Spoiler içeriyor
Uzun soluklu bir tarih filmiydi ve normalde bu tarz filmleri izlemeyi pek sevmem fakat sandığımdan daha çok sarıyordu. Yani izlerken nadiren sıkıldım ve genellikle devamında ne olacağını merak ettim tabii bu, bir hafta boyunca izlediğim gerçeğini değiştirmez. Sonuçta üç saatlik…devamıUzun soluklu bir tarih filmiydi ve normalde bu tarz filmleri izlemeyi pek sevmem fakat sandığımdan daha çok sarıyordu. Yani izlerken nadiren sıkıldım ve genellikle devamında ne olacağını merak ettim tabii bu, bir hafta boyunca izlediğim gerçeğini değiştirmez. Sonuçta üç saatlik bir filmdi ve benim odak sürem de tarih filmleri izleyince normalden daha az oluyordu.
Film 13. yüzyılda İskoçya'nın İngiliz işgaline karşı verdiği bağımsızlık mücadelesini ve William Wallace'nin hayat hikayesini konu ediniyor fakat çoğu olay gerçek olsa bile eklenen kurgusal olaylar da vardı. Mesela ben Wallace'nin Prenses ile yaşadığı aşkı çok saçma bulmuştum sonuçta Wallace'nin başlattığı bu isyanlarının asıl sebebi İngilizlerin, sevdiği kadını öldürmesiydi hangi ara prensesle aşk yaşayacak seviyeye geldiniz diye bi sorguladım izlerken. Gerçekteyse Wallace'nin yaşadığı dönemlerde Prenses İsabella çocukmuş. Boşuna laf etmişim adama.
Onun dışında Wallace'yi bir köylü olarak görüyoruz ama gerçekte soylu bir aileden gelmiş ya da Priamae Noctis yani soyluların ilk gece hakkı diye adlandırdıkları iğrenç bir hakkı bazı tarihçiler bir mit olarak nitelendirse de güçlü konumdakilerin alttakilere her şeyi yapabildiği bir dönemde resmi olmayan bir şekilde uygulandığını savunan tarihçiler de var.
...
Öncelikle küçük Wallace'yi görüyoruz babası ve kardeşi İngilizler tarafından öldürüldükten sonra amcasının da desteğini alıp eğitim için Avrupa'ya gidiyor ve tekrar İskoçya'ya dönüyor çünkü burada çocukluk aşkı Murron var.
İngiltere kralı Uzun Bacaklı Edward, ilk gece hakkının soylular tarafından uygulanmasına izin verdiği için gizlice evleniyor fakat bir süre sonra Murron İngiliz askerleri tarafindan işkence edilerek öldürülüyor.
Wallace de isyanlara başlayıp İskoç halkını da özgürlük kazanmak için bir araya getiriyor ve başarılı da oluyor. Stirling Köprüsü Muharebesi'nde İngiliz ordusunu yenerek İskoçya'nın Koruyucusu ilan edilse de daha sonra Falkirk savaşında İskoç soyluların ihaneti yüzünden yeniliyor.
İhanet eden soylulardan biri de Robert Bruce'ydi. İlk başlarda Wallace'nin yanındaymış gibi görünüp İngilizlere destek verdi çünkü asıl amacı kral olmaktı. Açıkçası ihaneti beni bile şoka uğrattı. Gerçi sinsi bir bakışı vardı ama asla beklemiyordum ki zaten filmde de William Wallace'nin o hayal kırıklığına fark eden Bruce, bir süre vicdan azabı çekmişti.
Neyse bu kaybedilen savaştan sonra William gerilla taktiği uygulayarak bazı İngiliz garnizonlarına karşı ani bir baskın düzenleyip öldürmeye başlamıştı. İki kişiyi bu şekilde öldürdü ve daha sonra yakalandı.
...
Yakalandıktan sonra Wallace'yi idam etme kararı alıyorlar ama eğer Uzun bacaklı Edward'a karşı boyun eğer ve ondan merhamet dilerse ölümünün daha hızlı olacağını, işkenceleri durduracaklarını söylüyorlar fakat William Wallace her şeye rağmen "Özgürlük!" diye haykırıyor. Bu kısım çok etkileyiciydi tüylerim diken diken oldu. Halkın ilk baştaki nefret dolu bakışlarından sonra bakışlarının yumuşaması da ayrıca üzücüydü.
Bruce'nin sonunda tarafını belli etmesi ve bağımsızlık mücadelesini başlatması da Wallace'nin boşuna ölmediğini o bağımsızlığın eninde sonunda kazanılacağını ifade ediyordu ki gerçekte de başarılı olmuş.
Her ne kadar şu an Birleşik Krallığa bağlı bir ülke olsa da zamanında başarılı olmuş diyebiliriz.
Film bittiğinde senaristin adı dikkatimi çekmişti adı Randall Wallace'ydi acaba atalarını mı anlatıyor diye merak ettim fakat her ne kadar kan bağı bulunmasa da bir akrabasının Wallace soyadının İskoçya'dan geldiğini söylediğine dair bir bilgi varmış.
Bir de galiba Edinburg'da yaptığı bir gezi sırasında William Wallace'nin heykelini görüp hikayesini öğreniyor ve bundan etkilenip senaryoyu yazmaya başlıyor daha sonra da Mel Gibson bu hikayeyi beğendiği için yönetmen ve başrol olarak projeyi üstleniyor.
Vay bee.
Sonra da karşımıza böyle bir film çıkıyor. Her ne kadar benlik olmasa da tuhaf bir şekilde beğendim tavsiye edilir.