Hayatta hiçbir iz bırakmama arzusunu, mümkün olabilen tek şekilde gerçekleştirebilmenin yolunu bulmuştu. Kendine ait fikirlerin kütüphanesinde kapladığı yer, varlığının hayatta kapladığı yerden farksızdı ona göre.
Spoiler içeriyor
-Bayram sofrası sohbetlerinde , yüzü gittikçe silinen bir isimden ibaret olacağız ve giderek eski devirlere ait, atsız sansız yığının içinde kayıplara karışacağız. -Varoluşumuzun ufku ilerlemeydi. İlerleme refah anlamına geliyordu, çocukların sağlık ve afiyette , evlerin Işıl Işıl, sokakların aydınlık olması…devamı-Bayram sofrası sohbetlerinde , yüzü gittikçe silinen bir isimden ibaret olacağız ve giderek eski devirlere ait, atsız sansız yığının içinde kayıplara karışacağız.
-Varoluşumuzun ufku ilerlemeydi. İlerleme refah anlamına geliyordu, çocukların sağlık ve afiyette , evlerin Işıl Işıl, sokakların aydınlık olması demekti, savaşın ve köy hayatının tüm karanlık unsurlarına sırt çevirmek demekti. İlerleme plastikte ve formikadaydı; antibiyotiklerde ve sosyal sigorta ödeneklerinde, mutfak musluğundan akan suda ve kanalizasyondaydı; tatil kamplarında, yüksek öğrenimde ve atomdaydı .Zekanın ve açık görüşülüğün kanıtı olarak, zamana ayak uyduracaksın diye tekrarlıyordu herkes birbiriyle yarışırcasına.
-Şeylerin bolluğu, fikirlerin kıtlığını ve inançların aşınmasını gizliyordu.
-Artık hiçbir fikre sahip değildim. Hayatımı açıklamaya çalışmayı bıraktım ve tam bir küçük burjuva oldum çıktım.
-Önümüzdeki zaman objektif olarak kısaldıkça, doğumundan beriye, ölümünden öteye doğru gitgide yayılıyor, otuz ya da kırk yıl sonra kendisinden bahsederken , “Ceyazir Savaşı’nı görmüş.” diyeceklerini hayal ediyor, tıpkı büyük dedeleri ve nineleri için “70 Savaşı’nı görmüşler,” dendiği gibi.. ( Bu cümle benim rejenerasyonum için de aklıma benden sonrakilerinin şu an da yaşanan toplumsal olayları gördüğümüzü söyleceklerini getirdi.)
- Öznesi olmayan nesneler dünyasının gerçekliğinde dönüşerek hareket ediyorduk.
1940 lardan 2000 li yıllara uzanan deneysel bir metin. Otobiyografi tarzında fotoğraflar üzerinden dönemsel olayların anlatıldığı okuyanı içine çeken bir eser olmuş
Zengin sınıfın vebadan kaçmak ve kafa dinlemek için toplandıkları şatoda bir süre sonra havaya kaos hakim oluyor . Farklı sınıf katmanlarının bir arada yaşamaları ve hizmetçi efendi ilişkileri çok ince işlenmişti , bölümler ilerledikçe oyuncuların karakter gelişimleri ilginçti . Bastırılmış…devamıZengin sınıfın vebadan kaçmak ve kafa dinlemek için toplandıkları şatoda bir süre sonra havaya kaos hakim oluyor . Farklı sınıf katmanlarının bir arada yaşamaları ve hizmetçi efendi ilişkileri çok ince işlenmişti , bölümler ilerledikçe oyuncuların karakter gelişimleri ilginçti . Bastırılmış duygular , yozlaşmış din adamları, efendiler , hizmetçiler , zenginlik için verilen çaba , aç gözlülük ,hayatta kalmak için söylenen yalanlar gibi bir çok tema barındıran bir dizi olmuş. Bir gün de bitebilir, çerezlik seyir zevki var .Yer yer aptallıklarına sinir olup yer yer gülebilirsiniz .
