Yönetmen Kristoffer Borgli'nin daha önce Syk Pike filmini seyretmiştim. Hatırladığım kadarıyla narsisizmle dolu toksik bir ilişkiyi ele alıyordu. Yönetmen toplumsal eleştirilerini kara komedi ve absürt mizahla buluşturarak seyirciye sunuyor genelde. Psikolojik gerilimi de eksik etmiyor ki The Drama bunun güzel…devamıYönetmen Kristoffer Borgli'nin daha önce Syk Pike filmini seyretmiştim. Hatırladığım kadarıyla narsisizmle dolu toksik bir ilişkiyi ele alıyordu. Yönetmen toplumsal eleştirilerini kara komedi ve absürt mizahla buluşturarak seyirciye sunuyor genelde. Psikolojik gerilimi de eksik etmiyor ki The Drama bunun güzel bir örneğiydi. Huzursuzluğu karakterler üzerinden çok güzel yansıtıyor ve seyirciyi sanki bir anksiyete krizine veya bir çeşit iç rahatsızlığına davet ediyor.
Tatlı bir tanışma sahnesiyle başlayan film bizi gittikçe tekinsizleşen bir atmosferin içine bırakıyor. Emma (Zendaya) ve Charlie (R. Pattinson) çifti evlenmeye karar verdiklerinde hemen ardından kendilerini bir krizin içinde buluyorlar. Krizin başlıca nedeni Emma'nın geçmişinde, 14 yaşındayken okuluna bir silahlı saldırı yapmak istemesi(!) ve bundan tesadüfen vazgeçmesi. Charlie bunu şaşkınca öğrendiğinde psikolojisi gittikçe bozulmaya başlıyor. Robert Pattinson, kontrolünü kaybeden, sinir krizinin eşiğindeki erkeği mükemmel canlandırmış. Ruh halinden ötürü oluşan o panik, kaygı ve kontrolsüzlük performansı profesyonelceydi.
Emma ise karanlık geçmişi adım adım çözüldükçe içi hezeyanla doluyor. Pattinson'ın dışa dönük patlayan duygularına karşın Zendaya sessiz bir gerilim yaşıyor performansında. Ve çiftin ilişkisi sağlıklı olmaktan çıkarak her birinin psikolojik savaşına dönüyor. İkili arasındaki kimyayı eleştirenler olmuş, uymamışlar şeklinde yorumlar gördüm lakin belki yönetmen Borgli bilerek uyuşmaz bir kimya oluşturmak istemiş olabilir. Sonuçta Emma ve Charlie için mükemmel bir çift diyebilir miyiz? Hayır. İki oyuncu da bana kalırsa doğallardı ve huzursuz edici performansları başarılıydı.
Hayatta gördüğümüz binlerce çiftin aralarındaki ilşki kaotik çatlaklarla dolu olabilir. Instagramda görülen her güler yüzlü fotoğraf kişiyi bize tanıtmaz. Fotoğraflar bazen yalnızca bir insan aldatmacasıdır. Emma'nın karanlık geçmişi öğrenilince, fotoğraf çekiminde ikili arasındaki mesafe tam anlamıyla aralarındaki gerilimi açıklıyordu. İnsan düşünen bir varlıktır ve kafasına bir şey takıldığında, her şey mükemmelmiş gibi davranamaz. İnsanlar partnerlerine, eşlerine yabancı da çıkabilirler. Tüm bunların yanı sıra, evlilik konuşması için hazırlık, DJ, Dans, fotoğraf çekimi hepsi de sırrın ortaya çıkmasıyla beraber arka planda gösteriş olarak kalıyorlar; yani tüm bunlar aslında gerekli mi? Öyle ki filmdeki yan karakterler bile sözde arkadaş gibiydiler, çizilecek mutluluk tablosunda rolleri vardı yalnızca...
Filmin sonuysa umut vaat ediyor şahsen. Karanlık bir son olduğunu düşünmüyorum. Ama filme yakışır bir bitimdi. Geçtiğimiz yılın öne çıkan filmlerinden Drama'yı sonunda izlemiş oldum. Bir sitemde bulunacağım. Sanırım insanlar bir şey izlerken derinlere inmek istemiyor, youtubedan öylesine video izlercesine geçiştirmek ve 1 buçuk hızda ilerletmek istiyorlar filmleri. Bu tür izleyiciler çoğaldı mı bilmiyorum ama The Drama asla çöp bir film değildi! Robert Pattinson'ın yakışıklılığı değerlendirme için daha önemli sanırım, keza canlandırdığı karaktere dair yorumlar çok az...