En yakın arkadaşımla beraber gittim bu nedenle yeri bende başka olacak. Yerinin ayrı olması için başka hiçbir sebep yok yani. Hatta IMAX kameralarla çekilmesinin yaratacağı etkinin dünyada sadece 41 salonda görüleceği haberi filme gitmemek için direnmeme, filmi boykot etme fikrine…devamıEn yakın arkadaşımla beraber gittim bu nedenle yeri bende başka olacak. Yerinin ayrı olması için başka hiçbir sebep yok yani.
Hatta IMAX kameralarla çekilmesinin yaratacağı etkinin dünyada sadece 41 salonda görüleceği haberi filme gitmemek için direnmeme, filmi boykot etme fikrine kadar götürmüştü beni.
Neyseki salon dopdoluydu, seyir zevki verdi bayağı. İki koltuk boştu, hemen kaptım biletleri ama bu sefer de fazla yakından izlemek başımı ağrıttı. Bu yüzden üç saat olması gözümü çok korkuttu fakat akıp gitti denebilir.
Keşke izlerken bir şeyler yemek yasaklansa içecek dışında, özellikle küçük salonsa mısırdan kaynaklanan yağ kokusu veya baharatlı yiyecek kokusu çok rahatsız edici. Bir şey yemek bir yana saate bile bakamıyorum bir şey kaçırırım diye. Bir de yani arkamdaki, neden koltuğumu titretirsin ki sürekli. Neyse, bu olumsuzluklar şimdi aklıma geldi. Genel olarak çok keyif aldım.
Şimdi de Sinema Okuryazarlığı Atölyesi'nden değerli hocam Uğur Cumaoğlu'nun KitapHaber Dergisi'nde yayınlanan inceleme yazısını okudum. Çok enfes bir inceleme olmuş, bayıla bayıla okudum. Bana içerik hakkında bir şey demek düşmüyor bu sayede.
Birkaç kesitini buraya kopyalayayım:
"Elbette sektörün en iyi yönetmenlerinden biri olan Nolan, zafer ile suçluluk arasında kalmaya başlayan Batı sömürgenliğinin oluşturduğu güçlü Batı algısı zayıflamaya başladığında ortaya çıkan ve hikâyeyi yeniden tüm dünyaya hatırlatan güçlü bir aktör. Fakat daha derinde yatan ve çok dile getirilmeyen asıl mesele ise kahramanlık anlatıları eski itibarını giderek yitiriyor. Çünkü Troyalıların (tüm dünya) artık Odysseus'un (Batı) pişmanlığına ihtiyacı yok ve herkes farkına vardı ki, sömürgenler bu farkındalık oluşmaya başladığında hemen yalancı köklere geri dönerek tekrardan kahramanlık hikayeleriyle karşımıza çıkıyor.
The Odyssey, postkolonyalist zihniyetin kurusıkı bir vicdan krızine girdiğini dünyaya anlatabilmek için tekrardan kurmaya çalıştığı güncellenen bir batı mitidir."
Daha önce Oppenheimer filmiyle Batı adına günah çıkaran Christopher Nolan neden Odyssey'i tekrardan çekme ihtiyacı duymuştur."
"Daha önce Oppenheimer filmiyle Batı adına günah çıkaran Christopher Nolan neden Odyssey'i tekrardan çekme ihtiyacı duymuştur?"
Bu son soru ile yazının kalitesi anlaşılmıştır diye düşünüyorum, yazıyı okumak isteyen olursa derginin web sayfasına ulaşabilir. Bulamazsanız atabilirim.
(Aynı sayfada benim de bir inceleme yazım mevcut Nuh Tepesi filmi hakkında:))
7/10