İzlemeye başladığımda çok yüksek olan beklentimi pek karşılayamadı ama gerçekten zekice çok fazla diyalog vardı. Yer yer gülümsediğim yerler oldu. Adam ve kadın arasındaki o rahat kaygısız büyük güven ve uyum etkileyiciydi. Aslında adamın içindeki şans şanssızlıkla dolu olduğunu düşünen…devamıİzlemeye başladığımda çok yüksek olan beklentimi pek karşılayamadı ama gerçekten zekice çok fazla diyalog vardı. Yer yer gülümsediğim yerler oldu. Adam ve kadın arasındaki o rahat kaygısız büyük güven ve uyum etkileyiciydi. Aslında adamın içindeki şans şanssızlıkla dolu olduğunu düşünen Adele'ye yardım etmek isteğinden sonra aralarındaki güven ilişkisiyle ortaya çıkmış oldu bir nevi ve şans-şanssızlık ile birbirini tamamladılar. Dünyanın en şanssız insanı olduğunu düşünen kadın adamın şansı oldu. Atlamak için gittiği köprüde yine atlamak için giden başka birini kurtararak hayata döndüren ve sonrasında da kendisinin kayıp parçasını bulmuş olan Gabor o parçayı kaybettiğini zannettiğinde yine kendisini bir köprüde bulur fakat o parça kaybettiği yapbozu bulmak için tekrar yerine döndüğünde ölümden kurtardığı kişi onu kurtarmış olur bu sefer. Ama aslında kız Gabor'u 2 kere kurtarmış oldu baştakini de sayarsak. Kurtarmak denemez vesile oldu denebilir belki. Filmde başta tanıdık türk filmlerinin ezgilerini duyduğumda şaşırmıştım ve sona doğru türk bayraklarıyla camileri görünce de ufak bir şok ve heyecan yaşadım :d beklemiyordum yani . En son hikayenin İstanbul'a doğru uzanması güzeldi.
Tamamen şevkle büyük bir beklentiyle izlenecek kadar güzel değildi ama izlenebilir.
" İleride bir ziyan görüyorum ve ziyandan nefret ederim"
" Zihnini boşaltıp öylece gidebileceğini zannediyorsun ama işler böyle gitmiyor "
"Zaten köprüler atlamak için fazla kalabalık yerlerdir , her zaman birileri tekrar düşünme fırsatı veriyor "
" Kaybetmeyi öğren yoksa kazanmayı bir hak gibi görürsün."
"Belki de buna layıktım. Bu doğanın kanunu olmalı. Bazı insanlar mutlu olmak için doğar. Ömrümün her günü kandırıldım. Duyduğum her söze inanırım. Hiçbir başarı elde edemedim. Hiç kimseye faydalı ya da kıymetli ya da mutlu, ya da gerçekten mutsuz bile olamadım. Sanırım bir şeyleri kaybettiğinde mutsuz oluyorsun ama kötü şans dışında hiçbir şeyim olmadı. – geleceğini nasıl görüyorsun, adele? + bilmiyorum. ben küçükken tek istediğim büyümekti. Olabildiğince hızlı büyümek. bunların bir öneminin olduğunu göremiyorum, artık göremiyorum. yaşlanıyorum. geleceğimi, büyük bir tren istasyonun bekleme salonunda görüyorum. dışarıdaki kalabalık insan topluluğu, beni görmeksizin geçip gidiyor. hepsinin acelesi var, trenlere ve taksilere biniyorlar. onların gidecek bir yerleri, buluşacakları birileri var. ben öylece orada oturuyorum.
– neyi bekliyorsun, adele?
+bana bir şeyler olmasını bekliyorum. "