06.10.2026 (Rewatch) Matrix’i çocukken izlemiş ve birkaç yıl önce sinemada tekrar izleyebilme fırsatım olmasına rağmen izleyememiştim. Hatırladığım pek bir şey yoktu, konu tabii ki aklımdaydı ama günümüzde Matrix’i izlememiş olanların bildiğinden fazlasını da bilmiyordum. Matrix’in simülasyon, kader ve özgürlük gibi…devamı06.10.2026 (Rewatch)
Matrix’i çocukken izlemiş ve birkaç yıl önce sinemada tekrar izleyebilme fırsatım olmasına rağmen izleyememiştim. Hatırladığım pek bir şey yoktu, konu tabii ki aklımdaydı ama günümüzde Matrix’i izlememiş olanların bildiğinden fazlasını da bilmiyordum.
Matrix’in simülasyon, kader ve özgürlük gibi temaları günümüze kadar geldi ve hâlâ “Acaba simülasyonda mı yaşıyoruz?” diye sorgulamalar yapılıyor, hatta daha çok yapılıyor. Matrix’in de bunda emeği çok büyük. Zamanla boku çıkartılan ve artık çok az kullanılan, benim de nefret ettiğim bir teknik olan slow motion dövüşlerini Matrix’te izleyince hayran kalmadım, hatta sektöre böyle bir şey kazandırdığı için bir ufak içimden sövdüm ama işi bilenin elinde gayet iyi çalışmış.
Matrix’te yer alan dövüşlerin bir diğer önemi de oyuncuların bunları gerçekten öğrenmesi. Gördüğümüz kung fu ve çeşitli silah kullanımları oyunculara öğretilmiş ve bu yüzden de setleri eğlenceli bir işkenceye dönüşmüş. Filmin dövüş koreografisini ise Hong Kong sinemasının çok önemli dövüş koreograflarından biri olan Yuen Woo-ping hazırlamış.
Matrix’i anlayıp anlatmak zor, arka planını anlamak çok daha zor, hatta Animatrix ile beraber izlemeden anlamak imkansız gibi. Ancak Matrix kendi içinde kaderi, özgürlüğü, hakikati, tanrıyı seyirciye sorgulatıp duruyor. Sürekli göndermeler yapıyor, İsa göndermesinden Gnostisizm’e, daha birçok şey çıkartabiliriz.
Bunlara rağmen hiç sorunu yok da değil. Filmin süresi kısa olmasa da olaylar çok hızlı ilerletiliyormuş gibi geldi bana. Bana öyle geldi diyorum çünkü aslında anlatmak istediği şeyleri de eksiksiz anlattı. Sadece daha uzun olsa, daha fazla diyaloglu bir film izlesek nasıl olurdu acaba? Belki de aksiyonu çok geri planda kalır ve bugünkü popülerliğine ulaşamazdı bile, bilemeyiz.
Trinity’nin film boyunca sakladığı “sır” mı desek, ne desek, çok belli değil miydi? Hani film bunu bir twist olarak sunmaya çalışıyor ama en başta belliydi ve artık söyleyecek gibi olduğunda sinir etti beni. Bir de iyi ve kötü ayrımı filmde çok barizdi, bir taraf çok kötü, diğer taraf da iyi işte diyor film. Bu, izleyiciyi ikiye bölmemek adına iyi bir tercih olsa da aslında birçok açıdan filmi sığ yapıyor. Bu iyi kötü ayrımı Animatrix’te çok daha iyi işlenmişti ama The Matrix’in de bir Hollywood filmi olduğunu unutmamak gerek, bu hâli de yeterince iyi.
Son olarak Matrix’i izledikten sonra, hatta izlemeden önce uzun uzun düşününce delice teoriler üretiyorsunuz ve bu teorilerin birçoğu Marvel filmleri için üretilenler gibi kurgusal değil. Bazılarına gerçekten yaklaştığımızı hissediyorsunuz. Elbette Matrix’te anlatılanlar da imkânsıza yakın, o kadar uçuk şeyler olamaz ama Animatrix’in The Second Renaissance Part I bölümünde anlattıklarına ne kadar uzağız ki?
Tamam, şaka yapıyorum. Abartmaya gerek yok. Delirmeyelim amk, ChatGPT çıkıp beni köleleştirmeyecek ancak torunlarımı falan...
8,68/10