Spoiler içeriyor
Sabahattin Ali'nin yine hikayelerinden oluşan Ses kitabını okuduktan sonra bunu okumak hiç mantıklı bir hareket değilmiş çünkü pek okuma isteğim yoktu ve uzun süre aynı tarzda okuduğum için mi acaba bilmiyorum zorla okuyormuş gibi hissediyordum. Bir de bu kadar ince…devamıSabahattin Ali'nin yine hikayelerinden oluşan Ses kitabını okuduktan sonra bunu okumak hiç mantıklı bir hareket değilmiş çünkü pek okuma isteğim yoktu ve uzun süre aynı tarzda okuduğum için mi acaba bilmiyorum zorla okuyormuş gibi hissediyordum.
Bir de bu kadar ince bir kitap olmasına rağmen uzunca bir süre benimle birlikte oradan oraya dolandı ya çok sinir oldum. Bir süre bu yazardan okumayacağım sanırım.
Bu kitapta da yine yazarın dergilerde ve gazetelerde yayımladığı hikayeler yer alıyor ama daha çok köylülerin hayatına tanık oluyoruz ya da yazarın hapishane deneyimlerini okuyoruz. Bazı hikayeler çok güzeldi heyecanla okuduğum bir iki hikaye de olmuştu fakat dediğim gibi aynı yazardan aynı hikayeleri üst üste okuyunca biraz sıkıldım.
Bu kitapta bulunan hikayeler de;
Kağnı
Kamyon
Kafa kağıdı
Arap Hayri
Bir Şaka
Duvar
Pazarcı
Fikir Arkadaşı
Bir Skandal
Kağnı hikayesinde köyde bir cinayet işleniyor ama makulün annesini bir şekilde ikna etmeye çalışıyorlar "Oğlun eceliyle öldü hem sen jandarmaya gider mahkemeyle uğraşırsan tarlanı kim eker, aç kalırsın" gibi sözlere sus payı da eklenince bir şekilde ikna oluyor.
Hikayede en çok etkilendiğim kısım oğlunun cesedini kağnıyla taşıması olmuştu. Kadın hem bir başına kalmış ne yapacağını bilmiyor hem de toplum baskısına boyun eğmek zorunda bırakılmıştı. Çok üzüldüm o kadına ya kendi yükü azmış gibi birde kağnının yükünü sırtlanıyordu. Hani hep diyorlar ya eskiden annelerimiz çok güçlüydü her şeyi yapıyorlardı diye. E bu kadınlar güçlü olmak zorunda kalmış böyle fırsatçıların yanında güçsüz olanlar elenir ki. Hep susmak zorunda kalmışlar, hep birilerinin yükünü taşımışlar falan daha ne çok şey. Acaba bilmediğimiz nasıl hayatlar vardır diye düşünmüştüm okurken.
Aslında Sabahattin Ali toplumsal olayları çok güzel aktarıyor ve hikayeler 1935 yılında yazılmasına rağmen çok tanıdık hissettiriyor. Güzel anlamda demiyorum tabii.
Kitaptaki son hikaye olan Bir Skandal da güzel bir hikayeydi. Okurken gerçekten merak uyandırıyordu ve kent - köy çelişkisini güzel yansıtmıştı. Köy ortamına atanan bir öğretmenin düşüncelerinin insanlar tarafından nasıl hor görüldüğünü ve böyle bir ortamda dedikoduların nelere mal olabileceğini görmüş olduk. Kadının neden Nurullah hocaya karşı böyle iftiralar attığını merak etmiştim ama bazı insanların saf kötü olabileceğini dile getirip hikayeyi bitirmişti. Böyle bir son beklemiyordum açıkçası. Elbette ki bazı insanlar saf kötü olabilir ben kötülerin de bir nedeni olduğunu düşünenlerdenim fakat nedensiz de kötü olan insanlar olabilir bu normal hayatta bile görebileceğimiz şeylerden biri ama hikayede olaylara tek taraflı bakıldığı için bir rahatsız olmadım değil. Bir de üst üste okumamdan kaynaklı yazarın diline bir tık aşina oldum ve çok sert, hakkında illaki bir ön yargıda bulunabileceğimiz kadın karakterler yazdığını fark ettim. Yani iyisi çok iyi masum, saf karakterler ama kötü kadın karakterler de tam kötü ve dışarıdan bakıldığında anlaşılmaz yazılmış.
Gramafon Avrat'ta lanse edilen kadın karakter beni çok rahatsız etti ve sanırım bu tarz düşkün bir karakteri başka bir hikayede de okumuştum. Hep bu tarzda yazması dikkatimi çekti ve sevmedim bu durumu.
Onun dışında Duvar'dı sanırım hapishaneden kaçmaya çalışan iki muhkumu anlattığı bir hikayesi vardı orada kaçan arkadaşlardan birinin yıllarca o duvarın içinde kalması korku türünde bir kitap okuyormuşum gibi hissettirmişti asla böyle bir son beklemiyordum. Kendimi istemsizce duvarın içindeki adamın yerine koymuştum kötüydü ya. Aslında düşününce bu kitabı ne kadar okumak istemesem de hikayelerini daha çok beğendim, ilgimi çekti ve güzel yazılmıştı.
Bir de Bir Şaka hikayesi yazarın gerçekten yaşadığı bir olay mı bilmiyorum ama gerçek olduğunu düşünüyorum orada şaka yaptığı adama o kadar çok üzüldüm ki.. Orada kimsesi yok diye ailesinin olduğu şehirdeki hapishaneye nakil bekleyen adama nakil gerçekleşti diye şaka yapmış ve sonrasında kendi nakil verdiğinde gideceği yeri yanlış okuyup sevinmişti. Allah'ın sopası yok ki.
...
Genel olarak beğendim ama dediğim gibi yanlış zamanda yanlış kitaptan sonra okumuşum ama en azından okudum ve bitti diye düşünüyorum o da iyi.