Spoiler içeriyor
Sanırım bundan önce Gökteki Kale'yi izlediğimden o hareketlilik ve tempoya alıştığım için bu animasyon çok durağan geldi. Yine de çok tatlı ve özellikle görsel açıdan izlemekten keyif aldığım bir filmdi. Çizimleri, karakterleri, konusunu mitolojiden alması falan çok ilgi çekiciydi. Sanki…devamıSanırım bundan önce Gökteki Kale'yi izlediğimden o hareketlilik ve tempoya alıştığım için bu animasyon çok durağan geldi.
Yine de çok tatlı ve özellikle görsel açıdan izlemekten keyif aldığım bir filmdi. Çizimleri, karakterleri, konusunu mitolojiden alması falan çok ilgi çekiciydi.
Sanki bir masal kitabının içine girmişim de ben de o iki kardeşle birlikte bu serüvenin içindeydim.
...
Ben ve kardeşi Saeoirse babalarıyla birlikte deniz fenerinde yaşıyorlardı yanlarında bir de köpekleri Cu vardı Ben, Cu'yu kardeşinden daha fazla seviyordu daha doğrusu kardeşini hiç sevmiyordu çünkü Saeoirse doğduğunda annesi ortalıktan kaybolmuştu ve muhtemelen onun öldüğünü sanıyordu ama aslında annesi bir Selkie'ydi.
İrlanda mitolojisine göre Selkie, denizde fok balığı ve karada ise insan şeklini alıyor. Yani annesi doğum yaptıktan sonra denize dönmüştü. Bu yüzden de annesinin gitmesinin sebebini kardeşine bağlayan Ben, onu hep dışlıyor ve hep kıskanıyordu.
Saeoirse çok tatlıydı ya onu alıp ısırmak istiyordum.
Bu arada Saeoirse de bir Selkie'ydi. Deniz kabuğunu üflediğinde etrafta büyülü şeyler oluyordu bunu fark eden babası Saeoirse'nin kürkünü bir sandığa koyup denize attı muhtemelen sonunun annesi gibi olmasından korkmuştur.
Neyse bu kürk denize atıldıktan sonra Saeoirse gün geçtikçe hastalanmaya ve zayıflamaya başladı bu durumu fark eden büyükannesi burada yaşamak çocuklara göre değil diyerek onları şehre götürdü.
Tabii gitmek istemeyen Ben, gizli gizli kaçma girişiminde bulununca kardeşi de peşinden gitti ve o sırada birkaç baykuş Saeoirse'yi kaçırdı.
Kaçıran da Baykuş Cadısı olan Macha, Saeoirse'nin şarkısını kullanarak tüm büyülü varlıkları kurtarmayı amaçlıyor ama bu kurtarma kısmı kişiden kişiye göre değişir bence. Yani varlıkların duygularını kavanozlayıp onları taşa dönüştürerek acı çekmelerine engel olmak kimine göre bir kurtarma kimine göre de bir işkence sanırım. Ama izlerken böyle bir şey olsa ne güzel olur diye düşündüm yani temelli olmasa da bazen bize ağır gelen duyguları kavanozlayıp rafa kaldırsak ne iyi olurdu.
...
Bir şekilde Macha'dan kurtulmayı başarıyorlar ve kürkü de bulunca Saeoirde şarkı söyleyip taşlaşmış olan tüm büyülü varlıkları eski haline geri getiriyor ve denizden çıkan annesi, ona iki dünya arasında bir seçim hakkı tanıyor ya denizde yaşayacak ya da insan kalıp babası ve abisinin yanında kalacak diye.
Saeoirse insan olmaya karar veriyor.
...
Ben, bu süreçte kardeşiyle güzel bir bağ kurmuş ve olanların sorumlusunun kardeşi olmadığını ve gereksiz bir nefret içinde olduğunu, babası da annelerinin yasını tutmaktan çocuklarıyla ilgilenmediğini fark etmişti.
Galiba bazen fark edilmiyor böyle şeyler.
Genel olarak çok tatlı, büyüleyici bir animasyondu. Sabaha kadar bu animasyonun içinde ol deseler olurdum yani..