Bir kurum insan haklarını savunmak için kurulmuşsa, o kurumun içindeki insanlar insan haklarını ihlal ettiğinde kimi kime şikayet edeceksiniz? Sizi koruması gereken kişi fail olduğunda nereye gideceksiniz? Film, polis memuru olarak çalışan Kathryn Bolkovac’ın gerçek hikayesinden esinleniyor. Bolkovac 1999’da Bosna’ya…devamıBir kurum insan haklarını savunmak için kurulmuşsa, o kurumun içindeki insanlar insan haklarını ihlal ettiğinde kimi kime şikayet edeceksiniz? Sizi koruması gereken kişi fail olduğunda nereye gideceksiniz?
Film, polis memuru olarak çalışan Kathryn Bolkovac’ın gerçek hikayesinden esinleniyor. Bolkovac 1999’da Bosna’ya gitti. Savaş sonrası ülkenin yeniden yapılandırılmasına yardımcı olacak uluslararası polis gücünün bir parçası olarak gönderildi. Burada önemli bir ayrıntı var. Bolkovac doğrudan BM çalışanı değildi. ABD hükümetiyle bağlantılı özel bir şirket olan DynCorp tarafından işe alınmış ve BM’nin Uluslararası Polis Görev Gücü’nde (IPTF) görev yapmıştı. Bolkovac’ın görevi kadınlara yönelik şiddet ve insan hakları ihlalleriyle ilgilenmekti. Filmde hukuki nedenlerle şirketin adı “Democra” olarak değiştirilmiş.
Özelleştirilmiş savaş ve barış. Devletlerin ve uluslararası kuruluşların kendi personeli yerine özel şirketler üzerinden insan kaynağı kullanması. Sorumluluk zinciri uzadıkça hesap sorulacak kişi veya kurumun nerede başladığı ve nerede bittiği de bulanıklaşabiliyor.
Bugün BM'nin cinsel sömürü ve istismara karşı sıfır tolerans politikası var. Bu konuda geçmişe kıyasla çok daha gelişmiş raporlama, soruşturma, mağdur desteği ve disiplin mekanizmaları bulunuyor. Ama sorunun tamamen ortadan kalktığını söylemek mümkün değil. BM'nin 2024'te yayımladığı verilere göre 2023 yılında 758 cinsel sömürü ve istismar iddiası alındı. Bunların 100'ü barış gücü ve özel siyasi misyonlarla bağlantılıydı. Aynı dönemde barış gücü operasyonlarında 98 cinsel sömürü ve istismar iddiası raporlandı. BM'nin kendi 2025 değerlendirmelerinde cinsel sömürü ve istismarın güç eşitsizlikleri, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ırkçılık, cezasızlık ve yanlış davranışı normalleştiren sosyal normlarla bağlantılı olduğu vurgulanıyor.
BM'nin barış gücü askerlerini doğrudan cezai olarak yargılama yetkisi bulunmuyor. Asker gönderen devletler kendi personelleri üzerinde birincil yargı yetkisini koruyor. Çünkü mesele sadece “BM personeli suç işledi” değil. Mesele:
Fail hangi ülkenin vatandaşı?
Hangi mahkeme yetkili?
BM'nin yaptırımı ne?
Gönderen devlet soruşturma yapacak mı?
Mağdur tazminat alabilecek mi?
Hukukta boşluk varsa güç o boşluğu kullanmayı çok sever.
Yani filmi eski bir skandal olarak izlemek büyük hata olur. Filmdeki problem biçim değiştirse de ortadan kalkmış değil.
Savaş sonrası toplumlarda kadın bedeni üzerinde kurulan iktidar, yalnızca cinsel değildir. Ekonomiktir. Politiktir. Sınıfsaldır. Jeopolitiktir. Savaş kadınların bedenlerini zaten hedef haline getirebilir. Bosna Savaşında sistematik cinsel şiddet ve istismarın savaşın bir parçası olarak kullanılması, kadın bedeninin çatışma ortamlarında nasıl bir silaha dönüştürülebildiğini kanıtlıyor.
Kadının bedeni bir metaya dönüşür. Uluslararası personelin parası bu piyasaya akar. Yerel suç örgütleri para kazanır. Yolsuz görevliler pay alır. Şirketler personel sağlar. Tüm bunlar barış operasyonunun gölgesinde gerçekleşir.
Uluslararası toplum Bosna'ya insan haklarını, hukuku ve güvenliği güçlendirmek için geliyor. Ama uluslararası personelin varlığı aynı zamanda seks ticaretine yönelik talebi de artırıyor. Bu yalnızca filme özgü bir iddia değil. İnsan Hakları İzleme Örgütü, iddiaları kanıtlayan çalışmalar bulunduğunu aktarıyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, uluslararası polis görevlilerinin genelevlerde müşteri olarak bulunmasının mağdurların güvenli yardım arama ihtimalini doğrudan zedelediğini özellikle vurguluyor.
Bosna'daki uluslararası polis görevlilerinin hukuki dokunulmazlığı vardı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, IPTF görevlilerinin Bosna'da tutuklanamayacağını ve BM Genel Sekreteri tarafından dokunulmazlık kaldırılmadığı sürece Bosna mahkemelerinde cezai kovuşturmaya uğrayamayacağını belirtiyordu.
Yerel polis: “Bu kişiyi yargılayamam.”
BM: “Bizim ceza mahkememiz yok.”
Gönderen ülke: “Bizim elimizde yeterli delil yok.”
Şirket: “Biz sadece çalışanımızı disiplin açısından değerlendirdik.”
Sonuç? Yok.
Failin bağlı olduğu devlet ile mağdurun yaşadığı devlet aynı değilse adalet nasıl sağlanacak? Bu soru çözülemediği sürece dokunulmazlık meselesi tamamen ortadan kalkmış sayılmaz.
Bosna'daki olaylarda farklı ülkelerden gelen polisler, askerler, özel şirket çalışanları, yerel görevliler ve uluslararası kurumlar birbirinden farklı hukuki statülere sahipti. “Kurumların hiçbir sorumluluğu yoktu.” demek yanlış olur. Asıl mesele kurumsal sorumluluk, denetim ve hesap verebilirlik.
Kadın yönetmen farkı diye bir gerçek var. Kondracki bize kadınların bedenini pornografik bir nesne olarak göstermemeye özellikle dikkat ediyor. Çoğu zaman bakışı mağdurun deneyimine ve sistemin işleyişine yönlendiriyor. Film, seks ticareti hakkında cinsel görüntüler üretmek yerine seyircinin ahlaki konumunu rahatsız ediyor.
Rachel Weisz izlemeye bayılıyorum.