Spoiler içeriyor
İçimi yumuş yumuş yapan çok soft bir animeydi. Müzikleri ekstra hoşuma gitti hatta daha önce dinlemiş olabilir miyim diye düşündüğüm bir tanıdıklık hissi oluştu. Güzeldi. Bu anime uzun zamandır listemde olmasına rağmen bir türlü elim gitmiyordu her seferinde neyse ya…devamıİçimi yumuş yumuş yapan çok soft bir animeydi. Müzikleri ekstra hoşuma gitti hatta daha önce dinlemiş olabilir miyim diye düşündüğüm bir tanıdıklık hissi oluştu.
Güzeldi.
Bu anime uzun zamandır listemde olmasına rağmen bir türlü elim gitmiyordu her seferinde neyse ya başka zaman izlerim, şu an hiç ilgimi çekmiyor deyip erteliyordum. Bu kadar güzel olacağını bilseydim hiç ertelemezdim.
Bir de hangi yılda çıktığuına bi bakayım dedim 1986'yı görünce şok oldum. Bu kadar eski olacağını tahmin etmiyordum ama yine de konusu çok ilgi çekiciydi ve o merak unsuru bende hiç eksilmedi sürekli bir hareketlilik vardı, bu hoşuma gitti.
Daha önce Yürüyen Şato'yu izlemiştim onun da hissettirdikleri çok hoştu müzikleri falan ama konusunu pek beğenememiştim sanki yani sevmediğim bir şeyler vardı hatta çok mu abartılıyor bu Miyazaki diye düşünmüştüm ama lafımı geri alıyorum. Niye öyle düşündüm onu da bilmiyorum tek bir film izleyerek karar mı verilir?
...
Filmde Sheeta isimli kızın peşine düşmüş birkaç adam ve yaşlı bir kadın görüyoruz önce bu koşuşturmanın ne için olduğunu anlamaya çalışıyoruz derken hoopp kızımız aşağı düşüyor.
Tam düştü ne olacak diye düşünürken bu sefer de kız havadan süzülerek iniyor ve o sırada bu kızı gören Pazu, Hint filmi çekiliyormuşçasına bir edayla kilometrelerce öteye koşarak kızı havada yakalıyor ajdhnfd
E adam Japon olduğu için her şeyin bir mantığı var demiş olacak ki kızın havadan süzülmesinin sebebini de boynundaki kristal kolyeye bağlıyor. Peşlerindeki bu insanların amacı da o kolyeye sahip olmak falan filan.
Amaa böylesine büyülü bir kolye için bir düşman az herhalde bize bir düşman daha lazım deyip bu sefer de Muska adında başka bir düşmanı karşımıza çıkarıyor.
Gökyüzünde şehirlerin olduğu bir evrende bulutların ardında Laputa adında bir ada varmış hatta Pazu'nun babası uçakla uçarken bu adayı görmüş fakat kimseye inandıramamış, çoğu kişi tarafından aklını yitirdiği bile düşünülmüş taa ki ölene kadar. Bu yüzden Pazu'nun hayali Laputa'yı bulup böyle bir yerin olduğunu ispatlamak olmuş.
Ve Sheeta, Laputa'nın soyundan gelen bir kızmış.
Düşündüm de herkesin Laputa ile ilgili bir hayali var. Pazu öyle bir yerin var olup olmadığını öğrenmek istiyor, Muska Laputa'nın teknolojisini ve silahlarını kullanıp dünyayı kontrol altına almak istiyor, yaşlı kadın ve oğulları da oranın hazinelerine ulaşmak istiyor. Benim bile izlerken Laputa'da yaşama hayalim oldu ama garibim Sheeta ya, hayal kurmasına bile izin vermediler anca kızın peşine düştüler. Bi izin verseydiniz de soluklansaydı.
Bu arada Yürüyen Şato'da da böyle isteğim vardı, istediğim yere gidebileceğim bir şatom olsun diye. Bu animeleri izlerken en sevdiğim kısım da bir yere bağlı olmayan yaşam alanları olması sanırım. Yani konfor alanındasın ama özgürsün tam benlik.
Yaşlı kadın ve oğullarının olduğu sahneler çok komikti eklemeden geçemeyeceğim her ne kadar Dola kötü ve çirkin görünse de çok zeki ve komik bir karakterdi bence onu sevdim yaa. İlk başlarda seveceğimi düşünmemiştim Muska'yı görünce beterin beteri var dedim herhalde.
Sheeta ile Pazu'nun ilişkisi de çok tatlıydı, beraber zorlukların üstesinden geldiler Laputa'yı özgür bıraktılar falan güzeldi.
Bir de bir mağarada taşların oluşturduğu o renk şöleni de çok hoştu. Aklımda yer edinen sahnelerden biri de buydu. Görsel olarak çizimleri çok beğendim, müziğini de çok beğendim ve konusu da çok iyiydi.
Çok bilinen bir animasyon zaten ama benim gibi izlemeyi erteleyenler için tavsiye ederim.