Filmi 30 saniye önce bitirdim. Söyleyeceklerim yürekten gelen şeylerdir. Uzun olursa affola. Hani bazı filmler vardır..Raf Ailesi olarak sizler bilirsiniz. O filmler size öyle bir dokunur ki, son sahne de bitip sonlanınca siyah ekranda isimler belirmeye başlar hani. Hani o…devamıFilmi 30 saniye önce bitirdim.
Söyleyeceklerim yürekten gelen şeylerdir.
Uzun olursa affola.
Hani bazı filmler vardır..Raf Ailesi olarak sizler bilirsiniz. O filmler size öyle bir dokunur ki, son sahne de bitip sonlanınca siyah ekranda isimler belirmeye başlar hani. Hani o isimlere bakakalırsınız. Hani sonsuz bir boşluğa düşmüşsünüzdür, kaybolmuş ve bir o kadar da ifşâ olmuşsunuzdur. İşte bu yoğun hissiyatı yaşattı bu film bana. Diyecek söz bulamıyorum..
Yaşanmış gerçek bir hikaye.
Desmont T. Doss.. İnançları gereği öldürmek kendisine yasak. İkinci Dünya savaşı patlak verince vatanı ve milleti için gönüllü asker oluyor. Fakat bir prensibi var, silaha asla dokunmayacak. Vicdanen kendini buna zorunlu hissediyor. Şiddetin içinde var olsa da, şiddeti terk edip tamamiyle karşı çıkan bir Kahraman. Sıhhiye olup silah arkadaşlarına yardım etmek istiyor. Bedeller ödüyor, çok zor şeyler yaşıyor. Sonucunda elde etmek istediğine kavuşup, tüm varlığıyla kendini "hayat kurtarmaya" adıyor. Bu hayatlar, kendisini öldürmeye çalışan "düşmanlar" dahi olsa..
Sinematografi birkaç filmde de gördüğüm o aşırı profesyonel şekilde kullanılmış. Savaş alanındaki kaos ve dehşet müthiş yansıtılmış. Patlayan bombaların havaya savurduğu bedenleri, yaralanan askerlerin çığlıklarını, düşmanın üzerine canı pahasına koşan askerlerin dehşet yayan yüz ifadeleri ve duyguları olabilecek en iyi biçimde izleyiciye aktarılmış.
Savaş/Dram filmlerini beğeniyorum. Çünkü savaşın ne denli korkunç bir şey olduğunu gösteriyorlar. İnsan canının önemsiz kabul edildiği 2. Dünya Savaşında yaşanan o haksız kıyım! On yıllar ve nesiller sonra dahi yüreğimi yakıyor. Neden savaştığını bile bilmeyen nice insanlar toprağa gömüldü. Yirmisine bile girmemiş gençler erkenden hayata veda etti. Neden!? Çünkü liderler öyle istedi. Çünkü liderler hırslı, şiddet tutkunu, sömürgeci ve istilacı!
Kendi vatanını savunanlara tek söz etmiyorum ve etmem. Onlar kendileri için şehitler. Herkes böyle inanır. Vatan millet toprak uğruna ölürken çıt ses çıkarmayan insanlar var. Japonlarda da var, Amerikanda da var, elbette Türk'de de var. Bu vicdan meselesi. Irk değil.
Filmde Japonlar yabani hayvanlar gibi gösterilmiş gibi geldi. Katılmıyorum.
Amerikan askerleri de sütten çıkmış ak kaşık değil ve hiç olmadı.
Fakat savaşı açan ve buna sebep olan herkese karşı amansız bir öfkem var.
Filmi izleyin izlettirin. Bizim neslimiz savaşı oyun sanıyor. Bilgisayarda oynadığımız Call Of Duty'ye benzemiyor savaş. Pubg değil savaş! Savaş insan demek. Tutsaklık, yıkım, işkence, yetim, öksüz, ölü demek.
Şiddete meyilli bir nesil yetişiyor farkında mısınız? Savaş aşığı bir nesil yetişiyor.
Türküz biz. Tarihte bize kılıç çekmeyene kılıç çekmedik. Aman dileyene özgürlük verdik.
Nefret ve kin, insanı lanetler. Ömrü boyunca ona yük olur.
Biliniz ki Raf ailesi, dostlarım; insan için öldürmek, hayat kurtarmaktan daha basittir. İnsan hep basiti tercih eder ama sonuçlarını düşünmez.
Desmont Doss öyle yapmadı. O zor olanı tercih etti. 2006'da 86 yaşında ismini tarihe Onurlu bir asker olarak yazdırdı. Can almadı, can kurtardı. Tek başına. Bedeller ödeyerek. Ama yılmadı. İnancını ölene dek korkusuzca muhafaza etti.
Kahraman Desmont Doss.. Hatıran her din, her dil ve her milletten insan için onurlu hatırlanacaktır.
• "Her bir yaralı askeri kurtardıktan sonra Tanrı'ya 'Tanrım, lütfen bir kişiyi daha kurtarmak için bana kuvvet ver. Bir kişiyi daha kurtarayım' dedim. Her defasında böyle dedim. Tanrım..bir kişi daha!"
• "Yerde gözleri kanla kaplanmış ve kapanmış bir askerin etrafa "Sıhhiye! Sıhhiye!" diye bağırdığını duyup ona koştum. Kendi mataramla yüzüne su döküp temizledim. Sonra da iyice sildim. Asker gözlerini açtı ve "Görebiliyorum! Kör oldum sanmıştım" dedi ve güldü. Hiç bir şey olmasa bile, o gülüş bana mükafat olarak yetti."
•Demont T. Doss...