"Öyleyse bir işi bitirince diğerine koyul. Ve yalnızca Rabbine yönel. " İnşirah/7-8.ayet Bu ayetler ile ilgili mükemmel bir tesfir buldum bunu muhakkak ara ara okumam ve hatırlamam lazım, çok hoşuma gitti. "İslam'da "boş durmak" veya "tembellik" yoktur. İnsan psikolojisi ve…devamı"Öyleyse bir işi bitirince diğerine koyul. Ve yalnızca Rabbine yönel. "
İnşirah/7-8.ayet
Bu ayetler ile ilgili mükemmel bir tesfir buldum bunu muhakkak ara ara okumam ve hatırlamam lazım, çok hoşuma gitti.
"İslam'da "boş durmak" veya "tembellik" yoktur. İnsan psikolojisi ve bedeni, boş kaldığında vesveseye ve çöküşe eğilimlidir. Ve özellikle şeytan boş kalan insanları günaha harama sürükler. Ayet, yorgunluğun ve günahtan kaçınmanın ilacının hiçbir şey yapmamak değil, "iş değiştirmek" olduğunu söyler. Zihinsel bir işten yorulanın bedensel bir işe, dünyevi bir işten yorulanın uhrevi bir ibadete geçerek dinlenmesi öğütlenir. Ardından gelen 8. ayet ise, yapılan her eylemin niyetinin sadece Allah'ın rızasını kazanmak olması gerektiğini belirtir.
"Fe-izâ ferağte fensab" (Bir işi bitirince hemen başka bir işe koyul); Ferağte, "boşaldın, bitirdin" demektir. Fensab ise "yorul, zahmet çek, çaba göster, dikil" anlamlarına gelir. Yani "boş vaktini dinlenerek değil, yorulacağın başka bir faydalı işe geçerek değerlendir" mesajı taşır. Şeytan en çok boş kalan ve boş olan insan ile uğraşır.
"Ve ilâ rabbike ferğab" (Ve yalnız Rabbine yönel); Rağbet, bir şeyi çok sevmek, arzulamak, ona doğru meylemek demektir. Ferğab, "yönel, umut et, rağbet et" demektir. İnsan sürekli çalışır, çabalar ancak bu çabanın bir gayesi olmalıdır. Eğer insan sadece dünya için yorulursa, elde edeceği şey fanidir ve onu nihai tatmine ulaştırmaz. Bu ayet, "Çalış, üret, yorul ama kalbinin ibresi daima Allah'ı göstersin" der. İnsanlardan alkış bekleyerek, makam arzulayarak değil; sadece Allah'ın rızasını umarak (rağbet ederek) yaşamak emredilir. Niyetin saflaştırılması (ihlas) bu ayetin temel mesajıdır.
Bu yaşam felsefesi Kur'an'ın bütününe yayılmıştır. Hicr Suresi 99. Ayet: "Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et." İnşirah Suresi'ndeki "bir işi bitirince diğerine başla" emrinin bitiş çizgisini bu ayet belirler: Ölüm. İbadet, kulluk ve faydalı iş üretmek, insanın son nefesine kadar devam etmesi gereken bir süreçtir.
Mü'minûn Suresi, 3. Ayet: "Onlar ki (kurtuluşa eren mü'minler), boş ve yararsız şeylerden (lagvden) yüz çevirirler." Ayetteki "lagv", insana ne dünyada ne de ahirette fayda sağlamayan, ömrü israf eden her türlü eylem ve söylemdir. İnşirah suresi bize "boş kalınca başka bir işe geç" diyerek aslında vaktin "lagv" ile çürümesini engellemektedir. Vaktini boş ve manasız işlerden temizleyen kul, zaten otomatik olarak Rabbine rağbet etme mertebesine yükselir.
En'âm Suresi 162. Ayet: "De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım (ibadetlerim), hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir." İnşirah Suresi 8. ayetteki "Yalnız Rabbine yönel" (ferğab) emrinin en geniş açıklamasıdır. İnsanın boş durmaması, sürekli bir eylem halinde olması yetmez; bu eylemlerin rotasının (rağbetinin) tamamen Allah'a dönük olması gerekir.
Necm Suresi, 39. Ayet: "İnsan için kendi çalışmasından (gayretinden) başka hiçbir şey yoktur." İnşirah suresindeki çalışıp yorulma emrinin (fensab) nedenini bu ayet açıklar. Ahirette insana fayda verecek olan, başkalarının soyu, sopu veya boş temennileri değil; bizzat dünyadayken ter dökerek, yorularak elde ettiği amellerdir. İslam, "nasıl olsa Allah affeder" diyerek yan gelip yatmayı yasaklar, gayreti şart koşar.
