●Çoğu zaman söze nereden başlanır, nasıl başlanır bilemiyorum ama ilk söyleyeceğim şey bu kadını yani Sultan'ı, Sultan ablayı görmek, duymak, anlamak öyle üzücü ki. Birkaç gün önce vefat ettiğini duyunca yıllar sonra tekrar bu belgesele döndüm. Yıllar önce bir kere…devamı●Çoğu zaman söze nereden başlanır, nasıl başlanır bilemiyorum ama ilk söyleyeceğim şey bu kadını yani Sultan'ı, Sultan ablayı görmek, duymak, anlamak öyle üzücü ki. Birkaç gün önce vefat ettiğini duyunca yıllar sonra tekrar bu belgesele döndüm. Yıllar önce bir kere izlemiştim ama sanırım o zamanlar şimdiki gibi bakıp hissedememiştim yeteri kadar anlamamıştım, görmemiştim bazı şeyleri. Şimdi o kadar iyi anlıyorum ki onu, aynı şeyleri yaşadığım için değil zaten bence aynı şeyleri yaşamam da gerekmiyor onu gerçekten anlayabilmek için. Ama bir insanın bir insanı bu denli sevebilmesini ve bu sevgide bambaşka bir hal almasını, bir rengin içinde kaybolmasını ya da bir rengin içinde kendini bulmasını şimdi anlıyorum. Bambaşka bir şey bu. Bu günlerde Cioran'ın 'Umutsuzluğun Doruklarında' kitabını okuyorum ve orada bir yerde Cioran aşktan bahsediyor: "Aşk için bazıları, gerçek aşk Tanrı aşkıdır, her aşk Tanrı aşkından doğar der, bazıları sanat aşkıdır, sanat aşktır der, bazıları başka bir şey der." diyor. "Ama benim için gerçek aşk bir insanın, bir diğer insana duyduğu aşktır." diyor. "Çünkü bir tek bir insanın bir insana duyduğu aşkta insan ölüme gidebiliyor. Ölüme kadar gidebiliyor. Onun için kendini kaybediyor, kendini yok ediyor kendini ortaya koyuyor gerçek anlamda" diyor.
Ve bu belgeseli izlerken aklımda hep bu cümle vardı. Zaten Sultan abla da "Aşksız insan saman gibidir, imansızdır. Gerçekten aşık olan insandan korkulmaz. Aşksız evlilik yapılmaz" diyor. Yaşadığı her şeye şiddete, terk edilmeye rağmen. Aşk zaten bu değil mi, rağmen, her şeye rağmen. (Her ne kadar insanın gururu bunu kendince haklı olarak yanlış ve uçarı bulsa da)
Daha pek çok şey söylenebilir belki ama şu anda daha fazla bir şey söyleyemiyorum, kelimeler yetersiz kalıyor hem böyle bir kadının yaşadıkları için hem de bu durumda benim hissettiklerim için. Kelimeler çoğu zaman yetersizdir zaten ne yazık ki!..
Sultan Abla'yı izlemek, onu düşünmek, onu hissetmek, onu anlamak kalbimi çok fazla yaraladı ama bir yandan da "İşte bu!" diyorum. "İşte gerçekten yaşadığını iddia edebilecek, gerçekten ben yaşadım, ben insan oldum, ben kalbimin ve tüm varlığımın hakkını verdim diyebilecek bir insandı o." diyorum.
Umarım şu an çok güzel bir yerdedir. Umarım en güzel kırmızılar hep onunla olur, onda olur♡
☆Belgesele yönelik bir şey söylemem gerekirse şunu söyleyebilirim ki güzeldi ama yetersizdi sanki.
18 Temmuz Cumartesi-2026