📌"Eğer gökyüzünü görmüşsem, gözlerim o gökyüzünden bir şeyleri taşır. Eğer yıldızları görmüşsem, o zaman o yıldızlardan bir șeyler bana yansıyacaktır. Bunu istememe gerek yoktur." Osho’nun İnsan Kendinin Aynasıdır kitabı, bir felsefe metninden ziyade, zihne tutulmuş kışkırtıcı bir ayna. Kitabı okurken…devamı📌"Eğer gökyüzünü görmüşsem, gözlerim o gökyüzünden bir şeyleri taşır. Eğer yıldızları görmüşsem, o zaman o yıldızlardan bir șeyler bana yansıyacaktır. Bunu istememe gerek yoktur."
Osho’nun İnsan Kendinin Aynasıdır kitabı, bir felsefe metninden ziyade, zihne tutulmuş kışkırtıcı bir ayna. Kitabı okurken altını çizdiğim cümleler kadar, o cümlelerin bende uyandırdığı sorular ve içsel itirazlar da okuma yolculuğumu şekillendirdi. Bazı pasajlar hoşuma giderken bazı pasajlarda "bu adam ne anlatıyor ya" derken buldum kendimi.
"Her çocuk birey olarak doğar ama bir yetişkin nadiren birey olarak ölür" der Osho. Toplumun, kuralların ve başkalarının beklentilerinin arasında kendi sesimizi kaybediyoruz ona göre. E bir bakıma da yanlış diyemeyiz bu düşüncesine. İnsanı gerçekten yaşlandıran şeyin zaman değil; kaçırılan fırsatlar, yaşanmamış geçmiş ve söylenmemiş duygular olduğunu hatırlatıyor. Bizi özgür kılacak olan şey ise geleceğin ya da geçmişin yükünü bırakıp, yaşadığımız anı son damlasına kadar hissetmek olduğunu söylüyor. Bu bakış benim için hoş olsada hoş olmayan düşüncelerin de vardı bana göre.
Osho, zihnimizdeki düşüncelerin çoğunun bize ait olmadığını, başkalarından ödünç alındığını iddia eder. Ancak tam da bu noktada durup düşünmek gerekiyor: Bir düşünür tüm fikirlerin "ödünç" olduğunu söylerken, kendi sunduğu fikirler de bir başkası için "ödünç" hale gelmez mi? Yazarın her söylediğini mutlak doğru kabul etmek yerine, onun kışkırtıcı cümlelerini kendi mantık süzgecimizden geçirmek belki de Osho’nun bahsettiği o "özgün birey" olmanın ilk adımıdır.
Kitabın kapağını kapattığımda anladım ki mesele bir düşünürün ayak izlerini körü körüne takip etmek değil, o izlere bakarken kendi yolunu çizecek cesareti bulabilmekmiş. Ve insan, sırf kabullendikleriyle değil, cesaretle itiraz ettikleriyle de kendisi oluyormuş.
İnsan Kendinin Aynasıdır kitabı hazır hakikatler sunan bir rehberden ziyade, zihnime tutulmuş kışkırtıcı bir soru işareti oldu benim için. Kitap bittiğinde Osho'nun tüm dediklerine katılmasam da, o aynaya bakmış olmaktan memnunum. Çünkü neyi kabullendiğimizi bildiğimiz kadar, neye itiraz ettiğimizi keşfetmek de kendimiz olmanın bir parçası.
📌"Bir başına olmak öyle güzel ki... Kimsenin sınırlarınızı geçmemesi, kimsenin sizi hor görmemesi, herkesin sizi kendi başınıza bırakması ve sizin de onları kendi başlarına bırakmanız öyle güzel ki..."
📌"Unutmayın ki sadece deneyimlediğiniz şey size aittir. Bildiğiniz şeyler ise sadece bildiklerinizdir."
📌"Yaratıcılık içsel potansiyelinizdir."
📌"Çatlağın biri bir düğmeye basıp tüm insanlığın, yeryüzündeki tüm yaşamın sonunu getirebilir. Fakat aslında insanlık da kendinden kurtulmak istiyor olabilir. Belki de insanlar bireysel olarak intihar etmeye cesaret edemiyorlardır ama kitlesel boyutta buna hazırdırlar. "
📌"Gereken şey dönüşümdür, avuntu değil. Gereken şey şimdiye dek taşıdığınız tüm hastalıkların tedavi edilmesidir, avuntu değil."
