Osmanlı'nın Sudan'ı da alarak sınırlarını yirmi milyon sekiz yüz bin kırk bin kilometre kare, yani iki Avrupa büyüklüğünden daha fazla bir alana erişmiş Padişah 3. Murat'ın tahta çıkış tarihi 1574'ten başlayarak Osmanlı ruhban sınıfının kaynağı MEDRESENİN, kendi varlığına adına benimsediği…devamıOsmanlı'nın Sudan'ı da alarak sınırlarını yirmi milyon sekiz yüz bin kırk bin kilometre kare, yani iki Avrupa büyüklüğünden daha fazla bir alana erişmiş Padişah 3. Murat'ın tahta çıkış tarihi 1574'ten başlayarak Osmanlı ruhban sınıfının kaynağı MEDRESENİN, kendi varlığına adına benimsediği sarayla saray yönetimi Enderun'u, ve de tahtta orduyu temsil eden Yeniçeri Ocağı'nı yönlendirerek hakanlığın çöküşüne kadar devam eden "İSTEMEZÜK" çabalarıyla ilgili birkaç örnek vereceğim.Biliyoruz ki Johann Gutenberg'in (1400-1468) matbaayı icat ettiği 1440'tan, tam 286 sene sonra 1726'da İLK MATBAA'yı şeyhülislamın fetvası ve padişahın fermanıyla kuran İbrahim Müteferrika'ya din kitapları, yani başta Kuran-ı Kerim ve inanç sahasında temel sayılan öteki kitapların basılması hakkı tanınmamıştır. Günümüz çağdaşlaşma tarihinde insanoğlunun varlığında uygarlığın sıralanışında, tekerleğin bulunuşundan sonra en büyük icat MATBAADIR...Lütfen düşünün: Siz Türk milleti olarak Bizans'a son vereceksiniz "Ortaçağa yeter" diyeceksiniz, Rönesans'ı başlatacaksınız, dünyadaki uyanışın önderi olacaksınız ve bütün bu rehberliğiniz içinde matbaaya topyekûn rakamla 300 yıl sonra, o da şartlı olarak "evet" diyeceksiniz.Kim önündedir de bu uygarlığa yol gösterecek olayın, sorun.Cevabı yukarıda işaret ettiğim gibi "Osmanlı Tarihi Panoraması"ndadır. 3. Murat'tan başlayıp 1703'te tahta geçen 3. Sultan Ahmet'e kadar Osmanlı matbaadan yoksundu. Sebep neydi biliyor musunuz? Başta Kuran-ı Kerim olmak üzere din kitaplarını elleriyle yazan yüz bini aşkın olduğu iddia edilen HATTAT (elyazısıyla kitap yazan) insanların bulunuşu... Allah'ın şaşkın kulu, bir ordu kadar kalabalık sanat ehlilerine matbaayı tanıtıp ülkenin insanlarını çok kısa bir zamanda okumanın ve yazmanın nimetine ulaştırmanın yolu varken onları bu ışıktan yoksun bırakmak akılsızlık ve zamana karşı gözlerini kapanmak gafletine seni kim zorladı?Hayır!.. Allah ile kul arasına girerek ruhban sınıfını temsil eden teokrasi kadrosunun en büyük korkusu ülke insanlarının okuma ve yazmasıyla aydınlatılması olmuştur. İlk günden sona kadar korkuları buydu. Çünkü yabancı bir dille, yani Arapçayla ibadetlerine devam etse de, kadın-erkek bütün Müslümanlar matbaa sayesinde Kuran'a daha kolay ve ucuz sahip olduklarında içlerinden çok az olsa da bir bölümü, "Ben neden hâlâ dinimin kitabını anadilimle okumuyorum, neden ibadetimi anadilimle yerine getirmiyorum?" diye soracaklardı. Çünkü görecek ve inanacaklar.dır ki Kuran'da "İBADETLERİN SADECE ARAPÇA İLE YERİNE GETİRİLECEĞİ" yolunda hiçbir hüküm yoktur! Macar asıllı İbrahim Müteferrika ile daha sonra sadrazam olan Yirmisekiz Çelebi Mehmet Sait Paşa'nın ilk matbaanın izin fetvasını 3. Sultan Ahmet'le, tarihlerimizin Lale Devri olarak adlandırdığı uyanış ve derlenip toparlanış devrini açan Nevşehirli İbrahim Paşa'nın düşürülmesi, sadrazamın da parçalanmasının asıl nedeni matbaanın onların emekleriyle ülkeye girmiş olmasıdır. Çünkü, "İstemezük"ün uygarlığa karşı kini ve nefreti zamanla bitmez ve tükenmez.Bu "İstemezük"ün yaşanılan zamana dönük karşı koymasının en ibretli hadisesi 28. Osmanlı Padişahı 3. Sultan Selim'in (1761-1808), devleti yok olmaktan kurtarmak gayesi ile ele aldığı "NİZAM-I CEDİD - Yeni Düzen Girişimi"nin sadrazam Köse Musa Paşa ile şeyhülislamı Topal Ataullah'ın gizli kışkırtmalarıyla patlayan Kabakçı Mustafa Ayaklanması ile yarıda bırakılması, yenilikçi padişahın önce tahttan indirilmesi sonrasında öldürülmesidir.İbretli olay üzerine o tarihlerde Osmanlı'da olup bitenleri izleme ve satırlaştırılması ilgisini gösteren başta yabancı sefirler Batılı fikir adamları, dinin devlet ve kişi hayatına dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş ölçüdeki Osmanlı devletinde doğrudan ve dolaylı tesirine rastlanmadığında birleşiyorlar. O tarihte Avrupa'da dünyanın gidişini değiştiren olay cereyan etmiş, 1789 Fransız İhtilali ile en eski monarşilerden (kişisel yönetim) biri yıkılmış onun bağrından çıkan Napolion Bonaparte hadisesi ile Avrupa haritası değişmiş Rus çarlığı Osmanlı'ya karşı kazanmış olduğu zaferle Balkanlar'da Panslavist politika, öte yanda Arap Yarımadası'nda Osmanlı'ya karşı ayrılıkçı hareket kargaşalıklara yol açmıştır. Nasıl medrese din varlığını yaşayan halk hayatının üstüne çökmüş bir baskı olmuşsa, donmuşluğu ve yerinde kalmışlığı tüm yaşantıya egemen kılma, duyganlık ve de kararlığının devamı olarak orduya YENİÇERİLİĞİ aynı kalıp ve tempo içinde bırakmayı başarmıştı. İkisi arasında gizli bir anlaşma 17. yüzyıl kapanıp 18. yüzyıl ortalarına kadar "İSTEMEZÜK" homurdanmaları ve naraları arasında devam etti