Filmi bugün -ikinci kez- tekrardan izledim. Birkaç gündür hâtırıma düşmüştü; oraya yerleşmiş, dönüp dolaşan kelimeler eşliğinde beni sessizleşmeye mahkûm kılıyordu. Dışarıda yer edinen kasvete karşın, tarçınlı bir sahlep eşliğinde bu filmi açtım hemmen; daha fazla gürültüye tahammülüm yoktu. Bana kalırsa…devamıFilmi bugün -ikinci kez- tekrardan izledim. Birkaç gündür hâtırıma düşmüştü; oraya yerleşmiş, dönüp dolaşan kelimeler eşliğinde beni sessizleşmeye mahkûm kılıyordu. Dışarıda yer edinen kasvete karşın, tarçınlı bir sahlep eşliğinde bu filmi açtım hemmen; daha fazla gürültüye tahammülüm yoktu. Bana kalırsa bu film, uğruna şiir yazılacak yegâne değerlerden birisidir. İnsana görmekten rahatsızlık duyacağı yazgının şiirsel bir dille sunulumudur bu film. Sanki görme engelli birisinin, derin bir sessizlikte telkin edici bir ses eşliğinde en sevdiği şiiri yeniden keşfetmesi gibi. Şimdi sabaha kadar bu filme dair tanımlamalar yapabilirim. Keşke böyle bir meslek olsa, meslek demişken filmin pencere kenarlarına dair bir sanat teşkil etmesi de ne hoştu... 'Pencereme koyduğum başım, kalbime dalıp gittiğinde yeni dünyalar kurdum' der gibi sanki. Sahi hiç sevmeyen var mıdır acaba, bir akşam vakti pencereye düşen yazgısıyla yolculuk etmeyi? Ben çok küçükken -hayal meyal hâtırlıyorum- insanların telâşına nazire yazarcasına yağan bir yağmur eşliğinde bir gece yolculuğu yapmıştık. O kadar güzeldi ki... Tarifsiz bir şiir gibiydi benim için, işte ben de tıpkı Leyla gibi dalıp gitmiştim. Sırf dalıp gitmelerim hiç bitmesin diye, yolculuklar da hiç bitmesin isterim... Yazgımdan kaçarken, yazgıma yeni bir baştan tutulmak gibi bir durum biraz ama olsun; insan yazgısını en güzel yolculuklarda yeni baştan yazabiliyor.. Âh, âh... Sevgili Leyla, seninle yolculuk yapıyor olsaydım muhtemelen seni izlemekle ve seninle hayat üzerine konuşmakla geçerdi tüm bir yolculuk. Şair olduğunu hisseder miydim acaba?.. Eğer hissetmiş olursam, senden şiirlerin içresinde kullandığın her bir kelimenin hikâyesini anlatmanı rica edebilirdim belki... Kelimelerle yolculuk yapmak, hoş :)) Filmin işlediği konu o kadar güzeldi ki; ölüme karşı koşan bir insanın, sevdiği bir şiire rast düşmesi ile koşar adımların seyreyen adımlara çevrilmesi. Ve o şiir, o kelimeler üzerine yapılan son sahneyi kuşatan nefis diyaloglar... Elbette burada Başak Köklükaya'nın oyunculuğunu da es geçmemek lâzım. Pelin Esmer ve Barış Bıçakçı'nın sihirli ellerini de tabii; film boyunca, filme bir Edebiyatçı elinin değdiğinden bâriz bir şekilde emin oluyor zaten izleyici.
Ziyadesiyle abartmış olabilirim, filmden aradığını bulamayanlar için affola. Fakat bu bir filmden çok daha fazlası benim için, uğruna şiirler yazılası... Beni en etkileyen Türk filmlerinden birisi olmuştur şüphesiz. İzleyin, izleyin, izleyin...
|Güz bitmeden, bir şiir kitabı eşliğinde uzuuun bir tren yolculuğuna çıksam. Dalıp gitsem, insanları izlesem, okuduğum satırlar arasında işe yarar bir şey'ler arasam...