Benim kendimi tanımladığım en öncelikli ve önemli vasfım müslüman oluşum. Bu durumun verdiği bir fikirsel aidiyet ve sorumluluk bilinci var. Yaşam gibi karmaşık bir olguyu bu tür bir sorumluluk bilinci olmadan idame etmeye çalışmak mümkün değil. Konuyu şuraya bağlayacağım. Her…devamıBenim kendimi tanımladığım en öncelikli ve önemli vasfım müslüman oluşum. Bu durumun verdiği bir fikirsel aidiyet ve sorumluluk bilinci var. Yaşam gibi karmaşık bir olguyu bu tür bir sorumluluk bilinci olmadan idame etmeye çalışmak mümkün değil.
Konuyu şuraya bağlayacağım. Her ne kadar bu aidiyet uğruna çaba sarfetsem de insanım ve kaçırdığım noktalar, eksikliklerim mevcut. İnancım ve gereklilikleri ile ilgili araştırır okurum. Ama daha önce Allah Resulü Muhammed (s.a.v) ve o mucizevi hayat hikayesini baştan sona okuma fırsatı bulamamıştım. Okuldan, çevremden ve sevdiğim birkaç hocadan dinlediğim hatrısayılır enfes parçalar dışında siyer konusunda tam ve kronolojik bir malumatım yoktu.
Bunun sebepleri arasında okuduğum bölümün, öncesinde de okul hayatımın dinim gibi elzem bir konuya teğet bile geçmemesi ve daha yirmi yaşında olmam yatabilir. Bunları bahane değil, kendi kendimi analiz etmem olarak görüyorum.
Bu genel bilgisizliğimi farkettiğimde üniversiteden ayrı kelam, fıkıh ve tefsir ile ilgili okumalar yapmaya karar verdim. Kelam için Gazâlî'den başladım, o mükemmel mantıksal tutarlılıklar ve örneklemelerle okumalar yaptım. Bana o kadar güzel bakışaçıları kazandırdı ki, düşünce yapım bile değişti. Oturup Gazâlî'yi övmek haddim bile değil, o bir okyanus. Bense birkaç damlaya nail olmuş bir avamım.
Sonrasında biraz siyer araştırmaya okumaya kalkıştım. Bu konuda okuma yapmanın bana zor geldiğini hissettim, sıkılıyordum. Kelam veya mantık okumak gibi değildi. Gazâlî'nin o akıcı ve enfes dili yoktu. Bunun üzerine bu gönderinin de asıl konusu olmasını niyet ettiğim Asr-ı Saadet Radyo Tiyatrosu'nu dinlemeye karar verdim. 160 bölümden oluşup her bölümü 10-15 dk arasında değişiyor. Bu bölümlerin tümü YouTube'ta mevcut, indirip dinleyebilirsiniz.
Finallerim bitip köye geldikten sonra annemle beraber hayvan işi yaparken, bulaşık yıkarken, dinlenirken kendimi şartlandırmadan günde 2 3 bölüm dinleyerek bitirdim. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sunduğu, yazan ve yönetenin kadın olduğu:) çok güzel bir iş çıkarmışlar. Seslendirmeler ve sunuş çok hoşuma gitti, burada ilgisini çekeceklere tavsiye edesim geldi. Çok konuştum ama bir kişi bile bu vesileyle kulak verebilirse bu bana yeter.
Benim bundan önce Efendimiz'e sevgim tabii ki de vardı fakat bu tam malumattan sonra ona, dinime, Rabbi'me, mübarek sünnetine, o dönemki ashabına olan muhabbetim o kadar arttı ki artık Uhud Savaşı denilince ortaokulda ders kitabından okuduğum, hocanın anlattığı birkaç kuru kuru bilgiden çok daha fazlası zihnimde canlanıyor.
Efendimiz'in olaylar karşısındaki tavrı, verdiği kararlar, direnci, sevgisi, arkadaşları, çektiği zorluklar, Allah'a koşulsuz ve sonsuz inancı, ilerigörüşlülüğü, merhameti, bağlılığı, cesareti, dirayeti, fedakârlığı ve güvenilirliğinin çok çok az bir parçasını bile yüreğimde hissedebilmek beni ne kadar mutlu etti tarif dahi edemem.
Abartıyor muyum kesinlikle hayır: Rabbi'mi, inancımı, peygamberimi, onun o mükemmel cesaretini sonuna kadar abartacağım.
Ohhh, Allah bizi Efendimiz'in daha doğmamış kardeşlerim ve kara atlar arasında toynakları ve alınlarının ak olmasıyla ayrışan atlar diye ashabına anlattığı topluluğun arasına katsın inşallah.
Allah'a hamd, O'na ve Resulü'ne salat ve selam olsun. 🫡