Bi Japon filmi açıp izleyeyim dedim. Baştan sona ramen kokan bi filmi seyrettim. Filmlerin de kokusu var. Ve bu da onlardan biri. Aklıma Enginarın da bir kalbi var diyen Amelie geldi ahahsh. Japon sinemasında çok farklı işler var. Deneysel sinema…devamıBi Japon filmi açıp izleyeyim dedim. Baştan sona ramen kokan bi filmi seyrettim. Filmlerin de kokusu var. Ve bu da onlardan biri. Aklıma Enginarın da bir kalbi var diyen Amelie geldi ahahsh.
Japon sinemasında çok farklı işler var. Deneysel sinema örneği gibiydi film. Yönetmen, spagetti western türünün ustası meşhur Sergio Leone'ye göz kırpmış ve kendisi de Ramen Western'i meydana getirmiş; Kamyon şoförlerinden kovboy şapkalı Goro'nun kasabaya giren yalnız kahramanı andırması, farklı ramen ustaları arasında lezzet düelloları içermesi başlıca mizahi göndermelerdi. Hatta müzik bile öyleydi; gözlerinizi kapatıp öylece dinleseniz, sanırsınız bir kovalamaca var, düello gerçekleşmiş, zafer elde edilmiş hissi veren bir müzik... Ama sadece yemeklerle ilgili bir filmdi 😂
Dördüncü duvarı yıkan bir filmdi. Daha açılır açılmaz sinemada abur cubur yeme meselesine değiniyor bir adam kameraya bakarak. Ve bize de izlediğimizin film olduğunu hatırlatıyor en baştan.
Kısa kısa abaürd yan hikâyelere de sahipti. Tek bir olaya bağlı kalmıyor film. Ve hepsinin de konusu YEMEK. Öyle ki hikâyelerden biri rahatsız edici bir cinsel sahne içeriyor; Yemeği fantezi olarak kullanan bir çifte değiniyor. Çok gereksizdi bence. Yemek için dolandırıcılık yapan ihtiyar, keyifle yemek yemek için apse yapan dişini çektiren bir adam, lüks bir restourantta önlerine gelen menüde ne yiyeceğine karar veremeyen iş ekibi, bir grup kıza noodle'ı nasıl yemeleri gerektiğini anlatan bir kadın... Kısacası tamamıyla yemek etrafında dönüyordu film. Ama bu yan hikâyeler çok çok kısalar. Esasında bir kadının lezzetli Ramenler yapabilme çabasını ve ona destek olan adamları izliyoruz.
Farklı bir deneyim oldu benim için. Sinema çevresinde yemek denilince akla gelen yapımlardanmış. Artık benim de aklıma gelir. Eğlenceli olduğunu da eklemem gerek. Yönetmen ve ekip mutlaka aşçı ve şeflerden destek almışlardır bu film için diye düşünüyorum. Ayrıca cidden bizim yemek kültürümüz bir başka... Bazı sahnelerde midem bulandı.
Yemek yenilen yerlerde insanların bazen birbirlerine odaklanmaları. Başka masadaki adamı incelemesi, nasıl yediğine bakması, söylenilenlerin kulağa gelmesi, hepsi de günümüzde olan şeyler. Düşündüm de biz de yapıyoruzdur. Mesela adamın biri köfte ekmeği tam ısırırken o sırada bakışlarınız oraya denk gelir 😅 Eğlendim izlerken. Japon sinemasını seviyorum. Ne zaman bu ülkeden film izlesem illa sevgimi belirteceğim sanırım.