Bu anime hakkında sizlere söyleyebileceğim ilk şey şu “ben sadece tatlı bir çocuk animesiyim” diyerek kapıdan girip, insanın duygusal bagajını karıştıranlardan. İlk başta oldukça basit bir hikayesi varmış gibi görünüyor. Yalnız yaşayan, kendine has konuşma tarzı ve fazlasıyla ciddi tavırları…devamıBu anime hakkında sizlere söyleyebileceğim ilk şey şu “ben sadece tatlı bir çocuk animesiyim” diyerek kapıdan girip, insanın duygusal bagajını karıştıranlardan. İlk başta oldukça basit bir hikayesi varmış gibi görünüyor. Yalnız yaşayan, kendine has konuşma tarzı ve fazlasıyla ciddi tavırları olan küçük bir velet; etrafındaki yetişkinler ve gündelik hayat… Fakat izlemeye devam ettikçe böyle görünen bir dünyanın altında çok daha ciddi bir mesele olduğunu fark ediyorsunuz. Bence bu animenin en başarılı olduğu nokta çocukluk ve yalnızlık kavramlarını romantizme etmemesi. Bir çocuğun kendi ayakları üzerinde durabilmesini “ne kadar güçlü ve olgun” diye alkışlamak yerine, bunun arkasında hangi koşulların bulunabileceğini düşündürüyor. Üstelik bunu seyircinin kafasına mesajları çivileyerek değil, küçük detaylarla ve karakterlerin davranışları üzerinden yapıyor. Kotaro karakteri bu yüzden yalnızca “sevimli anime çocuğu” değil. Karakterlerin kendine özgü tavırları ve dünyayı algılama biçimi ilk etapta komik geliyor fakat zamanla onun davranışlarına daha farklı anlamlar yüklemeye başlıyorsunuz. Bir karakterin hayatına flash back yapmak yerine davranışları, tavırlarıyla tanıtma yapılması başarılı bir tercih. Yetişkin karakterlerin kusursuz insanlar olarak yazılmaması çok hoşuma gitti. Her birinin kendi eksiklikleri, hayatla mücadele biçimleri ve insan ilişkilerine bakışları var. Anime farklı insanların birbirlerinin hayatına nasıl dokunabildiğini de anlatıyor.” Aile dediğimiz şey yalnızca biyolojik bağ mıdır?” sorusunu doğrudan ders verir gibi sormadan hikayenin içine yerleştiriliyor. Sevginin bazen büyük cümlelerden ziyade birini fark etmek, dinlemek, yanında olmak ve onun ihtiyaçlarını gerçekten önemsemek üzerinden gösterilebileceğini hatırlatıyor. Animasyon tarafında da gösterişten ziyade anlatıma önem verilmiş. Çok yüksek tempolu veya görsel şov üzerine kurulu bir anime değil; zaten hikayenin ihtiyacı da bu değil. Mizahla hüznün birbirini bozmadan yan yana durabilmesi gerçekten kolay bir şey değil ve anime bunu oldukça doğal yapıyor. Bu anime “ tatlı ve duygusal bir anime” tanımının biraz ötesinde. Çünkü çocukluk üzerinden aslında yetişkinliğin sorumluluklarını, insanların birbirine karşı görünmez yükümlülüklerini, yalnızlığın farklı biçimlerini ve sevginin nasıl gösterildiğini sorgulatıyor. İzlerken “ben neden şimdi insan ilişkileri üzerine düşünmeye başladım” diyebilirsiniz. Ve evet kotaro’nun o aşırı ciddi halleri karşısında benim de içimdeki bütün yetişkinlik duygusu istifa etti. :,)