25.07.2026 Aklıma bu filmin ne kadar rahatsız edici olduğu geldi ama bu, benim hatırladığım bir şey değildi. Zamanında hemen her yerde "yasaklı film" etiketiyle bu filme denk geliyordum. Şöyle rahatsız edici, buralarda yasaklı derken bayağı popüler olduğu bir yıl vardı.…devamı25.07.2026
Aklıma bu filmin ne kadar rahatsız edici olduğu geldi ama bu, benim hatırladığım bir şey değildi. Zamanında hemen her yerde "yasaklı film" etiketiyle bu filme denk geliyordum. Şöyle rahatsız edici, buralarda yasaklı derken bayağı popüler olduğu bir yıl vardı. Bir de filmdeki tıbbi olarak mümkün olmayan deneyi gerçekte de yapılmış yalanıyla süslemişlerdi. Hatta filmin tarayıcı oyunu bile yapıldı; piksel ve pek de anlamı olmayan bir oyundu, filmi gibi. Ben de çocukken merak edip izlemiştim bu filmi. Aklımda kalan tek sahne vardı ki zaten o da filmin tek büyük olayı falanmış. Şimdi izleyince rahatsız etmemesi bir yana dursun, çok amatör olduğunu da gördüm.
Rahatsız eden şey film değilmiş, bunu gördüm. Fikir çok güçlü ve rahatsız eden de aslında bu. Film size fikri sunuyor ve o noktadan itibaren kendi kendinize ne olabileceğini kafanızda canlandırıyorsunuz. Fakat film bunu tam anlamıyla göstermiyor; sadece psikolojik bir etki bırakmayı hedefliyor ya da yapmak istediklerine bütçe bulamıyor, orasını bilemiyorum. Sonuç olarak fikir oldukça rahatsız edici ama filme bütün olarak baktığımda kötü diyorum.
Çok ortadan başlamış gibi oldum, biraz kronolojik gideyim. Film, klasik bir korku filmi gibi başlıyor. Aptal ana karakterler, karanlık atmosfer ve onların saçma sapan kararları şeklinde ilerliyor. Ancak bu filmi klasik korkudan ayıran tek yer, kötü karakterimizin psikolojisi ve fikri. Geri kalan her yer, klişe korku filmlerinde gördüğümüz, aşina olduğumuz sahnelerden ibaret. Bunun yanında, başta psikolojisini iyi işlediklerini düşündüğüm kötü karakteri sonlara doğru bozdular ve klişeleri iyice abarttılar.
Film çok amatör demiştim; neden amatör olduğunu da açıklayayım. Klişe olması bir yana, yönetmenlik kötü, kurgu kötü, hastalıklı fikir haricinde senaryosu da kötü. Bunun yanında oyunculuklar da rezalet. Oyunculuk kısmında Dieter Laser'ın karakterine bir parantez açmak gerek. Oynamamış, o karaktere bürünmüş gibiydi ya da diğerleri o kadar kötüydü ki onun performansı üst seviye gözüktü.
Filmin en büyük olayı ve bu kadar popüler olmasının tek sebebi fikri demiştim. Bu fikir, Dr. Heiter ile birlikte güzel açıklanıyor, hatta bunu bilimsel olarak da açıklamaya çalışıyor ve ciddi bir film olduğunu söylüyor. Ancak istediği gibi olmuyor. Yaratmaya çalıştığı gerilim bana geçmedi. Vadettiği fikri sunma biçimi de rahatsız etmedi. Sonunda ise mantık sınırlarını altüst eden sahneler ve gereksiz diyaloglarla, açık uçlu olmayan, ne olacağı belli bir son yazılmış; daha doğrusu geçiştirilmiş.
Rahatsız edici filmleri seven biriyseniz veya gore filmlerini seviyorsanız, bu filmin sizi etkilemesi zor. En fazla benim yaptığım gibi fikrin ne kadar uçuk olduğunu hayal edip iğrenebilirsiniz, ama o kadar. Türe hâkim olmayan ve hassas biriyseniz de yine izlenmeyecek bir film yok karşımızda; ancak bitmek bilmeyen bir 90 dakika gibi hissettirir.
Senarist ve yönetmen Tom Six'e ilk filmin popüler olması ve ettiği kâr yetmemiş olacak ki devam filmlerini de yapmış. Devam filmlerinin daha absürt ve rahatsız edici bir deneyim sunduğu söyleniyor. Muhtemelen izlerim ama ilk filmini sevmediğim için de biraz mesafeliyim ve devamında senaryonun nereye gideceğini az çok tahmin edebiliyorum.
The Human Centipede, uydurulmuş yalanlarla abartılı bir popülerliğe kavuşmuş ve bu popülerliğin getirdiği etkiyle günümüzde sorsak birçok kişinin kült diyeceği bir filme dönüşmüş. Bu başarı mıdır? Tartışılır. Bugün filmin ismini kime söylesek bir lafı olur ve çoğunlukla "rahatsız edici" derler. Filmi izlememiş insanlarda bile bu algıyı bırakabilmesini garip bir başarı olarak görebiliriz belki.
Kısacası, popülerliği ve uçuk fikri dışında pek de bir olayı olmayan, tahmin edilebilir bir filmdi The Human Centipede.
4,65/10