Bu bir hukuki belgesel film olduğu ve "Monsanto Bayer Roundup, PG&E Krom 6, Union Carbide Bhopal Metil İzosiyanat Faciası, General Motors & Standard Oil Thomas Midgley Kurşunlu Benzin ve CFC Felaketi, BP Deepwater Horizon Exxon Mobil Faciası" gibi büyük çevre…devamıBu bir hukuki belgesel film olduğu ve "Monsanto Bayer Roundup, PG&E Krom 6, Union Carbide Bhopal Metil İzosiyanat Faciası, General Motors & Standard Oil Thomas Midgley Kurşunlu Benzin ve CFC Felaketi, BP Deepwater Horizon Exxon Mobil Faciası" gibi büyük çevre skandalları arasında yer aldığı ve dava dosyalarının çok büyük kısmının tamamen kamuya açık olması hasebiyle ✨️SPOILER✨️ seçeneğini işaretlemedim.
Mark Ruffalo, sen benim gözümde gelmiş geçmiş en iyi kalpli oyuncusun.
Avukat Robert Bilott, sen ise dünyayı bu beladan kurtaran ADAMsın!
1:04:16 Şu sesi duymayı çok özlemişim.
Tamamen gerçek olaylara ve resmi belgelere dayanan belgesel film olarak izliyoruz ama Ruffalo denen bu ADAM o dönem gerçekten bir avukat olsaydı inanıyorum ki Bilott gibi DuPond'a PFOA C8 için dava açardı.
Film ve Dava Konusu Hakkında;
Karanlık Sular filmi tamamen gerçek olaylara ve resmi belgelere dayanmaktadır. Filmde anlatılan çevre skandalı kurgu değil bizzat yaşanmış tarihi bir hukuk mücadelesidir.
Ekranda izlenilen olayların merkezindeki avukat Robert Bilott gerçek bir kahramandır ve milyonlarca hamile kadını ve bebeğini kurtaran ve bu büyük davayı yürüten asıl kişidir.
Robert Bilott başlarda büyük kimya şirketlerini savunan bir kurum avukatı iken Wilbur Tennant isimli bir çiftçinin ölen inekleri için kendisinden yardım istemesiyle tüm kariyerini bu skandalı aydınlatmaya adamıştır. Yirmi yılı aşkın bir süre boyunca o devasa şirketin kirli sırlarını ortaya çıkarmak ve insanları korumak için büyük bedeller ödemeyi göze almıştır. Filmin hikayesi de bizzat bu avukatın hayatını ve davada ortaya dökülen kanıtları anlatan detaylı bir gazete makalesinden uyarlanmıştır.
Sonuç olarak sinema perdesine yansıyan o zehirli atıklar ve gizlenen laboratuvar raporları, hastalanan kasaba halkı birebir gerçektir. Avukat Robert Bilott'un başlattığı bu inatçı mücadele sayesinde bugün tüm dünyada sonsuz kimyasallar olarak bilinen maddelere karşı yasal kısıtlamalar getirilmiştir. Bahsi geçen avukat hala çevre hukuku alanında çalışmalarına devam eden ve adaleti sağlamış ve meslek etiğini büyük şirketlere ve onların kanlı paralarına peşkeş çekmemiş gerçek bir kahramandır.
Söz konusu şirket ise Teflon üretiminde yapışmazlık sağlamak amacıyla doğada asla yok olmayan ve sonsuz kimyasal olarak bilinen PFOA yani C8 adlı son derece zehirli bir madde kullanmıştır. Bu kimyasalın doğada çözünmemesi ve canlı organizmalarında birikmesi onu en tehlikeli endüstriyel atıklardan biri yapmaktadır. Şirketin üretim sürecinde bu tehlikeli maddeyi fütursuzca kullanması insanlık tarihinin en büyük çevre skandallarından birinin temelini oluşturmuştur.
Şirket Batı Virginia bölgesinde yer alan Parkersburg fabrikasından çıkan tonlarca zehirli atığı yıllar boyunca hiçbir filtreleme yapmadan doğrudan Ohio Nehrine ve yer altı su kaynaklarına boşaltmıştır. Bu sorumsuz eylem sonucunda bölgenin tüm su ekosistemi geri dönülemez bir biçimde zehirlenmiştir. Fabrikanın atık yönetimi konusundaki bu korkunç ihmalkarlığı sadece doğayı değil bölgedeki tüm canlı yaşamını doğrudan hedef alan bir biyolojik saldırı niteliğindedir.
Zehirli atıkların içme sularına karışmasıyla birlikte bölgede yaşayan yetmiş binden fazla insan böbrek kanseri testis kanseri tiroid hastalıkları yüksek kolesterol ve bebeklerde doğum kusurları gibi ölümcül hastalıklara mahkum bırakılmıştır. İşin en kan dondurucu tarafı ise şirketin bu maddenin kanserojen olduğunu kendi iç laboratuvar testleriyle 1960'lı yıllardan beri kesin olarak bilmesidir. Şirket yönetimi Teflon satışlarından elde edeceği milyarlarca dolarlık kârı korumak uğruna bu hayati tehlikeyi halktan ve resmi kurumlardan on yıllar boyunca kasıtlı olarak saklamıştır.
Bu karanlık tablo bölgedeki bir çiftçinin sığırlarının gizemli bir şekilde ve acı çekerek ölmesi üzerine çevre avukatı Robert Bilott tarafından başlatılan hukuki mücadele ile aydınlanmıştır. Avukatın inatçı ve cesur tavrı sayesinde bu yerel vaka devasa bir toplu tazminat davasına dönüşmüştür. Yıllar süren ve şirketin sayısız engellemesine sahne olan bu tarihi dava adaletin ne kadar geç ve zor tecelli ettiğinin en net göstergesidir.
Hukuki sürecin sonunda şirket mağdurlara ve çevre temizliğine harcanmak üzere 2017 yılında 671 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edilmiştir. İlerleyen yıllarda milyarlarca dolarlık ek çevre temizliği cezaları da kesilmiş olup adaletin kısmen de olsa sağlanması hedeflenmiştir. Tüm dünyayı sarsan bu korkunç gerçek yalnızca Karanlık Sular filmi ile değil, Bildiğimiz Şeytan belgeseli ile beyaz perdeye ve Veritasium gibi orta büyük ölçekli diğer belgeseller ile ekranlara taşınarak tarihe silinmez bir not olarak düşülmüştür.