Ben bu kitabı okuduğum King roman ve öyküleri arasında çok merkezî görüyorum. Sanki onun tüm yazdıkları gelip gidip buna bağlanıyor. Neden böyle düşündüğümü açıklayacağım. Ama buna yazımın sonlarında yer vereceğim. Belki meraklıları olacaktır. Kitap, King'in uzun öykü/Novella türünde verdiği üç…devamıBen bu kitabı okuduğum King roman ve öyküleri arasında çok merkezî görüyorum. Sanki onun tüm yazdıkları gelip gidip buna bağlanıyor. Neden böyle düşündüğümü açıklayacağım. Ama buna yazımın sonlarında yer vereceğim. Belki meraklıları olacaktır.
Kitap, King'in uzun öykü/Novella türünde verdiği üç eseri bir araya getiriyor. Bizdeki en önemli temsilcilerinden Mustafa Kutlu'yu bilirsiniz. Tam olarak onun yazdıklarıyla aynı türdeler. Fakat elbette söz konusu Kingse korku vardır, gerilim vardır. Üstelik bunların da ucu bucağı olmaz... Tekinsiz veya lanetli şeyler her tarafı sarmış durumdadır veya henüz yeni başlamaktadır; bu yüzden kasvetli hava başta hafifçe belirir ancak siz okudukça ve kelimeleri geride bıraktıkça ağırlaşır, tüm kitabı esir alır. Böyle diyorum, güzel, çok güzel. Ama King'in bu kitabında hepimizin çok iyi bildiği, çok film seyretmeyenlerin dahi adını anabileceği "Esaretin Bedeli" orijinal adıyla Shawshank Redemption hikâyesi yer alıyor.
Elbette bu Novellada, tahmin edebileceğiniz gibi korkudan eser yok. Yani doğaüstü unsurlar barındırmayan, sıcak bir anlatıma sahip. King'te pek rastlamadığımız bir durum bu. Korkusuz Stephen King mi olur? Oluyor, gerçekten oluyor. Yani oluyormuş. Filmi yıllar önce izlemiş olmama rağmen okuduklarım sonrasında yine çok etkilendim. Andy Dufresne ile gerçekten tanıştığımı düşünüyorum. Filmde belki sadece yanından geçerek gittim ve uzaklaştım. Ama kitapta onu daha yakından tanıdım, kalbinin derinliklerine inebildim. O posterin arkasında delik açıp hapishaneden kaçmadan önce; ince kişiliğini, sabrını, azmini ve en önemlisi öldürmediği umudunu yakından fark edebildim. Şüphesiz çok kıymetli bir hikâye ve yönetmen Frank Darabont'ta bunu görmüş olacak ki sinemaya uyarlamış. King'in korku dışında nasıl salt dram yazabildiğini deneyimlemek isteyen okurlar bence doğrudan bu novellaya başvurabilir yani Shawshank Redemption (Esaretin Bedeli'ne).
Ben usta yazarın böylesi dram yazabildiğine şaşırmadım esasında. Her şeyden evvel o sadece yaratıkların çıkıp insan yediği, musallat olduğu basit bir evren oluşturmadı. Korkularının hepsinde de insanı yatıştıran veya üzen dramlar barındırıyor. Karakteri ve bir sonraki adımda neler yapacağını merak ediyorsunuz. Fakat bu sırada sürekli lanetlenmiş arabalar veya kediler gelip kovalamıyor onları; daima bir korkuları var. Onların birer hayatları var. Kimin eşi kimininse dostu var. King romanlarını bu yüzden seviyorum. Onun yazdıklarını ucuz bulmuyorum.
Ben kitaptaki ikinci Novelladan başladım yazıma. Şimdi de ilkine yani "Yetenekli Öğrenci"ye gelelim. Bu öykü, X-Men filmlerinden bildiğimiz Bryan Singer tarafından sinemaya da uyarlanmış. Oldukça kaliteli ve uzun soluklu bir öykü. Ve yine hortlaklar barındırmıyor. Hatta hiçbir doğaüstü öğe yok. Bunun yerine saf kötülüğün insana ve çevresinde nelere yol açtığını gösteriyor. Bir Nazi suçlusu Dussanderle henüz 13 yaşında bir Amerikan çocuğunu yan yana getiriyor. Ve çocuk demeden geçmeyin diyerek de daha baştan sinyaller veriyor King. Kitabın sonunu da düşününce insanın delilik evresine gelişini, bu evreden önceki sınırlarda gezinmeyi rahatsız edici şekilde görüyorsunuz. Ben bu hikâyeden şunu çıkardım. İnsan bazen İyi değildir. Gri bir alanda da gezinmiyordur. Yalnızca kötüdür. Saf kötüdür. Psikolojisi ve buna bağlı olan her şey onun kötülüğüne hizmet ediyordur... Üstelik o 13 yaşında bir çocuk olan Todd Bowden dahi olsa...
