İsmini de pek beğenmediğim bir film Kardeşler Araştırma. Filmde yer yer komik sayılabilecek anlar var ama ben buna tam anlamıyla bir komedi de diyemiyorum. Zaten filmin temel problemlerinden biri hangi tür olmak istediğine bir türlü karar verememesi. Doğu Demirkol'un şu…devamıİsmini de pek beğenmediğim bir film Kardeşler Araştırma. Filmde yer yer komik sayılabilecek anlar var ama ben buna tam anlamıyla bir komedi de diyemiyorum. Zaten filmin temel problemlerinden biri hangi tür olmak istediğine bir türlü karar verememesi.
Doğu Demirkol'un şu sıralar dizisini de izliyorum, dördüncü sezondayım. Kendisiyle ilgili düşüncem pek değişmedi: Bana göre rol yapmaktan ziyade hemen her yapımda kendisinin farklı bir versiyonunu oynuyor. Jestleri, konuşması, tepkileri hep aynı; burada da farklı bir Doğu Demirkol göremedim. Kendine özgü gözlemlerini ve özellikle din üzerinden yaptığı ince esprileri zaman zaman seviyorum ama oyunculuk tarafında sürekli aynı temel karakter üzerinden ilerlemesi artık fazlasıyla göze batıyor.
Benzer durum Eray Kaman için de geçerli. Onu en son tabii'deki Yüzde İki dizisinde Cem Gelinoğlu'yla birlikte izlemiştim; oradaki karakterini neredeyse olduğu gibi bu filme taşımışlar. Cem Gelinoğlu ise kendi yazdığı filmlerde çok daha başarılı bulduğum bir isim. Burada senaryonun kurbanı olmuş gibi. Güven Kıraç gibi bir isimden de daha fazlasını bekliyorsunuz ama ona da pek malzeme verilmemiş.
Peki film ne anlatıyor derseniz; Orhan ve Erhan, insanların eşlerini ve sevgililerini takip ederek sadakat araştırması yapan bir çeşit özel dedektiflik şirketi işletiyorlar. Başlangıçta buradan bir karakter ve durum komedisi çıkacakmış gibi görünürken aldıkları bir iş onları casusluk, aksiyon ve uluslararası istihbarat hikâyesinin içine sürüklüyor.
Sorun da tam burada başlıyor. Film absürt komedi mi, aksiyon-komedi mi, dedektiflik hikâyesi mi, casusluk filmi mi, yoksa iki kardeş üzerinden ilerleyen bir karakter komedisi mi olacağına karar veremiyor. Hikâyenin ölçeği büyüdükçe filmin daha eğlenceli olmasını bekliyorsunuz ama tam tersine komedi zayıflıyor. Sonuçta ne sağlam bir polisiye veya casusluk hikâyesi ne de güçlü bir komedi ortaya çıkıyor.
Potansiyeli yüksek isimler bir araya gelince insanın beklentisi de ister istemez yükseliyor. Film iyi kötü kendini izletiyor, birkaç yerde güldürüyor da; ama 105 dakikayı taşıyacak hikâye ve espri gücü yok.
Bir de filmi açıkça devamına göz kırparak bitirmişler. İlk filmde elindeki kadronun potansiyelini bile yeterince kullanamamışken ikinci filme bu kadar özgüvenle kapı bırakmaları ayrıca şaşırttı. :) Kısacası; kadro iyi, fikir fena değil, film izleniyor ama olmamış.