●Kitabın ilk birkaç sayfasında Leyla Erbil'den Tezer Özlü'ye dair bilgiler yer alıyor. şu şekilde: "Tezer; sevdiklerini birbirine dost kılar; cömert bir yüreği vardır, ayırıcı, kaçırıcı değil, birleştiricidir, öyle ki onun tanıştırdığı herkes birbirinin kırk yıllık dostu gibi olmuştur bugün." (11.s)…devamı●Kitabın ilk birkaç sayfasında Leyla Erbil'den Tezer Özlü'ye dair bilgiler yer alıyor. şu şekilde:
"Tezer; sevdiklerini birbirine dost kılar; cömert bir yüreği vardır, ayırıcı, kaçırıcı değil, birleştiricidir, öyle ki onun tanıştırdığı herkes birbirinin kırk yıllık dostu gibi olmuştur bugün." (11.s)
"Adamın elini alıp kendininkiyle yan yana koyuyor Tezer, 'Bak bak', diyor, 'cildimizin rengi, damarlarımızın kabarıklığına, yeşiline bak, nasıl birbirinin eşi, şu dolaşımın haritasına
bak, ölümüm bu benim!"
(Hans Peter için söylüyor bunu-12.s)
"Türkiye, aslında âşığı olduğu bu topraklar acılarına acı katmıştır Tezer’in. Din kökenli ilkellik, resmî ideolojinin sarmalında özgür
aklı boğmuştur bu ülkede.
Buyurgan, yasakçı, ataerkil toplumun yatışmak bilmez gizli şiddeti, sadece on yılda bir sıkıyönetim dönemlerinde değil, sivil yönetimlerde de insan ilişkilerinin tüm alanlarını kaplamış, yurttaşların tümünü hasta etmiş, cehenneme çevirmiştir yaşamı. Hele Tezer gibi kozmopolit kültür sahibi insanlarınkini."(13.s)
"Ben, Tezer Özlü’nün sıkıntılarının, büyük ölçüde, kışkırtılan bu toplumsal şiddetten, korkudan kaynaklandığına inananlardanım. Burada Baudelaire için söyleneni anımsıyorum, 'Baudelaire’i çıldırtan Fransız emperyalizmiydi...' Hepimizi
de öyle!"(14.s)
"Tezer Özlü’nün sanatı, acılar kadar sevgiyle de besleniyordu, ve sanatını yaşamından ayırmak pek mümkün de değildi. Sık sık, 'dünyayı başıma yıktı' diye söz ettiği ilk eşinden boşandıktan sonra evlendiği Erden Kıral’dan ayrılsa da, gönlünden onu söküp atmış değildi. Zaten böyle bir şey, en son isteyeceği
bir şeydi. O, ruhunu koşullar elverdiği ölçüde tıka basa sevgiyle doldurmak isterdi."(17.s)
"Bana son sözü, 'Üzülme!' oldu.
Tezer Özlü, (Sümer, Kıral, Marti) böylece bir şimşek hızıyla çaktı geçti dünyamızdan. Güzel duygularla, kimsenin bozamadığı düşüncelerle donanmış yaşamından ve yazılarından değerli bir sarmal bırakarak."(21.s)
Leylâ Erbil
5 Kasım 1994
Bundan sonraki kısımlar mektuplardan. Mektupların ise son bir tanesi hariç hepsi Tezer Özlü'den:
"Sevdiğim kitapları yeniden okumak, sözcükler, dünyayı sözcüklere çevirerek algılamak. Bunun dışında her birey bana çözümlenmeyecek bir dünya gibi görünüyor." (33.s- Tezer'den...)
"Mide hastalıkları da kesinlikle sinirlenmeye gelmiyor, bütün sinir mideye yansıyor. Sinirlenmeyeceksin, yoksa çok acı oluyor." (48.s-Tezer'den.../Çok iyi bilirim bunu yıllardır.)
"Hans Peter’i çok seviyorum. Benim gerçekten ilk sevdiğim, tüm çocukluk özlemlerim içinde sevgiyi verebildiğim, alabildiğim bir insan, ilk insan. Son insan. Onu tanımayabilirdim. Ama
insanın kendisi kadar duygulu bir insanla bir sevgiyi bölüşmesi, birbirine sevgiyi aktarması ve o insanla bir arada yaşaması o kadar güzel, ama o kadar zor ki."(49.s-Tezer'den...)
"Aslında memnunluk ya da rahatsızlıklarımızın tümü kendi içimizden kaynaklanmıyor mu?"(60.s-Tezer'den...)
"Bizler belki de kendi kendilerine yaşaması gereken, ama belki de toplumumuz buna elvermediği için evlilikler yapan kadınlarız..."(60.s-Tezer'den...)
"Onunla ilk kez iki insan arasındaki sevgiyi, insandan insana geçen sevgiyi duydum. Ama bu da kolay değil. Çünkü sevgi de (istersen aşk de), üzücü, yorucu, duyurucu, doyurucu bir olgu. Olması güzel (yani tender) ama belki
olmaması daha rahat."(61.s-Tezer'den...)
7 Eylül Pazartesi-2026