Bu öyküde Esaretin Bedeli'ne güzel bir göz kırpış var. Sonradan fark ettim. Yaşlı Dussander, hapishanedeyken hisselerini yönetebilmiş bir Dufresne'den bahsediyor...
Gelelim üçüncü Novella'ya: Solunum Metodu. Ben gönderimin henüz başındayken sonlarda bir şeyi açıklayacağımdan bahsetmiştim. Şimdi bunun zamanı. Neden King'in tüm yazdıkları gelip gidip bu kitaba bağlanıyormuş gibi düşündüm? Bu Solunum Metodu'nda saklı. Avukat bir adam erkeklerin toplanıp birbirine hikâyeler anlattığı bir kulüpten bahsediyor. Bu kulüp, bir hayli garip ve ürkütücü. Gelen giden fazla sorgulamadan üyesi oluyor resmen... Üst kattaki oda, uçsuz bucaksız ve sınırı yokmuşçasına koridorlar.. Normalde dünyada var olmayan kitaplar... King, bunlara açıklama getirmiyor. Nitekim, Solunum Metodu bir ihtiyarın bu tekinsiz kulüpte şömine etrafında toplananlara anlattığı tuhaf bir hikâyeye dayanıyor. Ama:
Kısaca bahsedilen üstteki o karanlık ve gizemli odalar aslında King'in Multiversesi bence. Yani onun çoklu evreni. Bu kulüpteki sır çok büyük. King'in Kara Kule serisine henüz yeni başladım. Ama okuyan herkes bilir ki Kule var ve kuleye giden yollar, açılan kapılar var. Hepsi de sır dolu, gizem dolu. İşte bu Kulüp de o kapılardan biri. Geçitlerden sadece biri. Ve o kulüpte tuhaf çok şey var. Avukat, ilk kez buraya girdiğinde ayak sürünme sesleri duyuyordu değil mi? İşte King'in farklı evrenlerdeki yaratıkları belki de bu kulubün üst odalarında (upuzun, uçsuz bucaksız, başı ve sonu yok gibi) barınıyordur. Farklı evren demeyelim. King'in herhangi bir kitabındaki yaratık burada yer alıyor olabilir. Nitekim kendisi de demiştir ki "benim kitaplarım kara kuleye bağlanırlar.". Çok uzattığımın farkındayım ama inanın bu yazarı uzun zamandır okuyunca, eserleri arasındaki referans ve bağlantıları fark edince küçük olsun büyük olsun heyecan duyuyor ve araştırıyorsunuz. Okuyanlarla bu bağlantıları konuşmak isterdim.
Üstteki oda bi kenarda dursun. Solunum Metodu'nda hikâye bambaşka. Doktor olan yaşlı bir adamın gençliğinde hamile bir kadınla münasabetini okuyoruz. Biraz fazla uzamış bir öyküydü bence ama doktor hasta ilişkisi, doktor düşünceleri, hamile bir kadının doğum sırasındaki heyecanı, kasılmaları kasvetli bir hava eşliğinde anlatılmış. İlgi çekiciydi. Ben King'in bu hayal gücünü takdir ediyorum.
Burdan sonra kısaca burun kıvırdığım bir noktaya değinmek istiyorum. Yetenekli Öğrenci novellasında King'in yeteneğine diyecek yok. Zaten üstte met ettik. Ancak hikâyenin Holokost ve naziler üzerinden oluşturulduğunu söylemem gerek. Tek acıyı bu millet çekmiş sanki, katliamlar için Kristal Gece'den başka bir örnek yok değil mi? Diğer toplumlar insan değiller değil mi? Orta doğu sizler için fare, sizler de kedisiniz ya hani. Cenneti siz elde edeceksiniz, cehennemi de o kokuşmuş ellerinizle ve kötü zihinlerinizle orta doğuya yaşatacaksınız.. Yıllardır planınız bu ya hani. Tamamıyla gerçekleştiredemediğiniz hani... Sizler için Amerikan ve bunu örnek alan Batı toplumları gerçek ne de olsa... Başka acılar ve feryatlar ne ki. Yazıklar olsun size. Neyse ki günümüzde Filistin konusunda duyarlı sanatçılar, ülkeler başlarını birer birer çıkarmaya başladılar. Filistine özgürlük diye haykırabiliyorlar. Ve 70'lerin, 80'lerin, orta doğuyu hiçe sayan o Amerikan sinema ve edebiyatı artık istediği gibi elini kolunu sallayamıyor... Kötülük yalnızca King kitaplarında yer almıyor; tarihin tozlu sayfalarında da kalmadı, bugün haberlere bakıp çocukların üzerine yağan bombaları görürseniz kötülüğün tam karşınızda olduğunu anlarsınız! Yıkılasın israil.