Sahabe efendilerimiz, bu ayetleri bir yaşam felsefesi olarak uygulamıştır. Abdullah İbn Mes'ud (ra): "Ben bir adamı ne dünyanın bir işinde ne de ahiretin bir işinde meşgul olmadan (bomboş) otururken görürsem ona şiddetle kızarım (buğzederim)." demiştir.
İbn Mes'ud'un (ra) "buğzetme" sebebi, boş durmanın İslam fıtratına aykırı olmasıdır. İnsan ya kendi dünyevi geçimini sağlamak için helal dairesinde çalışmalı (ki bu da ibadettir) ya da ahireti için ilim öğrenmeli, ibadet etmeli veya topluma faydalı olmalıdır. Asalaklık ve aylaklık, sahabe neslinin en çok nefret ettiği özelliklerden biridir.
İslam alimleri, bu ayetlerin sadece ibadet değil, genel bir yaşam felsefesi sunduğunu söyler. İmam Şâfiî (ra): "Nefsini hak (doğru ve hayırlı) işlerle meşgul etmezsen, o seni batıl (boş ve zararlı) işlerle meşgul eder." demiştir. İnsan nefsi ve zihni, tabiatı gereği boşluk kabul etmez. Eğer siz hayatınızı, vaktinizi Allah'ın razı olacağı işlerle planlayıp doldurmazsanız, şeytan ve nefis o boşluğu dedikodu, malayani (boş işler), tembellik ve günah ile doldurur.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, "Bir işi bitirince dinlenmek için büsbütün tembelliğe düşme; bir ibadeti bitirdiğinde diğerine, bir taati bitirdiğinde duaya, dünya işlerini bitirdiğinde ahiret işlerine girişerek dinlen." der. İslam'da yorgunluğu atmanın yolu "hiçbir şey yapmamak" değil, "yapılan işin türünü değiştirmek"tir. Zihnen yorulan birinin bedeni bir iş (spor, yürüyüş, temizlik) yaparak zihnini dinlendirmesi; bedenen yorulan birinin ise oturup kitap okuyarak veya tefekkür ederek dinlenmesi esastır. Bu, fıtrata en uygun zaman yönetimi modelidir.
Rasulullah'ın (sav) hayatı ve sözleri, bu ayetlerin yaşanmış halidir: Rasulullah (sav) şöyle buyurur; "İki nimet vardır ki insanların çoğu bunlarda aldanmıştır (kıymetini bilememiştir): Sağlık ve boş vakit." (Buhârî, Rikak, 1) Bu hadis, bu iki ayetin doğrudan bir açıklaması niteliğindedir. İnsan, sağlığı yerindeyken vakti varken bu sermayeyi tüketmezse, sermaye kendiliğinden eriyip gider. Vaktini boş oturtarak geçiren kişi, cenneti kazanabileceği en kıymetli hazinesini çöpe atmış olur.
Başka bir hadiste Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur; "Kıyamet kopuyor olsa ve birinizin elinde bir fidan bulunsa, kıyamet kopmadan onu dikebilirse bunu hemen yapsın."
İslam'da umutsuzluğa ve eylemsizliğe yer yoktur. Kıyametin kopması gibi en büyük felaket anında bile Müslümandan beklenen tavır "eylem"dir. Fidan dikmek dünyevi bir iştir; ancak kıyamet anında dikilen o fidanın meyvesini kimse yemeyecek olsa da, o fiil sırf Allah rızası için yapıldığı an bir ibadete dönüşür. Ve "Rabbine yönel" sırrı tecelli eder.
Diğer bir hadiste Rasulullah (sav) "Sizden herkes, ihtiyacını Rabbinden istesin. Hatta ayakkabısının bağı koptuğunda bile O'ndan istesin." (Tirmizî, Daavât, 149) buyurmuştur. Bu hadis, bu rağbetin sadece büyük ve uhrevi meselelerde değil, hayatın en küçük detaylarında bile Allah ile bağ kurmak anlamına geldiğini açıklar. Tevekkül ve yöneliş, kulun Rabbiyle olan şahsi iletişiminin sürekli taze kalmasını sağlar. Bir Müslüman, sürekli gelişim içinde olmalıdır. Dün bir işi bitirdiyse, bugün yeni ve daha iyi, daha güzel, daha faydalı, daha ileri bir işe "fensab" sırrıyla yorulmalıdır."