"Bu kitap, yazarın okuduğum ilk kitabı. Öykü deniliyor kitabın kapağında ama tam olarak bir öykü kitabı gibi de değil aslında. Garip ve anlaşılması biraz zor bir eser. Biraz hikaye, biraz günlük, biraz öylesine iç dökme gibi ve yer yer ironi…devamı"Bu kitap, yazarın okuduğum ilk kitabı. Öykü deniliyor kitabın kapağında ama tam olarak bir öykü kitabı gibi de değil aslında. Garip ve anlaşılması biraz zor bir eser. Biraz hikaye, biraz günlük, biraz öylesine iç dökme gibi ve yer yer ironi ile yapılıyor bunların hepsi.
Çok güzel cümleler barındırıyor, sanırım bu yönü çok hoşuma gitti. O cümleleri aşağıya bırakıyorum ve benim için belirsiz olan bu kitabı belki başka zaman yine okurum diye düşünüyorum. Çünkü bazı kitapların gerçekten zamanı vardır ama yine de şunu da belirtmek isterim ki, öykü meselesinde bu kadar belirsizlik, bu kadar ordan oraya atlama meselesi pek hoşuma gitmiyor. Yani şu anda böyle düşünüyorum, sonra ne olur bilemem...
ALINTILAR:
"Kendimle savaşta hep yenilgiye uğradım"(9.s)
"Yeniden, ta baştan başlansa da, kendi istencimizle yaşayamayacağımızı ben de iyice biliyorum."(9.s)
"Yaşam bir deha işi değil. Bir sürgün, köle düzeni. Kurtuluşu ummak safdillik. İntihar seçimi bu yüzden gerekli. Ne ki yürek isteyen bir eylem. Hep tasarladım salt. Kendiliğinden oluşmasına bel bağlıyorum. Lucretius: “Ölüm ben varken yok. Ben yokken de onun var olması anlamsız,” demiş galiba. Nasıl inanabilir, bekleyebilirim. Hemen tüm yazarların ölüm beklentisine bel bağladıkları gerçek. Virginia Woolf, Ernest Hemingway, daha niceleri. Bitti’yi algıladıklarında bu yolu seçtiler. Gerçekten yürekliydiler. Bencileyin zayıf, korkak değil."(9.s)
"Susayım en iyisi. Uyumaktan başka çarem yok. Uyandığımda acılara katlanmayı sürdüreceğim yaşadıkça."(10.s)
"İnanma kapanına kıstırabilsem bilincimi."(24.s)
"Görüyorsun, ayıklığımla yaklaşamıyorum sana hâlâ."(24.s)
"Bağışlanmayacağım. Beklemiyorum zaten. Anlatmaya kalkışacaklarıma bir yığın kof ayrıntı sığışacak."(24.s)
"Ben bile bile giriyorum cehennemime. Bile bile kavruluyorum. Hiçliği –hiçlik kavramını– sürdürüyorum inatla.
Çirkinim, budalayım, tamam."(25.s)
"Yenilmeyi içime sindiremiyorum ama bu içsıkıntısı çökertecek galiba beni."(26.s)
"Uyanmak başlıbaşına korkuya dönüşmekte."(26.s)
"Beynimin kıvrımlarında kıvıldanan korku sürekli büyüyor. Geçmişle yaşıyormuşum. Gelecek nasıl yaşanır? Bilinmezliği kestirebilmek için umut saçmalığına sığınabilirsin. Gülünür. Dahası delimtirek kahkahalar atılır. Belki böylesi yöntem yaşamaya bağlı tutar insanı. Geçmiş yanılgılar, ahmaklıklar yumağı önyargısını silmedikçe kafandan, inandıkça rastlantılara, geleceğin getirecekleri de farklı olmayacak."(28.s)
"İç hesaplaşmayı yüzeyden almamalı. İyice hırpalamalı, delik deşik etmeli."(28.s)
"Aklın çözemeyeceğini, akıl, çözümsüzlük çözümüyle devreden çıkarmayı yeğler."(29.s)
"Ruhun şâd olsun Beethoven!
Darısı başıma!"(34.s)
"Kendimi toparlamamı öğütlüyorlar. En ufak aksilik sinirlerimi altüst etmeye yetiyor. Kendime acıyormuşum. Doğru değil. Bu dayanılmaz üşengeçliğe, her şeyi takıntı hale getirmeme feci kızıyorum ama sonuçsuz kalıyor. A.da zor dayanıyor bana. Eziliyorum, yönelttiği eleştiriler karşısında. Görünüşüm aldatıcı. İç sıkıntısından aklımı kaçıracak gibiyim. Ayrımındalar ya yapılacak bir şey de yok."(35.s)
"Hiçbir şey ilgime değer görünmüyor.
Ne yapsam? Genç yaşlarımda da bu bozgunu sıkça yaşadım. Onun için alkolden medet ummuş olmalıyım. Şimdi? Daha beter."(42.s)
"Sevgi, deniyor, sıkışınca. Onun da nice yozlaşabileceğini yaşamış biri olarak içine tükürebilirim."(43.s♡)
"Tunaf, edilgen, bayağı aldırışsızım."(53.s)
"Akıl vermiş gûya Tanrı! Nasıl kullanacağız? Yöntemini de öğretseydi ya!"(59.s)
15 Temmuz Çarşamba-2026