Kitabı upuzun bir süre önce okumuştum hatta okuduğum dönemde de çok beğendiğimi falan hatırlıyorum ama geçen gün tekrar elime aldığımda kitapla ilgili hiçbir şey hatırlamadığımı fark ettim. Tabii bunu okuduğum zamanlarda Raf diye bir şey yoktu, okuduklarımı uzaya yolluyordum iki…devamıKitabı upuzun bir süre önce okumuştum hatta okuduğum dönemde de çok beğendiğimi falan hatırlıyorum ama geçen gün tekrar elime aldığımda kitapla ilgili hiçbir şey hatırlamadığımı fark ettim.
Tabii bunu okuduğum zamanlarda Raf diye bir şey yoktu, okuduklarımı uzaya yolluyordum iki hafta sonra unutuyordum falan.
Neyse geçen gün ektiğim fesleğenlerle ilgilenirken böyle bir kitabın olduğunu hatırladım ve anı vibelamak adına okumaya başladım.
Can sıkıntısı insana her şeyi yaptırıyor, bu aralar bende de fazlasıyla mevcut maalesef.
Ama okuduğuma pişmanım çünkü kitabın yarısında ben bunun neyini beğendim moduna girmiştim. Hani bazı kitapların süresi vardır ya, sen bu kitapları belli bir yaşta okudun okudun ondan sonra okuyunca okudukların fazla romantik ve fazla gerçekdışı gelmeye başlıyor.
Ben fazla duygu yüklü kitaplar okumayı sevmiyormuşum sanırım onu fark ettim ya da günümüze yakın yazıldığını belli eden kitaplar beni çok yoruyormuş.
Çok eski dönemlerde yazılan kitapları okuduğumda o dönemin şartlarını düşünüp empati kurabiliyorum ama bunda yapamıyorum en azından bu kitap için söyleyeyim anlatılan olay imkansız gibi lanse ediliyor ya da ana karakter hep gittim, Seyyah'ı bıraktım gitmemem gerekiyordu, ben onu terk ettim moduna girmişti fakat yaanii kalma gibi bir lüksün yok ki sonuçta değişim programıyla bir yıllık bir üniversite değişikliği yapacaksın tabi bunun uzatılma koşulları vardır mutlaka o kadar detaya girmek istemiyorum ama ana karakter sanki bırakmak zorunda değilmiş de kendi isteğiyle açıklama bile yapmadan terk ediyormuş gibi davranıyordu.
Fesleğen'i karşıma alıp omuzlarımdan sarsarak kendine getirmek istedim ya, okurken o kadar daraldım ki anlatamam..
Erkek yazarların kadınların dilinden kitap yazması yasaklansın lütfen çünkü o duyguyu o kadar geçiremiyorlar ki bir erkeğin kaleminden yazıldığı hemen belli oluyor bir de sürekli bilgi vermeye çalışıyor. En bilgili benim, Allah'a en yakın olan benim diğerleri boş boş şeylerle uğraşıyor, sürekli dünyalık şeyleri düşünüyor falan filan.
Kısaca okurken daraldım. Tabi yazar haklı olabilir belki de düşündüğü şeyler çok da doğrudur fakat bu tarz düşünceler bana egoistçe geliyor maalesef.
Tanıdığım biri vardı benden yaşça küçük hatta kitabın ana karakteriyle aynı yaşta ve sürekli onun da dediği gibi yaşıtlarımla aynı şeyleri düşünmüyorum onlarla sohbet bile edemiyorum akılları fikirleri saçma sapan şeylerde diyordu yani dönem dönem ben de bu şekilde düşünmüşümdür belki ama genelde düşüncelerini sevmediğim insanlardan uzaklaşır sohbet edebildiğim insanlara çekilirim ve bunu da ben asla onlar gibi değilim onlardan daha iyi şeyler düşünüyorum diyerek de dile getirmem.
Ayrıca 18 yaşındaki bir insanın düşünebileceği en normal şeyler bunlar. Gelecekte ne yapacağız, kiminle bir hayat kuracağız, hayatımız nasıl olacak falan filan.
