinin felaket sebebi olduğunu ileri sürmüştüm. Yalnız bizim değil, hatta Roma Devleti'nin dahi çöküş sebebinin Hıristiyanlık olduğunu iddia etmiştim.Kâzım Karabekir: General Karabekir fikirlerime asabiyetle hücum etti.Fethi Okyar: Bay Fethi Okyar:"Canım böyle şeyleri karıştırmayalım.. Biz ihtilalci miyiz? Yoksa devlet idarecileri miyiz?" diyerek meseleyi kapatmak istedi.Atatürk ne dedi? Atatürk... zamanı gelir... diyerek maddeler projede bırakıldıFakat gün geçtikçe hakikat kendisini göstermeye başladı.1926 yılında Millet Meclisi’nin tasdikine iktiran eden Türk kanunu medenisinde “reşit dinini intihapta serbesttir” maddesi vardı.Diğer taraftan teşkilatı esasiyede mahut maddeler duruyordu!Bu müthiş çelişki devam edemezdi. Mahut maddeler teşkilatı esasiyede kaldıkça bir gün irticaın, yakasından tutarak inkılabı mesul etmesi onun hak ve salahiyeti icabı olurdu.Çünkü teşkilatı esasiyeye muhalif hareket olunamaz.İnönü’nün bir takriri: Nihayet 1927 yılında İsmet İnönü ve arkadaşlarının bir takririyle meclis mahut maddeleri birlikte ana kanundan çıkararak ilga etti. Ve Türk Cumhuriyeti laik cumhuriyet oldu.Yani insanlarca mukaddes olanın, hükümdarların yahut herhangi bir şefin elinde oyuncak olmaktan kurtarılarak, el değmeden ve ebedi olan vicdanlara mal edildi.Din ancak vicdanlar içinde emin ve masundur.