Türkler insanı sanki dinsel bir zorunluluk varmış gibi ve Tanrısına kulluk görevini sadece Arapçayla yapmanın zorunluluğu altındaymış gibi, nesiller bu sakat düşüncenin mahkumu olarak yetişmişlerdir. Çünkü nasıl Hıristiyanlığın Katolik mezhebi Latincenin damgası altında varlığını sürdürmüşse, Osmanlı da Arapçanın dili ile…devamıTürkler insanı sanki dinsel bir zorunluluk varmış gibi ve Tanrısına kulluk görevini sadece Arapçayla yapmanın zorunluluğu altındaymış gibi, nesiller bu sakat düşüncenin mahkumu olarak yetişmişlerdir. Çünkü nasıl Hıristiyanlığın Katolik mezhebi Latincenin damgası altında varlığını sürdürmüşse, Osmanlı da Arapçanın dili ile özdeşleşmiştir.Aslı Türk olan ünlü filozof, dinbilimci 19. yüzyıl İslam yenilikçilerinin önderi, Afganlı Cemalettin "1838-1897" İslamiyetin SON DİN olmasının nedeni "Tegayyürü ezman ile tebaddülü ahkâm = Zamanın yeniden yapılanması ve kuralların bu değişikliğe uygulanması" gerçeğinin ayrıcalıklı ve cesur sonucudur. 1838’de Afganistan’da Esterabat’ta doğdu. Soyu Afgan Emiri dost Mehmet tarafından Kâbil’de yerleştirilmiş bir tür Türk boyudur. Kâbil’de din öğrenimlerini tamamladıktan sonra Hindistan’da Lahug Üniversitesi’nde matematik, doğa bilimleri ve Fransızca öğrenimini tamamlamıştır. Buradan Osmanlı egemenliğindeki Arap Yarımadası’nda incelemeler yapmış. İslamiyeti tüm yaşantı alanlarındaki duraksamasının asıl nedeni dinin çıplak şekillenmesinin ve zamana göz kapamasının tortusu olduğu hükmüne varmış. Ömrünün sonuna kadar uyanış ve derlenip toparlanış mücadelesini sürdürmüştür.Cemalettin, İstanbul’a geldiğinde Sadrazam Mehmet Emir Ali paşa ve Hariciye Nazırı Keçicizade Fuat Paşa tarafından büyük saygıyla karşılandı. Hoca Tahsin Efendi ile beraber 1870’te Darülfünun’u (üniversite) kurma girişiminde bulundu. Canlıların havasız yaşayamayacağını ispat için bir cam fanus içinde güvercinle yaptığı denemesi şeriatçı yobazları ayaklandırdı. Şeyhülislam Hasan Fehmi Efendi tarafından tekfir (dinsizlik) ile suçlandı. Sadrazam Ali Paşa tarafından Mısır’a gönderildi. Burada Muhammedabbug ve Aptül Aziz Çavuş gibi Mısır hürriyetçilerine manevi lider olmuş insanların yetişmesini sağladı. Mısır’daki İngiliz yönetimi hegemonyasına zararlı sayarak Cemalettin’i ülkeden çıkardı. Bu büyük din yenilikçisi yıllarının bir bölümünü Londra ve Paris gibi Batı merkezlerinde geçirdikten sonra İran’a gitti. Şah onun dinde reform düşüncelerinden çekinerek kaygılarını Osmanlı tahtındaki Sultan Hamit’e bildirdi. Onu adeta göz hapsinde İstanbul’a gönderdi. Sultan Hamit kendisini Beşiktaş civarında konuk etti. Devamlı olarak da göz hapsinde bulundurdu.Bugünlerde İran Şahı Mirza Rıza isimli genç tarafından öldürüldü. Vunuran şahının Cemalettin’e olan tutumunun intikamı iddiası üzerine telaşlanan Sultan Hamit çevresindeki kontrolü günlük yaşantısını kısıtlayacak şekilde artırdı. Çenesindeki kanserden dolayı geçirdiği bir ameliyatın ardından 1897'de 59 yaşında iken öldü. Maçka çevresinde ŞEYHLER MEZARLIĞI'na gömüldü. Göz hapsinde geçirdiği son senelerini de daha çok Batılı insanlar tarafından arandı. Bunların arasında Avrupa ve Amerikalı din, fikir ve devlet adamları da vardı.Kabrini Amerikalı Mister Chars Kreyn tarafından yapılması da düşünmeye değer.Ölümünden iki yıl önce kendisini İstanbul'da ameliyat eden Prof. Dr. Opr. Cemil Paşa'ya şunları söylemişti: "Hıristiyanlığın madde ve manada zamana uyması ve medeniyetin oralarda süratle ilerlemesi Martin Luther'in ibadeti Latin lisanının inhisarından çıkarıp her insanın kendi dili ile yerine getirmesi mücadelesinden sonra başlamıştır.Esefle görüyorum ki Türk milleti hâlâ bu hakkından mahrumdur. Hindistan ve diğer islam ülkelerinde müşahede ettiğim İslamiyetin değişen zamanın hayat şartlarının uzağında kalmasının nedeni Müslüman halkın konuşmakta oldukları lisanla ibadetlerini yerine getirmek mahrumu olarak ve manasını hassaten İslam dininin terakkiye ve ilme verdiği ehemmiyeti idrakten mahrum bırakılarak Kuran-ı Kerim'in mefhumunu idrakten mahrum bırakılmış olmasıdır.