İBRAHİM SÜRESİ / 14:4 Biz hangi ulusa elçi gönderdikse onu ancak ulusunun diliyle gönder dik: ALLAH'ın buyruklarını apaçık anlatabilsin dile. Ondan sonra da AL-LAH kimi dilerse saptırır, kimi dilerse doğru yola iletir. Allah erklidir, doğruyu bildiricidir. YUSUF SÛRESİ: 12:2-3 İşte…devamıİBRAHİM SÜRESİ / 14:4
Biz hangi ulusa elçi gönderdikse onu ancak ulusunun diliyle gönder dik: ALLAH'ın buyruklarını apaçık anlatabilsin dile. Ondan sonra da AL-LAH kimi dilerse saptırır, kimi dilerse doğru yola iletir. Allah erklidir, doğruyu bildiricidir.
YUSUF SÛRESİ: 12:2-3
İşte biz onu Arap Diliyle okunacak kitap olarak bildirdik, anlayabilesi-niz diye. Biz bu Kur'an'ı senin gönlüne bildirmekle sana olayların en gü zelini anlatmış oluyoruz. Oysaki sen bundan önce bunlardan büsbütün bilgisiz bulunuyordun.
Şuara Suresi (26:193-195): "Cebrail ile bildirdiğidir. Senin gönlüne bildirdiğidir, uyarasın diye. Apaçık Arap diliyle bildirdiğidir."
Fussilet Suresi (41:2-3): "Bu acıyıcının, esirgeyicinin gönlünden bildirilmiştir. Anlayan bir halk için belgeleri uzun uzadıya anlatılmış, Arapça, okunacak bir Kitap'tır."
Zuhruf Suresi (43:2-3): "Apaçık Kitap'a and olsun ki, gerçekten Biz Kur'an'ı Arapça olarak var ettik, anlayabilesiniz diye."
Şura Suresi (42:7): "Biz senin gönlüne böyle Arapça bir Kur'an bildirdik ki şehirlerin anası Mekke'yi ve onun dolayındakileri şüphe götürmeyen o toplanma günüyle uyarasın diye..."
Duhan Suresi (44:58): "Biz o Kur'an'ı senin dilinle bildirerek anlaşılmasını kolaylaştırmış olduk, öğütlensinler diye."
1417 yıldır çekilen ve çekilmekte olan çilelerin bugün/yarınki evlatlarımızın birer ARAP PAPAĞANI olma çaresizliğini değişmez kader sayma insafsızlığı kabullenme hücceti olarak;Bakınız ne diyorlar:"Yüzleri aşan tercüme ve meal arasından din ve vicdan hürriyetini zedelemeden, üzerinde birlik sağlanacak birisinin namazda okunmak üzere seçilmesi ve bunu herkesin benimsemesi mümkün görünmemektedir."Görüyorsunuz: Kendilerinin Arapça Hegemonyası'nı sürdürmek için İslam Tarihi'nin kanlı/kinli mezhep kavgalarının onların bu imkansızlık mazeretinin geçerli olduğu "ARAPÇA'dan gayrı din dili olmadığı" masalının hükümranlık yıllarında Müslüman Ümmetini ateş yığını içinde bırakmış olduğunu da unutmuş gözüküyorlar. Sormak lazımdır: Bu kanaatlarıyla İslam Dini'ni bir yanda evrensel yapısıyla DÜNYA İNANCI sayarken, ona Arapça ipoteği koyarak küçümsemiyorlar mı? Bu kadar mı kafaları donmuştur?
Aslında bu kadronun insanları, ARAPÇA'nın DİN DİLİ olarak devamında kendi hegemonyaları, vicdan saltanatları, inanç monarşilerini devamda direnenlerdir. Ziya Paşa ne güzel söyler.En ummadığın keşfeler esrar-ı derununSen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?İşte masum evlatlarımıza, ne kültür, ne iman, ne de ahlâk yolunda hiçbir şey kazandıramayarak, onları birer ARAP PAPAGANI halinde yetişme çağlarının ümit yıllarını Kur'an Kursları adı altında heder eden;Kendi kuruluşlarının "Bizim yılda en çok üçbin yeni imam hatibe ihtiyacımız var," açıklamalarına rağmen, 602 İmam Hatip Lisesinde her yıl ellibeşbin imam hatip yetiştirmeye devam için, tek ümitleri TÜRKÇE İBADET hakkımızın karşısına çıkmayı sürdürmeleridir.Varlıklarının devamını, bu temel hakikati açıklamak yürekliliğinden yoksun, dindar yürekleri kuşkuya iten böylesine kılıflar arıyorlar!Bakınız: Elinizdeki kitapta bu dayanaksız, devrini tamamlamış görüşlerin tatbik mevkiinde olduğu cumhuriyetimiz öncesinde bile nasıl ve kimler tarafından çürütülmüş olduğunun binbir örneği vardır. Açık yüreklilikle söylüyorum: TÜRKÇE İBADET'in karşısına bu kadar cılız ve yetersiz çıkacaklarını düşünmüyordum. Bugün konu, iki görüş arasında değildir: Türkçe'nin yeterliliğiyle ve de Türk İnsanının haysiyetiyle bu değerlere inanmayanlar arasındadır.Bu da bir milli mücadeledir.Laik cumhuriyetimiz, Milli Mücadele inancından doğdu. İbadetimizi ANA DİLİMİZLE yaptığımız gün DİN'e dönük milli mücadelemizi de zaferle taçlandıracağız. RUHUN ŞAD OLSUN ATATÜRK...NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...