📌"Her şey bir değişim ve akış halinde. Çocuk, genç bir delikanlıya dönüşüyor, delikanlı yaşlanıyor, yaşam ölüme dönüşüyor, ölüm yaşama dönüşüyor. Her sey bir devamllık, sürekli bir değişim içinde; her şey bir süreç. Bunun bir sonu yok, bir cümle gibi asla noktayla sonlanmıyor. Nokta sadece dilde vardı. Varolusta nokta yoktur."
📌"Yalnızca kötü bir şey yapmak için insanın güce ihtiyacı olur, yoksa sevgi yeterlidir, şefkat yeterlidir."
📌"Kimseyi kendi başına halledebileceği bir konuda yardımınızı kabul etmeye zorlamayın. O zaten görebiliyorken, onu sizin gözlerinizden görmeye zorlamayın. Ve lütfen en azından gözlüklerinizi başkasına takmayın çünkü sizin gözlüklerinizin numarası farklıdır. Onu buna zorlarsanız ya kör edersiniz ya da gözlerini bozarsınız."
📌"Kendi başınıza yaptığınız sadece ufacık bir keşifle tamamen farklı bir varlık haline gelirsiniz çünkü artık içinizde gerçek doğmuş olur."
📌"Hiçbir şey bir diğerinin zıddı değildir, her şey birbirini tümler. İyi dediğiniz ile kötü dediğiniz birbirini tümleyen şeylerdir. Onlar ayrı ayrı var olamazlar, ancak birlikte var olabilirler. Ve evreni bütünselliğiyle, birlikteliğiyle görmenin yolu da kendini bütünleştirmektir."
📌"Başkaları sizi prangaya vurabilir fakat kurtarabilecek hiç kimse yoktur. Kendinizi ancak ve ancak kendiniz kurtarabilirsiniz ve bu da başkalarının sizi prangaya vurmasını, üzerinize gitgide daha ağı zincirler takmasını, etrafınıza gitgide daha yüksek duvarlar örmesini engelleyerek olabilir."
📌"Hemen her ülkede mezarlıklar şehrin dışında oluyor. Aslında gelip geçen insanların ölümü tekrar tekrar hatırlayabilmeleri için mezarlıkların şehrin ortasında olması gerekir. Kesin olan tek şey ölümdür."
📌"Gelip geçenler bizleriz. Varoluş olduğu gibi kalır. Geçen zaman değildir; gelip geçenler bizleriz. Fakat yanılgı içindeyiz, gelip geçenin kendimiz olduğunun farkına varmaktansa, büyük bir icatta bulunarak saati yarattık, böylece geçen şey zaman oldu."
📌"Peki ya sizler kaç tane yara taşıyorsunuz?Binlerce yara var ardı ardına dizilmiş olan; hayatınızın ne kadarının yaşamadan öylece geçip gitmesine izin verdiniz?"
📌"Yalnızca yaşanmamış geçmiş, psikolojik bir yük haline gelir. Tekrar edeyim, yaşanmamış geçmiş, yani yaşayabileceğiniz ama yaşamadığınız o anlar, çiçek açabilecek ama kaçırdığınız aşk ilişkileri, söyleyebileceğiniz ama aptalca bir şeye takılıp kaldığınız için kaçırdığınız şarkılar... Size psikolojik yük olan ve her geçen gün daha da ağırlaşan şey yaşanmamış geçmiştir."
📌"Şunu hiç unutmayın: Bireyler büyük suçlar işlemez, büyük suç işleyenler her zaman kalabalıklardır. Çünkü bir kalabalığın içindeki hiçbir birey, olan bitenden kendisini sorumlu görmez. "Ben herkesle birlikte hareket ediyorum," diye düşünür insan.
Bireysel olarak bir suç işlediğinizde, bu suçu işlemeden önce üç kez düşünmeniz gerekir: "Ne yapıyorum? Bu yaptığım doğru mu? Vicdanım buna izin veriyor mu?" diye sorarsınız."