Spoiler içeriyor
Hayatımda okumakta en çok zorlandığım, okurken çok fazla öfke duyduğum, acı çektiğim ve unutamayacağım bir kitap oldu bu kitap. Yıllar önce bir yerde övgü ile anlatılıp paylaşılmıştı ve beni hiç çekmemişti kendine konusunu bilmediğim halde.sanırım yazarı tanımıyor olmam ve kitabın…devamıHayatımda okumakta en çok zorlandığım, okurken çok fazla öfke duyduğum, acı çektiğim ve unutamayacağım bir kitap oldu bu kitap. Yıllar önce bir yerde övgü ile anlatılıp paylaşılmıştı ve beni hiç çekmemişti kendine konusunu bilmediğim halde.sanırım yazarı tanımıyor olmam ve kitabın kapağı önyargı ile yaklaşmama neden oldu. Konusunu
Birkaç gün önce arka kapağında okuyarak anladım. Çok acı bir gerçeği, Sırpların Boşnaklara yaptıkları zulümleri anlattığını ve bütün bu çirkinliklerin, acıların gölgesinde masum bir ilk görüşte aşkın anlatıldığını okudum arka kapakta ve okumaya karar verdim.
●Sinan Akyüz’ün 2012’de yayımlanan romanı Bosna Savaşı sırasında yaşananları Suada Hatiboviç’in hayatı üzerinden anlatıyor.
Romanın başında Suada, Saraybosna'da yaşayan genç bir Boşnak kızıdır. Ailesinden ayrı olarak hemşire teyzesi İfeta'nın yanında kalır ve konservatuvarda piyano eğitimi almaktadır. Hayatının merkezinde müzik vardır.
Bir gün konservatuvarda Tarık ile karşılaşır. Tarık da müzikle ilgilenen, genç bir Boşnaktır. İkisi kısa sürede (hatta ilk görüşte) birbirlerine âşık olurlar. Tarık'ın annesinin ise Suada'nın hocası Profesör Duşanka olduğu ortaya çıkar. Duşanka Sırp kökenlidir, Tarık'ın babası ise Boşnaktır.
Suada ile Tarık'ın ilişkisi giderek ciddileşir ve nişanlanırlar kendi aralarında.
Fakat Suada'ya âşık olan başka biri daha vardır: Vukadin.
Vukadin, Suada'nın konservatuvardan arkadaşı olan Sırp bir gençtir. Tarık'ın bir süreliğine yurtdışına gitmesini fırsat bilerek Suada'ya aşkını ilan eder. Suada onu reddeder. Çünkü kalbi Tarık'a aittir. Vukadin bu reddedilişi kabullenemez. Suada'ya karşı duyduğu aşk zamanla saplantıya ve nefrete dönüşür. Konservatuarı bırakıp askere gider.
Bu noktada romanın en acı taraflarından biri ortaya çıkmaya başlar: Suada'nın reddettiği Vukadin, savaş başladığında karşısına bir düşman olarak çıkacaktır.
Savaşın başlaması
Yugoslavya'nın parçalanma sürecinde Bosna-Hersek'teki gerilim giderek yükselir.
Suada başlangıçta savaş çıkacağına tam olarak inanmaz. Hayatı hâlâ okul, piyano, Tarık ve ailesi etrafında devam etmektedir.
Fakat 1992'de Bosna Savaşı başladığında her şey değişir. Suada, ailesinin bulunduğu Milyevina/Foça çevresine gider. Saraybosna'da ise durum giderek kötüleşmektedir. İfeta hastanede yaralılarla ilgilenmektedir. Tarık da savaş başlayınca Boşnakların tarafında savaşmaya katılır.
Savaş ilerledikçe Sırp güçlerinin Boşnaklara yönelik saldırıları yoğunlaşır. Suada'nın bulunduğu ev basılır. Eniştesi Fikret öldürülür. Suada, ablaları Edina ve Ayşa ve babası esir alınır. Aile birbirinden koparılır ve kadınlar esir kamplarına götürülür.
Buradan sonra roman çok ağır bir hâl alır.
Suada'nın karşısına, savaş başlamadan önce kendisine âşık olan Vukadin çıkar.
Ama artık Vukadin eski Vukadin değildir.
