Spoiler içeriyor
●Bu kitap Sabahattin Ali'nin birbirinden gerçek, güzel ve hüzünlü beş hikayesinden oluşuyor. Çok beğendim. Hikayeler ve konuları sırası ile şu şekilde: 1. Ses: Anlatıcı, Anadolu'da görev yapan bir memurdur. Bir gün bir köş yolunda arkadaşı ile bindikleri otobüs yolda kalır…devamı●Bu kitap Sabahattin Ali'nin birbirinden gerçek, güzel ve hüzünlü beş hikayesinden oluşuyor. Çok beğendim.
Hikayeler ve konuları sırası ile şu şekilde:
1. Ses:
Anlatıcı, Anadolu'da görev yapan bir memurdur. Bir gün bir köş yolunda arkadaşı ile bindikleri otobüs yolda kalır ve bir köylü olan Sivaslı Ali'nin saz çalıp türkü söylediğini duyarlar ve onun olağanüstü sesinden etkilenirler. Arkadaşı, Ali'nin bu yeteneğinin değerlendirilmesi gerektiğini düşünerek onu Ankara'ya, konservatuvar sınavına götürür.
Fakat Ali, kendi doğal ortamında ve köylülerin arasında çok etkileyici olan sesini, şehirdeki resmî ve yabancı ortamda bir türlü ortaya koyamaz. Sınavda başarısız olur ve hayal kırıklığı içinde oradan sessizce ayrılır.
Sabahattin Ali burada yalnızca bir şarkıcının başarısızlığını anlatmaz. Halkın doğal yeteneği ile şehirli/aydın dünyası arasındaki kopukluğu gösterir. Ali'nin kendi dünyasından koparıldığında "sesini" bulamaması, aslında kendisini bulamaması gibidir.
2. Köpek: (Bu hikaye hem sinirlerimi bozdu hem de çok üzdü beni♡)
Bir mühendis, nişanlısı ve kayınvalidesi ile yol kenarında bir çobana ve sürüsüne denk gelir ve onunla konuşmaya çalışırlar çünkü mühendisin nişanlısı bir köylü, bir çoban, bir sürü nasıl oluyor merak ediyormuş (!) ama çoban pek konuşmadığı, konuşamadığı için adam öfkelenir ve gitmeden hemen önce arabasının etrafında dolanan çoban köpeğini vurup öldürür ve hiçbir şey olmamış gibigelip giderler.
Bir çoban üzerinden ilerleyen öyküde, şehirli ve eğitimli (!) insanlarla köylü arasındaki sınıfsal ve zihinsel uçurum anlatılır.
Eğitimli ve "medeni" görünen insanların davranışlarıyla, toplumun alt kesimlerinden gelen insanların insanlığı arasında çarpıcı bir karşılaştırma yapılır.
3. Sıcak Su: (Yine en büyük acıyı ve haksızlığı çeken bir kadın...)
Bir kadın ve kocası üzerinden gelişen, oldukça sert bir hikâyedir. Kadının kocası hakkında tutuklama kararı vardır. Çünkü kocası ağanın oğlunu öldürmüştür kendi canını kurtarmak için. Jandarmalar adamı bulmak için adamın evini basarlar ve kadına baskı yaparlar.
Kadın, kocasının yerini söylemez. Jandarmaların baskısına ve zorlamasına rağmen onu ele vermemeye çalışır. Devleti temsil eden insanların güçlerini kullanarak savunmasız bir kadına yaptıkları zulüm giderek ağırlaşır. Kadına tecavüz ederler ki, kadın bağırıp çağırır ve belki adam sesini duyup gelir diye ama kadın kocası için hiç ses çıkarmaz. Ve adam da gelemez çünkü adam evden uzakta saklanıyordur ve sabaha karşı gelip eve baktığında karısı yoktur. Bütün köy onu her yerde arar ama bulamaz.
Asıl mesele: Burada Sabahattin Ali, devlet gücü karşısında sıradan insanın çaresizliğini anlatıyor. Aynı zamanda sevgi, sadakat ve fedakârlığın; kaba kuvvet ve otorite karşısındaki durumunu gösteriyor.
4. Mehtaplı Bir Gece:
Bu öykünün merkezinde yoksulluk, hastalık ve yalnızlık vardır. Çalışma koşulları yüzünden hastalanan bir işçi artık çalışamaz hale gelir. Ve tedavi için gittiği dayısının evinde de bir iki hafta sonra kimse istemez onu ve kapı dışarı ederler. Yoksulluğu nedeniyle hayatı giderek zorlaşır ve sokaklara düşer. Artık tek istediği sessiz sakin bir köşede ölmektir.
Bir gece, kendisini tamamen yalnız ve çaresiz hissederken bir karşılaşma yaşar. Bir kadın çıkar karşısına. Bu karşılaşma ona kısa bir süreliğine de olsa insanca bir yakınlık ve huzur verir.
Asıl mesele: Öykü aslında ölümden çok yalnızlığın ağırlığını anlatıyor. İnsan bazen açlığa, hastalığa ve yoksulluğa bile dayanabilir; fakat tamamen yalnız bırakılmak çok daha ağırdır.
5. Köstence Güzellik Kraliçesi: (Erkeklerin büyük aşk sözleri sonrası sadakatsizliğinin klasik hikayesi!)
Bu diğerlerinden biraz farklı bir öykü; köy, işçi ve devlet meselelerinden ziyade aşk ve pişmanlık üzerine.
Bir adam geçmişte sevdiği bir kadına karşı gereken ilgiyi göstermez ve onunla ilgili önemli bir karar vermekten kaçınır. Yıllar sonra hayatında yeniden karşılaştığı bu kadın, ona geçmişte yaptığı hatayı hatırlatır.
Adam, zamanında vermediği değerin ve göstermediği sevginin artık hiçbir anlamı olmadığını fark eder. Geçmişte kaçırdığı fırsatın pişmanlığını yaşar.
Asıl mesele: Sevginin yalnızca içimizde bulunması yetmez; zamanında gösterilmesi gerekir. İnsan bazen sevdiği şeyi kaybettikten sonra onun değerini anlar ama artık çok geçtir.
Kitabın tamamına bakarsak
Bu beş öykünün hepsinde farklı olaylar var ama Sabahattin Ali'nin ortak bir derdi görülüyor: İnsanın ezilmesi, yalnız bırakılması ve anlaşılmaması.
Ses → Yeteneğin ve insanın kendi dünyasından koparılması
Köpek → Eğitimli/güçlü insanın kibri ve merhametsizliği
Sıcak Su → Devlet gücü karşısında çaresiz insan
Mehtaplı Bir Gece → Yoksulluk ve yalnızlık
Köstence Güzellik Kraliçesi → Geç kalmış sevgi ve pişmanlık
Başlangıç/Bitiş:
6 Eylül Pazar-2026