Boccaccio’nun Decameron eseri dünya edebiyatının ilk hikaye örneğiymiş . Kitabı okumadım ama forumlarda gördüğüm kadarıyla benzerlikleri mevcut, bir eve kapanmaları , soylu kadınlar ve yer yer birbirlerine hikaye anlattıkları sahneler benzerlik gösteriyor .
“Devamlı bir kıyas halindeyim. Kendimden o kadar sıkılıyorum ki.. Keşke beni bir yere emanet bırakabilsem de akıllanınca gidip kendimi oradan geri alsam.” Bir kadının yaşadıkları sebebiyle değersiz hissettirilmesi ve annesine dahi annelik yapmak zorunda kalması ve hatta bir noktada kendine…devamı“Devamlı bir kıyas halindeyim. Kendimden o kadar sıkılıyorum ki.. Keşke beni bir yere emanet bırakabilsem de akıllanınca gidip kendimi oradan geri alsam.”
Bir kadının yaşadıkları sebebiyle değersiz hissettirilmesi ve annesine dahi annelik yapmak zorunda kalması ve hatta bir noktada kendine bile iç sesiyle annelik yapması zorunluluğu sonucu bir noktada artık kendi başına yetmek için verdiği uğraş anlatılıyor. O kadar bilindik ki hikaye bir yerlerde tanıdık birinin başına gelmiş de dinliyor gibi hissediyor insan. Bir çırpıda gülerek ve ağlayarak okuyacağınız ama severek devam etmek isteyeceğiniz bir roman olmuş.
“Değişimin temeli cesarettir ve bizim kimyasal tasarımımızda değişmek var .Bu yüzden yarın uyandığınızda kendinize söz verin.Kendinizi tutmak yok. Neyi başarıp başaramayacağınız konusunda başkalarının fikrine tabi olmak yok. Ve artık hiç kimsenin sizi cinsiyet, ırk , ekonomik durum ve din gibi…devamı“Değişimin temeli cesarettir ve bizim kimyasal tasarımımızda değişmek var .Bu yüzden yarın uyandığınızda kendinize söz verin.Kendinizi tutmak yok. Neyi başarıp başaramayacağınız konusunda başkalarının fikrine tabi olmak yok. Ve artık hiç kimsenin sizi cinsiyet, ırk , ekonomik durum ve din gibi işe yaramaz kategorilere sıkıştırmasına izin vermek yok. Yeteneklerinizin kış uykusuna yatmasına izin vermeyin , hanımlar. Kendi geleceğinizi tasarlayın.Bugün eve gittiğinizde ben neyi değiştireceğim diye sorun kendinize. Sonra da işe koyulun.”
“Kimyaya girişi böylece tamamlamış oldunuz, ders bitti.”
Elizabeth Zott’ a hayran olmamak elde değildi.İnanılmaz bir romandı bitmesin diye uzatarak tekrar tekrar cümleleri okuyarak ilerledim . Bu kitapta anlatılan her şey kadınlara o kadar tanıdık geliyor ki hemcinslerimi mutlaka bir noktada yakalıyor . Okuyun okutturun derim .