Savaşın ve milliyetçi nefretin etkisiyle Suada'ya karşı duyduğu aşk tamamen şiddet ve intikama dönüşmüştür. Suada, Vukadin tarafından cinsel saldırıya uğrar. Aynı zamanda kamplarda Boşnak kadınlara yönelik sistematik cinsel şiddete tanık olur. Roman, bunu savaşın yalnızca erkeklerin cephede birbirleriyle savaşması olmadığını; kadın bedenlerinin de savaşın bir silahına dönüştürüldüğünü göstermek için kullanır.
Suada'nın ablaları Edina ve Ayşa da aynı zulmün içine düşer. Ayşa yaşadığı ağır işkence ve tecavüzlerden sonra hayatını kaybeder.
Suada artık: annesini, ablası Ayşa'yı,
eniştesi Fikret'i, teyzesi İfeta'yı kaybetmiştir veya onlardan haber alamamaktadır.
Babası da esirdir.
Tarık'ın akıbetini ise bilmemektedir.
Dolayısıyla Suada'nın savaş öncesindeki hayatından geriye neredeyse hiçbir şey kalmaz.
Suada daha sonra başka bir esir kampına götürülür. Burada çok dokunaklı bir sahne yaşanır. Kamptaki kadınlar dışarı çıkarıldığında Suada uzaktan ezan sesi duyar.
Sesin sahibini tanır. Babasıdır.
Vukadin ona babasının öldüğünü söylemiştir. Oysa babası hâlâ hayattadır.
Savaş sırasında Boşnaklar ile Sırplar arasında esir değişimleri yapılmaktadır. Bir gün Suada'nın adı da değiştirilecek esirlerin listesine girer.
Böylece Suada kamptan çıkarılır ve özgürlüğüne kavuşur. Ama aslında özgür olsa bile artık eski Suada değildir. Çünkü yaşadığı şeyler onda çok ağır bir travma bırakmıştır.
Suada Bosna-Hersek'e döndüğünde tedavi görmeye başlar. Bir süre sonra onun çok iyi bir piyanist olduğu öğrenilir. Ondan bir yardım konserinde piyano çalması istenir.
Suada aylar sonra tekrar piyanonun başına oturur. Ve orada çok önemli bir karşılaşma gerçekleşir: Profesör Duşanka'yı görür.
Yani Tarık'ın annesini. Suada'nın aklına gelen ilk kişi ise doğal olarak Tarık'tır.
Tarık'a yazdığı mektubu Duşanka'ya verir.
Tarık'ın hayatta olduğunu öğrenir ama onunla karşılaşmaktan korkar.
Çünkü Suada yaşadığı tecavüzler nedeniyle kendisini suçlu ve kirlenmiş hissetmektedir. Tarık'ın onu artık kabul etmeyeceğini düşünür.
Ame Tarık onun gibi düşünmez, ona kavuşmak ister. Ve sonunda kavuşurlar.
Fakat bu da Suada'nın beklediği gibi değildir.
Çünkü savaş Tarık'ı da ağır biçimde yaralamıştır.
Tarık savaşta uzuvlarından birini/bacağını kaybetmiş ve tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuştur. Böylece ikisi kaybettikleri her şeye rağmen birbirlerine yeniden sarılır.
Romanın sonunda
Suada, Tarık, babası ve Profesör Duşanka daha sonra İsveç'e, Edina'nın yanına giderler.
Suada zamanla hayatını yeniden kurmaya çalışır. Müziğe geri döner.
Yaşadığı bütün acılara rağmen piyanodan vazgeçmez. Bir çocuğu olur.
Romanın asıl hikâyesi şudur:
Savaş başlamadan önce aynı şehirde, aynı okulda, aynı sokaklarda yaşayan insanlar bir anda dinleri ve etnik kimlikleri üzerinden birbirlerinden ayrılıyorlar.
Ve savaşlar sadece devletlere karşı değil. O devletlerin içindeki her bir insana, çocuklara, müziğe, tertemiz aşklara ve hatta incir ağaçlarına, o ağaçlara konan kuşlara karşı yapılıyor.
Yvası yıkılan, savrulan ama yine de yaşamaya devam eden kuşlar gibi Suada ve savaşın içindeki insanlar da yuvalarını ve eski hayatlarını kaybettikten sonra yeniden tutunmaya çalışırlar.
Birkaç gün önce başladım ama tam hatırlamıyorum hangi gündü.
Bitiş: 13 Eylül Pazar-2026