●"Her Şeyin Sonundayım – Tezer Özlü / Ferit Edgü Mektupları (1966–1985)" bir roman ya da deneme değil; iki büyük yazarın yaklaşık yirmi yıl boyunca birbirlerine yazdığı mektuplardan oluşan çok özel bir belge. Tabii bütün mektuplar yok, özellikle Ferit Edgü'ye ait…devamı●"Her Şeyin Sonundayım – Tezer Özlü / Ferit Edgü Mektupları (1966–1985)"
bir roman ya da deneme değil; iki büyük yazarın yaklaşık yirmi yıl boyunca birbirlerine yazdığı mektuplardan oluşan çok özel bir belge. Tabii bütün mektuplar yok, özellikle Ferit Edgü'ye ait mektuplar çok az. Daha çok Tezer Özlü'ye ait olanlar var. Ve ben bu kitabı Alfa yalanlarından okudum ama burda o yok.
Bu kitapta iki insanın dostluğu anlatılıyor mektupları üzerinden. Ama sıradan bir dostluk değil. Tezer Özlü ile Ferit Edgü birbirlerine yalnızca "Nasılsın?" diye yazmıyorlar.
Mektuplarında; yazarlığı, yalnızlığı, aşkı, hastalıkları, Avrupa'yı, Türkiye'yi, yayıncılık sorunlarını, umudu ve umutsuzluğu
konuşuyorlar.
Kitabın en güçlü yanı Tezer'in sesi.
Onun sesinden, sözcüklerinden yansıyan hüznü. Ama buradaki yani mektuplardaki hüznü daha gündelik bir hüzün sanki. Mesela bir gün çocuğundan (Deniz Kıral), eşlerinden, onlarla yaşadıklarından(Güner Sümer, Erden Kıral ve son eşi olan Hans Peter Marti) bahsediyor.
Bir gün parasızlıktan, bir gün hastanelerden, hastalık süreçlerinden, bir gün yazamadığından, bir gün ölüm düşüncesinden, bir başka bir şeyden bahsediyor hep hayatından içinden olan başka başka şeylerden bahsediyor dostuna.
Tezer'in belki de en büyük çelişkisi:
Bir yandan: "Yaşamak çok yorucu."
der gibi.
Öte yandan: "Hayatı sonuna kadar yaşamak istiyorum." demekten de vazgeçmiyor.
Bu yüzden onu sadece "karamsar yazar" diye tanımlamak büyük haksızlık
olur.
Ferit Edgü'nün mektupları
Ferit Edgü ise daha sakin.
Daha ölçülü. Daha düşünerek yazıyor.
Tezer'in taşan duygularını dengeleyen kişi gibi.
Onun mektuplarında; dostluk, edebiyat, kitaplar, yayınevleri, sanat daha fazla yer kaplıyor.
"Her Şeyin Sonundayım" ne demek?
Kitabın adı bence Tezer Özlü'yü anlatan en güçlü cümlelerden biri.
"Her şeyin sonundayım."
Bu sadece ölümü anlatmıyor.
Bir tükenmişliği de anlatıyor.
Sanki sürekli bir yolculuğun sonunda.
Bir ilişkinin sonunda.
Bir ülkenin sonunda.
Bir çocukluğun sonunda.
Bir hastalığın sonunda.
Ama ilginç olan şu: Her sonun ardından yeniden yazmaya devam ediyor. Yani bu cümle aslında teslim olmak değil. Yeniden başlayabilmek için sona bakmak.
Kitapta çok hoşuma giden yerler de oldu ama garip bulduğum ve belki pek sevmediğim yerler de oldu. Sevdiğim, önemli bulduğum bazı kısımları bırakacağım buraya. Ama genel olarak Ferit Edgü ve Tezer Özlü okumayı seven biriyim. Yine de şunu fark ettim eskisi kadar yakın hissetmiyorum sanırım onları kendime, belki de şu anda böyle hissediyorum, yani belki de başka zaman yine en baştaki gibi çok yakın hissederim ikisini de. İkisi o kadar benzer ki ayrı ayrı düşünemiyorum onları.
İkisinin de köylülere, köyleri anlatan yazarlara ve en önemlisi Yaşar Kemal'e karşı olan hoşnutsuzluklarını anlayamadım ve bana biraz saçma geldi açıkçası ama belki kendilerince daha detaylı ve mantıklı bir açıklamaları vardır, hem öyle olmasa bile herkes her şeyi sevecek değil ya...
Kitapta birçok yazardan bahsediyor ikisi de özellikle de ikisinin de çok sevdikleri yazarlardan olan Kafka'ya, Dostoyevski'ye, Gogol'a ve Pavese'ye sık sık değiniyorlar ve onlar bahsettikçe ben de o yazarları ve daha birçok kişiyi tanımak, okumak istedim.
Söylenecek çok şey var daha kitapla ilgili ama burası için bu kadarı yeter şimdilik.
19 Temmuz Pazar
20 Temmuz Pazartesi-2026