Ebeveynlerin açgözlüğü ve hırsı çocuklarının hayatlarını ve kendi hayatlarını nasıl mahvedebilir onu izliyorsunuz. Ailelerin başkalarının çocuklarıyla kendi çocuklarını kıyaslamaları , eğitim sisteminin saçmalıkları , adil olmayan eğitim sistemi içinde buna karşı koymaya çalışanların da ortadan bir şekilde kaldırılıp susturulması ,…devamıEbeveynlerin açgözlüğü ve hırsı çocuklarının hayatlarını ve kendi hayatlarını nasıl mahvedebilir onu izliyorsunuz. Ailelerin başkalarının çocuklarıyla kendi çocuklarını kıyaslamaları , eğitim sisteminin saçmalıkları , adil olmayan eğitim sistemi içinde buna karşı koymaya çalışanların da ortadan bir şekilde kaldırılıp susturulması , aile dinamiklerinin sınav kaygısı yüzünden bozulması , annelerin çocukların eğitimlerine daha çok eğilmek için kendilerinden vazgeçmeleri gibi temaları barındırıyor . Hayatlarına dahil ettikleri ;dershane, özel hocalar ve koç un aslında çocuklarda büyük bir strese sebep olduklarının farkında olamıyorlar . Elbette sistem bir an da değişmez ama bunu olduğu gibi kabul edip sürekli çocukları yarıştırmak onları yetersiz hissettirip histerik hale gelmelerini engellemek için içtenlikle sevildiğini hissettirmek, güvenli bir aile ortamı oluşturmak ve oldukları gibi kabul etmek çok önemli.
Olaylar bazı yerlerde çok karmaşık hal aldı ve karakterlerin süreç içindeki değişimleri çok iyiydi , oyuncuların duyguyu gayet güzel geçirdiğini düşünüyorum izleyiciye . Ailelerin kesinlikle izlemesi gerekiyor , insan süreç içindeyken uğradığı manipülasyonları ve yaptığı yanlışları fark edemiyor bu nedenle bir durup ben ne yapıyorum çocuğuma diye düşünmesi gerekiyor, bu dizi size düşündürüyor…
Genellikle kötü yorumlar gelmiş , insanlar böyle hayatlar var mı , sınıfsal bir durum var ve olaylar abartılmış demişler , katıldığım noktalar var evet ama genel anlamda sevdim ben diziyi. Kadınların ilişkilerden beklentilerini güzel anlatmıştı . İnsanların kendi ilişkilerini arkadaş…devamıGenellikle kötü yorumlar gelmiş , insanlar böyle hayatlar var mı , sınıfsal bir durum var ve olaylar abartılmış demişler , katıldığım noktalar var evet ama genel anlamda sevdim ben diziyi. Kadınların ilişkilerden beklentilerini güzel anlatmıştı . İnsanların kendi ilişkilerini arkadaş çevresindeki ve ebeveynlerinin ilişkileri ile kıyaslamaları neyi istemediklerini görmelerini sağlıyor bunu da dizide göstermiş bence. Üç erkek arasında değil dört erkek arasında bir durum var aslında bir de başından beri çok fazla şeyi seyirci anlamasına rağmen oyuncuların dile getirmesi anlamsız olmuş , güven ve inancınızı sorgulatacak bir son olmuş devamı gelecek gibi . Babasıyla olan ilk sahneleri çok hoştu , her aile biraz hayal kırıklığına sebep oluyor sanırım , yüzyıllardır bu kadın erkek ilişkileri hep bir muamma öyle olmaya da devam edecek , her dönemin kendi içinde farklı sorunları var bu dizi de günümüz ilişkilerinin sorunlarını anlatmış . Dizinin müzikleri çok iyi seçilmişti ben çok eğlendim , hele Edis detayı olaydı :)
Ben ne izledim şimdi ya midem kalkıp oturdu sürekli , film beni tiksindirdi . Resmen boğdu boğdu duvara fırlattı . Olay burada filmin özet kısmının çok ötesinde , konu yaş farkı falan da değil zoraki birliktelikler ve bir kadının bir…devamıBen ne izledim şimdi ya midem kalkıp oturdu sürekli , film beni tiksindirdi . Resmen boğdu boğdu duvara fırlattı . Olay burada filmin özet kısmının çok ötesinde , konu yaş farkı falan da değil zoraki birliktelikler ve bir kadının bir erkeğin inisiyatifine bırakılmış hayatı. Klasik kafa kimsesiz kız ortada kalmasın diye kendinden yaşça büyük bir adamla evlendirilmiş belli, e tabi bu kadın için mecburi bir evlilik olduğundan karakter olaylara karşı çok duygusuz tepkiler veriyor. Hilmi çok rahatsız edici bir tip , Ela hayattan zevk alamıyor (ailesini depremde kaybetmiş ) Ali tam bir ergen , hepsi ayrı bir kafa da yaşıyor . Ela’nın gönderilmemek için istemediği bir şeyi yapması ve sonunda yangın çıkması filmin başından beri yangın sigortası şirketinin ısrarlı aramasını anlamlı kıldı.
