2026 (97. Film) Geçen sene sosyal medyada iyi pr yapmış "The Housemaid" filmini ele alacağız bugün. Başrolü Sydney Sweeney ve Amanda Seyfried'in paylaştığı filmde Brandon Sklenar ve 365 Gün serisi ile yıldızlaşan Michele Morrone gibi isimlerde bulunuyor. Filmin konusu; Millie,…devamı2026 (97. Film)
Geçen sene sosyal medyada iyi pr yapmış "The Housemaid" filmini ele alacağız bugün. Başrolü Sydney Sweeney ve Amanda Seyfried'in paylaştığı filmde Brandon Sklenar ve 365 Gün serisi ile yıldızlaşan Michele Morrone gibi isimlerde bulunuyor. Filmin konusu; Millie, 15 yıllık hapis cezasının 10 yılını çekmiş ve şartlı tahliye olmuştur. Ancak bu süreçte herhangi bir işte çalışıyor olması gerekmektedir. Millie iş bulmak adına her tuşa bastığı dönemde Winchester ailesinin hizmetçisi olarak işe başlayacaktır. Sırları olduğunu zanneden Millie bakalım işverenlerinin sırlarını öğrenince ne yapacaktır?
Film hakkında genel yorumum çerezlik bir filmdi. 2 saat boyunca belki sıkılmadan izledim evet ama film daha iyi yerlerde olması için gereken o sıçramayı yapamadı. Dünkü Gerard Butler eleştirimin aksine bu filmi cast seçimleri konusunda tebrik etmek istiyorum. İki kadın oyuncuda çok başarılı bir performans sergilemiş. Özellikle Amanda Seyfried filmin yıldızıydı. Sydney hakkında her ne kadar oyunculuğundan ziyade başka konular ön planda olsa da bu kendisinin izlediğim dördüncü filmiydi ve her film farklı tarzda karakterler içinde onu görmeme rağmen rolünün hakkını her film veriyor. Brandon Sklenar'da yine aynı şekilde iri, kaslı, yakışıklı ve filmde sık sık bahsedilen o güzel gülüşe sahip olmasıyla ne kadar doğru bir tercih olduğunu gösteriyor.
Filmde olayların gelişimini tahmin etmek düşünüldüğü kadar zor değildi. Bahçıvanın tavırları, Nina'nın "son ses müzik açsan da duymayız" söylemi, kapı ve pencere detayları derken olayların nerede nasıl şekilleneceği az çok belliydi. Ayrıca Nina'nın Millie'nin izin günü olan cumartesileri ona hep bir iş çıkartması da yönetmen tarafından izleyiciye verilen ince bir mesajdı.
Sonuç olarak kötü film değildi. Özellikle oyuncular filmi izlenilir kılıyor. Ama çok uçuk beklentilere de girmeyin naçizane tavsiyem. Çerezlik, kafa dağıtmalık bir yapım.
6.6/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Film, tüm dünyada milyondan fazla satan ve "New York Times Bestseller" listesinden aylarca inmeyen Freida McFadden’ın ünlü psikolojik gerilim romanı The Housemaid'in resmi ve ilk beyazperde sinema uyarlamasıdır.
2- Sydney Sweeney, filmdeki hapisten yeni çıkmış ve hayata tutunmaya çalışan Millie rolünü o kadar çok istedi ki; projenin sadece başrol oyuncusu olmakla kalmadı, kendi resmi yapım şirketi olan Fifty-Fifty Films çatısı altında projenin ana yönetici yapımcılığını da bizzat üstlendi.
3- Filmde ki Nina Winchester karakteri için Hollywood kulislerinde ilk başta Oscar ödüllü aktris Emma Stone ile görüşülmüştü; ancak Stone'un takvimi uymayınca rol doğrudan Amanda Seyfried'e emanet edildi.
4- Filmin yönetmen koltuğunda oturan isim, daha önce Anna Kendrick ve Blake Lively'nin oynadığı yine bir başka ünlü ev gerilim-komedisi olan A Simple Favor (Küçük Bir Rica) ve Ghostbusters filmleriyle tanınan usta yönetmen Paul Feig'dir.
5- Sydney Sweeney ve Amanda Seyfried, filmdeki o kedi-fare oyunu kıvamındaki o gerilimli sahneleri çekerken, birbirlerinin sahne enerjisini ve o yapay düşmanlık aurasını bozmamak adına çekim aralarında karavanlarında kalıp çok fazla yan yana gelmemeye dürüstçe özen gösterdiler.
6- Brandon Sklenar, filmde Andrew Winchester karakterinin o profilini canlandırabilmek için, çekimlerden önce romandaki Andrew tasvirlerini satır satır okuyup o manipülatif sosyopat gülüşü üzerine aynalar karşısında günlerce prova yaptı.