Yani yazarın da dediği gibi dünyalık şeyler bunlar ama dünyada yaşıyoruz sonuçta bu tarz düşüncelerimiz oluyordur illaki. Hatta okurken bu tarz düşüncelerim var diye kendimi kötü bile hissettim.
Bir de ben bu kitabı okuduğum dönemlerde Hikmet Anıl Öztekin'in konuşmalarını da dinlemeye başlamıştım kitabı okurken o konuşmaları dinliyordum sanki. Bir konu hakkında konuşmayı dinlersin etkilenirsin tamam ama kitapta bir hikayenin içerisinde o konuşmalardan kesitler görünce sevemedim. Yani şöyle söyleyeyim ayrı ayrı deneme tarzı yazılar olsa ve o vermek istediği bilgileri aktarsa gözüme o kadar batmaz fakat tek bir hikaye içerisinde bu kadar üst üste bilgi vermeye, 18 yaşındaki bir karakteri bu kadar mükemmelleştirmeye çalışması hoşuma gitmedi.
Kitabı okurken ne kadar daraldığımı anlatabiliyor muyum?
Bir de dedim ya günümüze yakın yazıldığını belli ediyor diye. Ya sizde de böyle oluyor mu bilmiyorum bir kitapta Twitter, İnsta, bio'ya yazılan emojiler gibi sosyal medya dili kullanılınca ekstra sinir oluyorum. Bu kitapta da fazlasıyla vardı bu cümleler ve çok rahatsız ediciydi. Sürekli madem böyle bir dönemde yaşıyorsun alsana telefon numarasını oradan konuşsanıza kelimeler söyleyip anlamını tahmin etmeyi ya da birbirinizi haberdar olsanıza ya deyip durdum. Ama yok illa meftun olacaklar konuyu vuslata bağlayacaklar. Aynı şehirde aynı ilçede hatta aynı ortamda bile birbirlerini görmeyecekler çünkü vuslat ya. Kısaca verilmek istenen mesajı olaylarla bağdaştıramadım çok yüzeysel ve basit geldi
Sürekli de babasını övüp duruyordu yani babasıyla ilişkisi mükemmel bir insan değilim o yüzden anlayamıyor olabilirim ama yani babasını aşırı bir şekilde övmesi bir daraltmadı değil. O yüzden diyorum ya bir erkeğin dilinden yazıldığı çok belli oluyor diye.
Neyse bu sefer sevemedim keşke sevdiğim dönemlerde bıraksaydım bu kitabı, hiç elime almasaydım falan diye düşündüm tabii konunun kitapla alakası yok dermişim.
Kitapla alakalı aklımda kalan bir bilgi de şu; biraz dedikoduya kaçacak ama yazarın eşi açıldığında kitabın yeni baskısında da kapaktaki tesettürlü kızı açma ihtiyacı duymuş. Yani neden yapıldığına anlam verememiştim, çok saçma gelmişti ve yazarı gözümde bir tık soğutmuştu o yüzden kitaba ve yazara karşı biraz ön yargılıydım. Şey düşünüyordum hani bazı insanlar dini kullanarak bir popülerlik kazanıyor daha sonra kazandığı paralarla yurt dışına gidip hayatını yaşıyor ya onlardan biri sanmıştım ki hala öyle olduklarını düşünüyorum durum böyle olunca yazdıkları bana çok samimiyetsiz geldi.
Kitapta sevmediğim kısımlar fazla olsa da bütün olarak bakmazsak eğer anlatılan bazı hikayeleri beğendim bazı düşünceler de hoşuma gitti mesela gezdiği ve ilk defa gördüğü yerlerde kamera kullanmak yerine hissettiklerini not etme fikri çok hoşuma gitmişti. Bir yere alıştıktan sonra ilk defa gördüğün zaman ne hissettiğini unutursun tarzında bir cümle kurmuştu ve bana mantıklı gelmişti bu fikir o yüzden bir isteğim var eğer gerçekleşirse ilk defa gezip gördüğüm yerlerden düşüncelerim olan bir defter oluşturacağım.
Onun dışında yazarın dili de sade ve yalın mı deniyor ondandı yani hemen okunan akıcı bir kitaptı gerçi ben daha fazla dayanamadığım için hızlıca okumuştum ama bu tarz kitapları beğenenler de vardır illaki.