Birbirlerinde mutluluğu bulduklarını zanneden bir çiftin hayatı kendilerine cehennem edişini izliyoruz. İyi insanların kötü evlilikleri temalı harika bir yapım olmuş. Bu çiftin tanışmalarından itibaren geçirdikleri yaklaşık 14 yılı acısıyla tatlısıyla çok güzel anlatmış bir türlü büyüyemeyen çocuk gibi birbirinden kaçıp…devamıBirbirlerinde mutluluğu bulduklarını zanneden bir çiftin hayatı kendilerine cehennem edişini izliyoruz. İyi insanların kötü evlilikleri temalı harika bir yapım olmuş. Bu çiftin tanışmalarından itibaren geçirdikleri yaklaşık 14 yılı acısıyla tatlısıyla çok güzel anlatmış bir türlü büyüyemeyen çocuk gibi birbirinden kaçıp doğru düzgün konuşamayan çiftimizin üzerine bir de çocukları olunca işler iyice karışmış. İlk bölümlerde ki çapraz kurgu çok iyi işlenmişti ; tanışma ve boşanma , babanın ölümü ve düğün gibi temalar iç içe geçmiş .. Hayatlarına devam edemedikleri için boşandıktan sonra bile birbirlerini mutsuz etmenin bir yolunu buluyorlar, travmalarını üzerlerinden bir türlü atamadıkları için hatalarının sebebi olarak sürekli bunu görüyorlar. Öyle kangren olmuş bir ilişki ki bu bir türlü söküp atamıyorlar.
-Gelin sizsiniz sanırım ?
-Düğünlerde beyaz giyerim..
Her şey böyle başlamıştı sanırım belki başka evrende tekrar..
Kesinlikle sanat için bir dizi yapılmış , harika bir iş olmuş . Her sahnesi bir fotoğraf karesiydi ve siyah beyaz olması seyir zevkini daha da arttırmış diyebilirim . Zengin bir adam şımarık oğlunu evine geri dönmesi için ikna etmek amacıyla…devamıKesinlikle sanat için bir dizi yapılmış , harika bir iş olmuş . Her sahnesi bir fotoğraf karesiydi ve siyah beyaz olması seyir zevkini daha da arttırmış diyebilirim . Zengin bir adam şımarık oğlunu evine geri dönmesi için ikna etmek amacıyla peşine bir adam gönderir ve hikaye burada başlar . Orijinali 1955 yılında psikolojik gerilim olarak yazılan kitaptan uyarlanan dizi, aslında kitapla aynı isimli filmi de çekilmiş. Sakin ve yavaş ilerleyen dizi kitap okur zevki de veriyor çünkü her ayrıntı çok güzel bir şekilde işlenmiş . Son bölümde Caravaggio ya yapılan atıf ve son sahnelerin ressamın hayatındaki bir olayla ilişkili olarak düşünülmesi çok güzel olmuştu . Son bölümün isminin Narcissus olması 5. Bölümde Ripley in onun eserleriyle tanışması gibi gibi çok ince nüanslar var . Netflix de böyle bir iş olması umut vericiydi açıkçası ve kast seçimi , ışık , ses kullanılan müzik inanılmaz bir uyum içindeydi . Kesinlikle tavsiye edilir , insanın içinde İtalyaya gidip görme isteği uyandırıyor .