7- Filmde Winchester ailesinin o lüks, klostrofobik ve tekinsiz malikanesi için stüdyoda yapay bir dekor kurulmadı; prodüksiyon ekibi New York'un banliyölerinde bulunan ve 1920'lerde inşa edilmiş gerçek bir tarihi malikaneyi tam 3 aylığına kiralayarak seti oraya kurdu.
8- Kitabın yazarı Freida McFadden, senaryo uyarlama aşamasında Lionsgate senaristleriyle bizzat çalıştı ve kitaptaki o tavan arası kapısı, hizmetçi odasının kilitlenme detayları gibi kilit noktaların filmde görsel olarak milimetrik olarak korunmasını bizzat şart koştu.
9- Michele Morrone, 365 Days serisindeki o küresel şöhretinin ardından Hollywood ana akım sinemasına bu filmdeki o gizemli ve tekinsiz karakteriyle resmi olarak ilk büyük adımını atmış oldu ve çekimler boyunca aksan koçlarıyla çalıştı.
10- Amanda Seyfried, filmde Nina karakterinin o obsesif kompulsif bozuklukları olan, evi sürekli temizleyen ve Millie'ye o sinirli ruh halini tam yansıtabilmek için, gerçek hayatta anksiyete ve obsesyonla mücadele eden insanların psikolojik gidişatlarını inceledi.
11- Sydney Sweeney, bu filmle birlikte kariyerinde dördüncü kez bir gerilim/dram projesinde başrol oynayarak (Euphoria, Reality, Immaculate sonrası), Hollywood sinema eleştirmenleri tarafından "kendi jenerasyonunun en üretken gerilim oyuncusu" unvanıyla tescillendi.
12- Filmin tekinsiz ışık kontrastı; görüntü yönetmeni John Schwartzman tarafından, David Fincher’ın gotik ev gerilimlerindeki o loş ve tekinsiz gölge oyunları taklit edilerek tasarlandı.
13- Filmin dağıtım haklarını elinde tutan sinema devi Lionsgate, filmin vizyon pr çalışması dönemi için sosyal medyada milyonlarca dolarlık devasa bir dijital reklam bütçesi harcadı.
14- Sydney Sweeney, filmde Millie'nin mutfakta ve tavan arasında hizmetçilik yaptığı o temizlik, yemek yapma sahnelerinin doğal ve çiğ durması için, çekim ekibinin profesyonel aşçılarından sette günlerce gerçek kesim ve servis taktikleri dersi aldı.
15- Filmin sürükleyici kurgusal ritmi; Paul Feig'in kurgu odasında filmin o temposunun düşmemesi için karakterlerin uzun uzadıya konuştuğu bazı durağan dram sahnelerini acımasızca atıp, doğrudan o gizemli ev detaylarına odaklanmasıyla sağlandı.
16- Brandon Sklenar, filmdeki o Andrew karakterinin fiziksel gücünü ve güneyli zengin geçmişini tam hissettirebilmek için, çekimlerden önceki 2 ay boyunca çok ağır bir fitness ve hacim antrenman programı uyguladı.
17- Filmin müziklerini yapan besteci Theodore Shapiro, evdeki o tavan arasından gelen çıtırtıları ve Millie'nin o "acaba bu evde ne dönüyor" dediği o paranoit anları desteklemek için hiçbir klasik orkestra ezgisi kullanmadı; sadece keman yaylarının metale sürtünme seslerinden oluşan endüstriyel bir ses tasarımı hazırlattı.
18- Sette Millie’nin o hapis yıllarından kalma ürkek, insanlardan kaçan ve sürekli tetikte olan o gaddar ruh halini tam verebilmek için, Sydney Sweeney çekimlerin yapıldığı New York'taki o tarihi malikanenin bodrum katında birkaç gece tek başına vakit geçirmiştir.
19- Filmin vizyon gösterimlerinin ardından sinema dergilerinde de Sweeney’nin oyunculuk dehasının o fiziksel imajının ne kadar önünde olduğunu anlatan makalelere konu oldu.
20- Son kapanış karesi çekildikten sonra, Amanda Seyfried ve Sydney Sweeney tüm set çalışanlarına ve Paul Feig’e sarılarak dürüstçe teşekkür etmişlerdir.
21- Yönetmen Paul Feig, Amanda Seyfried’ın o kocaman ve anlamlı gözlerini gerilim sahnelerinde bir silah gibi kullanmış; Nina’nın o delilik ile sakinlik arasında gidip gelen ruh halini dar açılı lenslerle yüzüne yaklaşarak çekmiştir.