Spoiler içeriyor
"Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş... Ne aradığımızı bilmeden aramak..." Sabahattin Ali'nin çok fazla eserini okumadım ama insanı iyi anlatan bir yazar olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar karakteri sevmesek de neyi neden yaptığını anlayabiliyoruz. Yazar…devamı"Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş... Ne aradığımızı bilmeden aramak..."
Sabahattin Ali'nin çok fazla eserini okumadım ama insanı iyi anlatan bir yazar olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar karakteri sevmesek de neyi neden yaptığını anlayabiliyoruz. Yazar bunu güzel yansıtıyor.
Mesela ben Ömer'e çok sinir oluyorum ama insan bu, herkes kusursuz değildir yaa deyip biraz hak veriyorum. Macide'nin düşünmeden etmeden iki gün önce tanıdığı adama güvenmesine de sinir oluyorum ama onun da yapacak bir şeyi yoktu, gidecek kimsesi yoktu deyip ona da hak veriyorum. Yanii biraz da hayatın zorluklarını çeken insanları okuduk diyebiliriz.
...
Bu kitapla ilgili bir tespitim var. Mesela ben bu kitabı lise zamanlarında okusaydım çok beğenebilirdim hani o zamanlar biraz daha edebi eserlerle haşır neşir oluyorduk ya, ilgimi çekerdi muhtemelen.
Fakat şimdi okurken sadece daraldım. Bu biraz da benim sorunum sanırım, ben biraz geç okudum bu kitabı. Eskiden hep duyuyordum ama elim bir türlü gitmiyordu şimdiyse pek sarmadı ne yazık ki.
Ya da bir arkadaşım uzun bir süre sınava çalıştıktan sonra bu tarz okumalar çok sıkıcı oluyor şimdiye kadar öğrenmek amacıyla bir şeyler okuyordun ondan böyle hissediyorsun falan demişti.
O da olabilir bilmiyorum.
Neysee
Ömer'in Macide'yi görür görmez hissettikleri, ruhlarının daha önce karşılaştığını düşünmesi falan yalan yok, okurken hoşuma gitmişti. Tıpkı Ömer gibi heyecanlanmıştım ben de. Güzel bir aşk hikayesi okuyacağım sanmıştım ama maalesef düşündüğüm gibi olmadı.
İnsanlar niye birinden hoşlandığı zaman bu kadar çok değişiyor diye düşünmüştüm. Halbuki Ömer çok kötü bir insan değildi sadece kendini arıyordu, ne yapacağını bilmiyordu ve bunun üstüne bir de Macide ile evlilik sürecine girmişti daha doğrusu zorunda kalmıştı. Bunun getirdiği yükü de hesaba kattığında işin içinden çıkamaz olmuştu. Daha kendine bile doğru düzgün bakamıyorken bir de evlenip ev geçindirmeye çalışıyordu. Bu da içindeki o işin içinden çıkılmaz hali körükledi.
Yaannii Ömer'in düşündüğü gibi tüm suç içindeki o şeytanda değildi biraz da her şey yanlış bir zamana denk gelmişti. Gerçi doğru zaman da olmazdı sanki..
Dönemin şartları mı desem yoksa Ömer'in hazıra konmaya alışmışlığı mı bilmiyorum Ömer istese de o doğru zaman bir türlü gelmezdi. Zaten sonunda kendi tembelliğini hep içindeki şeytana yüklediğini fark ediyordu.
Ah Ömer biraz çevrendekileri değiştirmiş olsaydın şu an senin hakkında bambaşka şeyler konuşuyor olabilirdik.
Çvresindeki kişileri de uzun uzun konuşup her şeyi çok biliyormuş gibi davranan ama aslında hiçbir şey bilmeyen insanlara benzettim.
Sanırım tahammül edemiyorum böyle insanlara o yüzden onların olduğu her kısımda gözlerimi devirmekten fenalık geldi.
Macide karakterini de bambaşka bir şekilde okurum diye düşünüyordum birdenbire Ömer'in eşi olmuş dişinden tırnağından artırdıklarıyla evi geçindirmeye çalışan bir kadın haline gelmişti. Yani hayatın insanın karşısına neler çıkaracağı düşündüğümüzden çok başka olabiliyor, sürprizlerle dolu falan ama böyle beklemiyordum. En azından birine muhtaç olmadan tek başına ayakta duran bir karakter okuduğumu sanıyordum. Gerçi 1940'larda yazılan bir eserden bahsediyoruz ama yine de Macide ile ilgili en büyük hayal kırıklığım bu.
Bir de annesinin ona gönderdiği mektupta ne yazdığını da bir tık merak ediyorum keşke onu açıklasaydın be Sabahattin Ali içimde kaldı..
Bedri karakteri için ne düşüneceğimi bilmiyorum. Seven sevdiği için her şeye katlanır mı diye bir düşündürdü. Ona hem çok üzüldüm hem de saf mısın yaa niye hala buradasın gitsene, kendi hayatına baksana dedim. Yani bir bakıma Bedri'nin ablasına hak veriyorum.
Sonunda Ömer'in verdiği karar biraz bencilce olsa bile bence en doğru karardı. Tabi bunu Macide'nin düşüncelerini de bildiğim için diyorum. Yoksa son bir kez konuşma fırsatı vermemesi çok sinir bozucu.
Son olarak da Ömer'in veznedarı tehdit etmesi.. Her şeyi içindeki şeytana yükleyen biri için beklenen bir şeydi aslında ama ben şunu düşündüm; şimdi eğer böyle bir durumda olan biri bana derdini anlatsaydı ne yapardım?
Bu konu hakkında çok ikilemde kaldım hani bilip de birine söylememek ayrı söylemek ayrı dert.
Sonuçta veznedar da zor durumda, yaptığı iyiliğe karşılık gördüğü muamele çok kötü. İnsanı iyilikten soğutuyor..
Yani bu konu hakkında ne düşüneceğimi bilmiyorum umarım ilerde biri bana böyle dertlerini anlatmaz da düşünmek zorunda kalmam.