09.08.2026 “...Mutluluk getirecek” Bu filmi 2022 yılında görüp posterini sevip watchlist’e atmıştım. Ara sıra denk gelip “Bu da buradaymış.” diyordum ama asla açıp izleme fikrine kapılmıyordum. Ta ki Can Evrenol’un “Cam Sehpa” adlı uyarlamasına denk gelene kadar. O film bayağı…devamı09.08.2026
“...Mutluluk getirecek”
Bu filmi 2022 yılında görüp posterini sevip watchlist’e atmıştım. Ara sıra denk gelip “Bu da buradaymış.” diyordum ama asla açıp izleme fikrine kapılmıyordum. Ta ki Can Evrenol’un “Cam Sehpa” adlı uyarlamasına denk gelene kadar. O film bayağı övüldü, bir o kadar da gömüldü. Haliyle merak ettim ve orijinalinin aslında bu film olduğunu gördüm. Ama yine bir şeyler oldu ve iki film de kaldı, izlemedim.
Geçtiğimiz günlerde annem önce Cam Sehpa’yı izledi ve bana önerdi. Daha sonra hızını alamayıp orijinalini, yani bunu, izledi ve daha çok sevdiğini söyledi. Ben de ilk olarak orijinali ile başlayayım dedim. Film bayağı komedi gibi başlıyor, hatta ilk dakikalardan basit bir hikâye ile çiftin dramını falan izleyeceğiz diyerek filmi çözdüğümü sanmıştım. Çözememişim, yanından bile geçmemiş tahminim.
Filme gelince, komedi filmi izleyecekmişim, hatta sıradan ve pek de komik olmayan bir skeç gibi hissettiriyordu. En başta bile rahatsız edici bir komedisi vardı, sanki amaç güldürmek değil de rahatsız etmek gibiydi. Ancak bir şekilde sahneler kendini izletti, hatta sürenin nasıl geçtiğini anlamadım. Biraz daha abartıp şunu söyleyebilirim: Bu yıl izlediğim en akıcı filmdi bu.
Filmin aslında birden fazla büyük olayı var ama bir tanesi var ki izleyiciye hem filmin tamamına yayılacak bir boşluk hissi bırakıyor hem de empati kurmak, kurmak istememek ve kurmamaya çalışmak arasında git gel yaşatıyor. Filmin sadece türünü biliyordum ve posterini görmüştüm, tamamen ne izleyeceğimi bilmeden girdim ve şok üstüne şok yaşayarak bitirdim filmi. Mümkünse fragman veya konu, hiçbir şeye bakmadan filme dalın.
Film gerilimi tamamen psikolojik olarak veriyor. Karakterle empati yapmak veya yapılan tercihlerin sonucunu hayal etmek, gereksiz yükselen müzikler veya suratımıza çarpan jumpscare’lerden daha etkili oluyor. Üstelik film bunu çok iyi yapıyor. Bunun yanında doğaüstü bir olay yok, yaşanan şey absürt ama asla olmaz denilebilecek bir durum değil, hatta hemen herkesin başına gelebilir. Bu gerçeklik bile izleyiciyi germek için yeterli.
Komedisinden başta bahsetmiştim ve film boyu devam ediyor. Yaşanan şok edici bir olay var, üstelik bunu izleyici bile atlatabilmiş değilken hâlâ espri yapıldığını görebiliyoruz. Hayat hâlâ devam ediyor ama ana karakterimiz sonucu bariz olan şeyi inkâr ediyor ve sürekli geciktiriyor. O geciktirdikçe izleyici daha da geriliyor. Akıcı olan bu filmin çoğu sahnesinde “Hadi artık açıkla, bitsin.” dediğimi hatırlıyorum.
Oyunculara değinmek istiyorum ama “çok iyiler” demekten ileriye de gidemeyeceğim gibi. Filmin başından sonuna kadar başrolden yan rollere neredeyse hepsi iyiydi. Yer yer duyguyu veremeyenler olsa da çok da önemli olmadı çünkü film bir bütün olarak iyiydi. Bunun yanında yönetmenlik ve sinematografinin de üzerinde durmuşlar, gereksiz atılan zoom shot’lar dışında çok da kötü diyebileceğim bir durum yoktu.
Filmin süresi kısa ve akıcı bir film ancak yaklaşık 1 saat boyunca beklentiyi arttırdıktan sonra finali asla tatmin etmez demiştim. Belki kendimi şartladığım içindir, bilmiyorum ama finali tatmin etmedi, daha doğrusu kısa tutulmuş. Anlıyorum, sanat filmi, tamam sizsiniz ama bir 5-10 dakika daha eklesen kimse hayır demezdi sanki.
Bundan sonra hemen gidip Cam Sehpa’yı izleyemem, araya kesinlikle bir film veya kısa film sıkıştırırım. Ancak Can Evrenol’un kötü bir uyarlama çıkartacağını asla düşünmüyorum. Bence orijinali ile değiştireceği noktalar olacaktır, özellikle Ruth karakterini değiştirmiştir. Bence değiştirdiyse de kötü bir tercih değil, aksine iyi olur. Bunu korkak davranmak olarak yorumlayanlar da olabilir ama o kadar da marjinal olmaya gerek yok gibi.
Kısacası, orijinal ve cesur bir fikir ve en az o kadar da iyi bir uygulama. Son zamanlarda “Fikir iyi ama uygulamada sıçmışlar.” demeye alışmıştım, burada bunu demediğim için mutluyum. Final pek memnun etmese de asla kötü değildi. Zor bir film The Coffee Table ama öyle “herkese önermem” diyeceğim filmlerden de değil, aksine öneririm, bu filmi bir denemesini isterim. Seveni kadar sevmeyeni, hatta nefret edeni de çokmuş bu filmin. Ben biraz ekstra sevmişim sanırım.
İzleyin, izlettirin.
8,34/10